"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Can kaybının yanında bina kaybı da önlenmeli

17 Ağustos 2018, Cuma 00:41
Deprem Yüksek Mühendisileri Dr. Cüneyt Tüzün ve Dr. Bahadır Şadan 17 Ağustos’un yıl dönümünde depreme karşı yapılması gerekenleri anlattı. Uzmanlar, can kaybının yanında bina kaybının da önlenmesine dikkat çekerek, ‘Deprem İzolasyon Teknolojisi’nin önemine dikkat çekti.

Deprem Riskine Karşı Çözüm: Deprem İzolasyon Teknolojisi

Röportaj: Netice Kübra Görentaş - Lütfiye Kef 

Deprem esnasında başta can kayıpları olmak üzere, yapıların gerek taşıyıcı sistemlerinde gerekse yapısal olmayan bileşenlerinde ve donanımlarında oluşacak hasarları önleyen, yıkıcı depremler sonrasında oluşabilecek can ve maddî kayıpları azaltan deprem izolasyon teknolojilerini Deprem İzolasyon Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Deprem Yüksek Mühendisi Dr. Cüneyt Tüzün ve Dr. Bahadır Şadan ile konuştuk.

Deprem izolasyon teknolojisi nedir? Türkiye’de kullanımı hangi boyuttadır? Bu teknoloji Türkiye için depreme karşı yeterli bir tedbir midir?

Deprem İzolasyon teknolojisi öncelikle depremden yapı sisteminin yanında yapı içindeki tüm sistemleri korumak için geliştirilen yeni bir teknolojidir. Söz konusu teknoloji dünyada yaklaşık 30 yıldır kullanılmaktadır ve Türkiye’de ise yaklaşık 15 yıllık bir geçmişi vardır. Özellikle deprem sonrası meydana gelen hasarlar olan can kaybının yanında mal kaybının da azaltılması için geliştirilmiş bir teknolojidir deprem izolasyonu. 2013 yılında Sağlık Bakanlığı 1. ve 2. derece deprem bölgelerinde bulunan 100 yataktan fazla kapasiteye sahip tüm devlet hastanelerinde deprem izolasyon teknolojisinin kullanması zorunluluğu getirdi. Bu tarih itibarı ile uygulamalar hızla artmıştır ve günümüzde inşaatı tamamlanmış, devam eden ve tasarım aşamasında 100’den fazla hastane bulunmaktadır. Hastaneler dışında havalimanları, köprüler, veri merkezleri gibi binalarda da kullanılmaktadır.

Deprem zararlarının azaltılmasında en etkin çözümlerden biri

Geçmiş depremlerde deprem izolasyonlu yapıların göstermiş olduğu olumlu davranış tecrübesine dayalı olarak söz konusu teknolojinin deprem zararlarının azaltılmasında en etkin çözümlerden biri olduğu söylenebilir. Deprem İzolasyon Derneği bu teknolojinin ne olduğunu ne amaçla kullanılacağını, kullanıcılara aktarılmasını ve yaygınlaştırılmasını hedefleyen, konu ile ilgili mühendislerin kurduğu gönüllülük esasına göre çalışan 2006 yılında kurulmuş bir  dernektir.

Deprem izolasyonu uygulanan binaların deprem davranışı nasıldır?

Deprem izolasyon teknolojisinin en büyük katkısı binanın taşıyıcı sistemini oluşturan elemanlar yanında bina içindeki eşya ve sistemleri de korumasıdır. Deprem Yüksek Mühendisi Dr. Bahadır Şadan, “Tüm dünyada da durum böyledir, ama olay şudur: Yapı kullanıcıları daha iyi bir deprem davranışı talep ederek binasında hasar oluşmaması isteyebilir. Bu durumda bu hasarı önlemek için geliştirilen bir teknoloji vardır. O da deprem izolasyonudur. Sizin yapınızla birlikte içindekileri de korur. Bu davranış geçmiş depremlerde görülmüştür. Son 30 yıl içerisinde Japonya, Amerika, Yeni Zelanda’da meydana gelen depremlerde deprem izolasyonlu binalar hasar meydana gelmemiştir. Kısacası bu teknoloji doğada denenmiştir.”

Yönetmelik sadece can kaybını önlemeyi baz alıyor 

Deprem İzolasyon Derneği olarak vurgulamak istediğimiz en önemli şey kullanıcının pek farkında olmadığı; insanların deprem yönetmeliğine uygun yapılmış binaların depremde hasar görmeyeceğini düşünüyorlar. Ancak tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de yürürlükte olan deprem yönetmeliğine göre tasarlanmış yapıların deprem tasarım felsefesi “insanların binadan can kaybı olmadan” çıkmasını sağlamaktır. Diğer bir değiş ile binanızda yapısal hasar meydana gelir, ancak can kaybı önlenir. Bugün yeni yapılan binaların tasarımı da mevcut yönetmeliğe göre tasarlandığı için hasar görmeleri kaçınılmazdır. Ancak burada vurgulanması gereken yönetmeliklerin “minimum standartları” tanımladığı tasarımcının ve kullanıcının daha iyi şartları talep edip daha iyi bir tasarım yapmasının mümkün olduğudur. 

