Lem'alar - page 40

DördüncüLem’a
“Minhacü’s-Sünne” bu risaleye lâyık görülmüştür.
Mesele-i imamet bir mesele-i fer’iye olduğu hâlde, ziyade ehem-
miyet verildiğinden, bir mesail-i imaniye sırasına girip, ilm-i ke-
lâmda ve usulü’d-dinde medar-ı nazar olduğu cihetle,
(1)
kur’ân’a ve imana ait hizmet-i esasiyemize münasebeti bulun-
duğundan cüz’î bahsedildi.
W
¢l
üj/
ôn
M r
ºt
àp
æn
Y Én
e p
¬r
«n
?n
Y l
õj/
õn
Y r
ºo
µ°p
ùo
Ør
fn
G r
øp
e l
?ƒo
°Sn
Q r
ºo
c
n
ABÉ n
L r
ón
?n
d
!G n
»p
Ñ°r
ùn
M r
?o
?n
a Grr
ƒs
dn
ƒn
J r
¿p
Én
a @ l
º«/
Mn
Q l
±oD
hn
Q n
Ú/
æp
erD
ƒo
Ÿr
Ép
H r
ºo
µr
«n
?n
Y
(2)
@ p
º«/
¶n
©r
dG ¢p
Tr
ôn
©r
dG t
Ün
Q n
ƒo
gn
h o
âr
?`s
c
n
ƒn
J p
¬r
«n
?n
Y n
ƒo
g s
’p
G n
¬'
dp
G '
B ’
(3)
»'
Hr
ôo
?r
dG ?p
a n
Is
On
ƒn
Ÿr
G s
’p
G Gk
ôr
Ln
G p
¬r
«n
?n
Y r
ºo
µ`o
?n
Ä°r
Sn
G '
B ’ r
?o
b
Ş
U AYET-İ AZÎMENİN
çok hakaik-ı azîmesinden bir iki
hakikatine İki Makam ile işaret edeceğiz.
BirinciMakam
dört nüktedir.
BİrİNCİ NüKte
resul-i ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın ümmetine kar-
şı kemal-i şefkat ve merhametini ifade ediyor.
] Dördüncü Lem’a, Barla’da
1932’de Türkçe olarak telif edil-
miştir.
aleyhissalâtü vesselâm:
“Salât ve
selâm onun üzerine olsun,” anla-
mında Peygamberimiz Hz. Mu-
hammed’ e dua (asm).
arş:
İlâhî kudret ve saltanatının
belirip görünme yeri, arş, yaratı-
lan en büyük varlıktır.
âyet-i azîme:
büyük ve yüce ayet.
cihet:
yön, taraf.
cüz’î:
az, sınırlı.
ehemmiyet:
önem.
ehl-i Beyt:
Hz. Peygamberimizin
soyundan gelenler.
hakaik-ı azîme:
büyük hakikat-
ler.
hakikat:
gerçek, doğru.
hizmet-i esasiye:
asıl hizmet.
ifade etme:
anlatma.
ilm-i kelâm:
kelâm ilmi, iman
esaslarını açıklayıp ispat eden ilim
dalı.
iman:
inanma, itikat, inan.
kemal-i şefkat:
tam ve eksiksiz
şefkat.
lâyık:
uygun, münasip.
makam:
kısım, aşama.
medar-ı nazar:
göz önünde bu-
lundurulması gereken.
merhamet:
acımak, şefkat etmek,
korumak, iyilik etmek.
mesail-i imaniye:
imanla ilgili ko-
nular.
mesele-i fer’iye:
asılla ilgili olma-
yıp ayrıntılarla ilgili konu.
mesele-i imamet:
halifelik, üm-
mete imamlık meselesi.
minhacü’s-sünne:
sünnet yolu,
peygamber efendimizin gittiği, şe-
riat yolu.
mü’min:
iman eden, inanan; Müs-
lüman.
münasebet:
ilgi, yakınlık.
nükte:
derin ve ince manalı söz.
peygamber:
Allah’ın elçisi, Allah
tarafından haber getirerek İlâhî
emir ve yasakları insanlara bildi-
ren haberci, nebî.
rab:
yaratan, besleyen, varlıkları
ıslah ve terbiye eden Allah.
rahman:
rahmeti bütün herkese
yayılan ve bütün yaratılmışların
rızıklarını ve geçim şekillerini içi-
ne alan rahmetin sahibi Allah.
resul-i ekrem:
çok cömert, ke-
rîm olan peygamber, Hz. Muham-
med (asm).
risale:
belli bir konuda yazılmış
küçük kitap.
tevekkül:
Allah’a dayanma ve gü-
venme; bir işte elinden geleni yap-
tıktan sonra işi Allah’a bırak-
ma.
usulüddin:
dinin temel pren-
sipleri, iman ve itikat esasları.
ümmet:
Müslümanların tama-
mı.
vazife:
görev.
ziyade:
çok, fazla.
1.
Ahmed bin Muhammed, KitabüUsulü'd-din, s. 269, 279.
2.
Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
Ey insanlar, size kendi içinizden öyle bir peygamber geldi ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona
pek ağır gelir. O size çok düşkün, mü’minlere çok şefkatli, çok merhametlidir. • Ey Peygam-
ber, eğer insanlar senden yüz çevirirse, sen de ki: “Allah bana yeter. Ondan başka ibadete
lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur.” (Tevbe Suresi:
128-129.)
3.
Dedi ki: Vazifem karşılığında sizden bir ücret istemiyorum; sizden istediğim, ancak akraba-
ya sevgi ve Ehl-i Beytime muhabbettir. (Şûra Suresi: 23.)
d
ördÜncÜ
l
em
a
| 40 | Lem’aLar
1...,30,31,32,33,34,35,36,37,38,39 41,42,43,44,45,46,47,48,49,50,...1406
Powered by FlippingBook