Lem'alar - page 575

ONALTINCIRİCA
Bir zaman, ihtiyarlık vaktinde, eskişehir hapsinden, bir
sene cezayı çekip çıktım. Beni kastamonu’ya nefyettiler.
polis karakolunda iki üç ay misafir ettiler. Benim gibi, sa-
dık dostlarıyla görüşmekten sıkılan bir münzevi ve kıya-
fetinin tebdiline tahammül etmeyen bir adam, böyle yer-
lerde ne kadar azap çeker, anlaşılır. İşte ben bu me’yusi-
yette iken, birden, inayet-i İlâhiye ihtiyarlığımın imdadı-
na geldi. o karakoldaki komiser, polislerle beraber, sa-
dık dost hükmüne geçtiler. Hiçbir vakit şapkayı başıma
koymayı ihtar etmedikleri gibi, benim hizmetçilerim mi-
sillü, istediğim zaman beni şehrin etrafında gezdiriyordu-
lar.
sonra, o karakolun karşısında, kastamonu’nun med-
rese-i nuriyesine girdim, nurların telifine başladım. Fey-
zi, emin, Hilmi, sadık, nazif, salâhaddin gibi nurun kah-
raman şakirtleri, nurların neşri, teksiri için o medreseye
devam ettiler. gençlikte eski talebelerimle geçirdiğim kıy-
mettar müzakere-i ilmiyeyi daha parlak bir surette gös-
terdiler.
sonra gizli düşmanlarımız bazı memurları ve bir kısım
enaniyetli hocalar ve şeyhleri aleyhimize evhamlandırdı-
lar. Bizi denizli hapsine, beş altı vilâyetlerden gelen nur
talebelerini, o medrese-i Yusufiyede toplanmaya vesile
oldular.
Bu on Altıncı ricanın tafsilâtı, kastamonu’dan gön-
derip lâhikaya geçen ve denizli hapsinde, oradaki
Lem’aLar | 575 |
Y
irmi
a
lTıncı
l
em
a
aleyh:
karşıt.
azap:
eziyet, büyük sıkıntı.
enaniyet:
bencillik, egoistlik.
evham:
vehimler, esassız şey-
ler.
hükmüne:
değerine.
ihtar:
hatırlatma, uyarı.
inayet-i İlâhîye:
Allah’ın yar-
dımı.
kıymettar:
değerli, kıymetli.
lâhika:
ek, ilâve.
medrese:
ders okutulan yer.
medrese-i nuriye:
nur med-
resesi; Risale-i Nur’ların okun-
duğu yerler.
medrese-i Yusufiye:
iman ve
Kur’ân’a hizmetinden dolayı
tevkif edilenlerin hapsedildiği
yer manasında, hapishane.
me’yusiyet:
ümitsizlik.
misillü:
gibi, benzeri.
münzevi:
inzivaya çekilen,
yalnız yaşayan.
müzakere-i ilmiye:
ilmî mü-
zakere.
nefiy:
sürgün etme.
neşir:
yayma, tamim.
nur:
aydınlık, ışık.
sadık:
sadâkatli, dostluğu ve
bağlılığı içten olan.
suret:
biçim, tarz.
şakirt:
talebe, öğrenci.
tafsilât:
açıklamalar, etraflı
olarak bildirmeler.
tahammül:
zora dayanma.
talebe:
öğrenci.
tebdil:
değiştirme.
teksir:
çoğaltma.
telif:
kitap yazma.
vesile:
vasıta.
vilâyet:
il.
1...,565,566,567,568,569,570,571,572,573,574 576,577,578,579,580,581,582,583,584,585,...1406
Powered by FlippingBook