Lem'alar - page 994

BeşinciLem’a. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
54
¨
(1)
o
?«/
cn
ƒr
dG n
ºr
©p
fn
h *G Én
æo
Ñ°r
ùn
M
ayetinin gayet mühim
bir hakikatini on beş mertebe ile beyan edecek bir
risale olacaktı. Fakat hakikat ve ilimden ziyade zikir
ve tefekkür ile münasebettar olduğundan şimdilik
tehir edildi. Çendan on Birinci lem’a olan
Mirka-
tü’s-Sünne
ve
Tiryakı Marazı’l-Bid’a
namındaki ga-
yet mühim bir risale Beşinci lem’a namıyla bidaye-
ten yazılmıştı. Fakat o risale on bir nükte-i mühim-
meye inkısam ettiğinden on Birinci lem’aya girdi.
Beşinci lem’a açıkta kaldı.
AltıncıLem’a. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
54
?
(2)
p
º«/
¶n
©r
dG pq
»p
?n
©r
dG $Ép
H s
’p
G n
Is
ƒo
b n
’n
h n
?r
ƒn
M n
cümlesinin
ifade ettiği çok âyâtın mühim hakikatini yine on beş
yirmi mertebe-i fikriye ile beyan edecek bir risale
olacaktı. Bu lem’a da Beşinci lem’a gibi nefsimde
hissettiğim ve harekât-ı ruhiyemde zikir ve tefekkür-
le müşahede ettiğim mertebeler olduğundan, ilim
f
iHriST
| 994 | Lem’aLar
¨?
Hazret-i üstadımız Yirmi dokuzuncu Arabî lem’anın Beşinci Babının
haşiyesinde bu iki cümle hakkında, “Bu iki mübarek kelâmın meratibi,
ilimden ziyade fikir ve zikir olduğundan Arabî zikredildi…” diye beyan-
da bulunmaktadır.
o
p
cn
ƒr
dG n
ºr
©p
fn
h *G Én
æo
Ñ°r
ùn
M
âyetinin hakikatine dair dör-
düncü Şua olarak
Hasbiye Risalesi
namıyla sonradan türkçe telif edil-
miştir.
Hz. Üstadın Hizmetkârları
ahir:
son.
arş:
Allah’ın kudret ve saltanatının
tecelli ettiği yer.
âyât:
Kur’ân’ın cümleleri.
bab:
bölüm, kısım.
Bâkî:
yok olmayan, sürekli ve ka-
lıcı olan, bütün varlıklar yok olur-
ken yok olmayan ve bütün var-
lıklar yok olduktan sonra da
zatıyla var olacak tek varlık, Allah.
beyan etmek:
açıklamak, izah et-
mek.
bidayeten:
başlangıçta, ilk olarak.
cihet:
yön.
çendan:
gerçi, her ne kadar.
ehl-i Beyt:
Peygamberimizin ev
halkı ve onun neslinden olanlar
gayet:
son derece, çok.
hakikat:
gerçek.
harekât-ı ruhiye:
ruhen yapılan
hareket ve faaliyet.
haşiye:
dipnot, ek.
ibadet:
kulluk.
ifade etmek:
anlatmak.
ilâh:
tanrı, kendisine ibadet edilen,
tapınılan.
ilim:
biliş, bilgi.
inkısam etmek:
kısımlara ayrıl-
mak.
lem’a:
parıltı.
medar:
kaynak, sebep.
meratip:
mertebeler, seviyeler.
merhamet:
acıma, şefkat gös-
terme, koruma, iyilik etme.
mertebe:
derece.
mertebe-i fikriye:
fikir ve dü-
şünce dereceleri, mertebeleri.
muhabbet:
sevgi.
mübarek:
hayırlı, sevaplı, uğurlu.
mühim:
önemli.
mü’min:
iman eden, Allah’a ina-
nan
münasebettar:
ilgili, alâkalı.
münasip:
uygun, lâyık.
müşahede etmek:
görmek, göz-
lemlemek.
nam:
ad, isim.
nefis:
bir şeyin kendisi, şahsı.
nükte-i mühimme:
ancak dikkat
edildiğinde anlaşılan ince manalı
önemli söz; önemli konu, bö-
lüm.
rab:
besleyen, büyüten, ye-
tiştiren bütün varlıkları uyum
içinde sevk ve idare eden Al-
lah.
risale:
belirli bir konuda yazıl-
mış küçük kitap.
şefkat:
karşılıksız sevme,
acıma, merhamet etme.
tefekkür:
düşünme, derinle-
mesine, inceden inceye dü-
şünme.
tehir edilmek:
ertelenmek.
telif etmek:
eser yazmak.
tevekkül:
bir işin gerçekleş-
mesi için gerekenleri yaptık-
tan sonra işi Allah’a bırakmak,
neticeyi ondan beklemek.
üstat:
ilimde ve sanattan üs-
tün olan kimse, büyük hoca.
vazife:
görev.
Vekîl:
kendisine güvenen kul-
larının işlerini yoluna koyan,
her şeyi idaresi altında bulun-
duran, kendisine dayanılan,
güvenilen Allah.
zevk:
lezzet, haz, hoşa giden
hâl.
zikir:
Allah’ı çok anıp, büyük-
lüğünü düşünme.
zikretmek:
anmak.
ziyade:
fazla, çok.
1.
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmran Suresi: 173.)
2.
Kötülüklerden uzaklaşmak ve iyiliğe yönelmek ancak Allah’ın yardımıyladır.
1...,984,985,986,987,988,989,990,991,992,993 995,996,997,998,999,1000,1001,1002,1003,1004,...1406
Powered by FlippingBook