Bu konuda bilgi eksikliği yaşanıyor

Ülkemizde halkımızın en büyük amacı birikimleri ile bir ev satın almaktır. Ancak bu kadar önemli yatırımın deprem etkisi altında hasar görmesi kaçınılmazdır. Belirtmek gereklidir ki, bu durumdan gerek mühendisler, gerek yatırımcılar gerekse son kullanıcı halkımızın bilgisi yoktur. Deprem mühendisliği alanında son gelişmeleri takip eden Türkiye, bu çerçevede deprem yönetmeliğini yenilemiş durumdadır. 2018 yılında taslak olarak yayınlanan “Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği” 1 Ocak 2019 tarihinde resmî olarak yürürlüğe girecektir. 

Deprem izolasyon teknolojisi Türkiye’de de var…

Deprem izolasyon teknolojisi kapsamında kullanılan cihazlar genel olarak ABD, İtalya, Almanya, Yeni Zelanda gibi ülkelerde üretilmektedir. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar sonucunda artık Türkiye’de de yerli üretim başlamış durumdadır. Geçen zaman içinde deprem yalıtımı konusunda tasarım, üretim ve uygulama alanında Türkiye’nin de belirli bir tecrübesi ve bilgi birikimi oluşmuştur.

Deprem izolasyon teknolojisi mevcut binalara da uygulanabiliyor mu?

Deprem izolasyon teknolojisi sadece yeni binalara değil mevcut binalara da uygulanabilir. Belirli kriterleri sağlaması durumunda mevcut binalara uygulanabilir. Bu kriterler; ortalama beton kalitesi, ortalama mühendislik hizmeti görmüş ve bitişik nizam olmamasıdır. Bu binalar yıkmadan bodrum katında kolonları kesip araya izolatör yerleştirip yeni yapılacak binadan daha güvenli bir hale getirmek mümkündür. 

Deprem İzolasyonu uygulamasının maliyeti nedir?

Deprem yalıtımının Türkiye’de bugüne kadar yapılan uygulamalar incelendiğinde deprem izolasyonunun maliyeti olarak “bina maliyetinin yüzde 5- yüzde 10’u” arasında olduğu söylenebilir. Uygulanan teknolojinin binanın hasar görmesini engellediği düşünüldüğünde bu oranın oldukça kabul edilebilir bir oran olduğu söylenebilir. 

17 Ağustos 1999 depremi sonrası Türkiye’de deprem zararlarının azaltılması için ne gibi çalışmalar yapılmıştır?

17 Ağustos 1999 tarihinden bugüne, geçen yaklaşık 20 yıl içinde elbette çok çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Ancak Türkiye gibi dinamik ve hızla gelişen bir ülkede yapılanlar çok yeterli olmayabiliyor. Örneğin kötü durumda olan binaları iyileştirmek gibi bir işlem başlatsanız bunun için bütçe ve yeterli teknik personel bulmak kolay değildir. İstanbul’da hâlâ daha büyük bir yapı stoğu var. Riskin azaltılması için kentsel dönüşüm gibi çalışmalara başlandı, ama o çalışmaların da hızı da maddî, hukukî ve diğer etkenlerden dolayı istenilen hızda gitmiyor.

Asıl soru: “Deprem sonrası ne olacak?”

İstanbul’u büyük bir deprem beklemektedir ve bu depremi bir gün yaşayacağız. Bu nokta düşünülmesi gereken deprem sonrası nasıl bir ortamda yaşamak zorunda kalacağımızdır. Geçmiş depremler göstermiştir ki hayatta kalanlar oldukça büyük bir ekonomik yük ve sorunlu bir çevre ile karşı karşıya kalmıştır. Oluşacak sorunun boyutu bugünden alınacak önlemlere doğrudan bağlıdır. Bu gibi önlemler uzun vadeli ve belirli bir strateji içinde geliştirilmesi gereken aksiyonlardır.  

Yine hasar görecek bina yapmak çok rasyonel bir davranış değil

Kentsel dönüşüm amaç olarak çok iyi bir proje olmak ile birlikte uygulamada ekonomik, teknik ve hukuksal problemler ortaya çıkmaktadır. Teknik açıdan değerlendirmek gerekirse, kentsel dönüşüm çerçevesinde yenilenen binaların malzeme kalitesi, iç tasarımı ve mimarî görüntüsüdür. Deprem tasarımı olarak deprem yönetmeliği kullanıldığı için “can güvenliği” hedefi değişmediği için yenilenen bina da hasar meydana gelmesi kaçınılmaz durumdadır. Deprem güvenliği yetersiz olan binayı yıktıktan sonra yerine yine hasar görecek bina yapmak çok rasyonel bir davranış değildir. Oysa binalar yenilenmesi aşamasında can kaybının önlemesi yanında yapısal ve yapısal olmayan elemanların da hasarının engellenmesi için deprem izolasyon teknolojisi kullanılması mümkündür. 

Türkiye’de deprem algısı ve risk yönetimi

Deprem gibi doğal afetlere karşı insanların algısını değiştirmek için yapılacakların başında olayı bir devlet politikası haline getirmek ve uzun vadeye yaymaktır. Bu amaçla halkın afete hazırlanması için farklı platformlarda bilinçlendirme projeleri yapılmış ve devam etmektedir. Türkiye’de depremin doğrudan zararları olan can kabı ve maddî kayıplar yanında uzun vadede yarattığı kayıpların boyutları büyüktür. Özellikle sanayi ve üretim tesislerinde meydana gelecek deprem hasarları tesislerin içindekilere verdikleri hasar yanında söz konusu tesisteki ekipmanın yenilenmesi ve tesisin tekrar üretime geçmesi “iş sürekliliği” ve sektörde güven kayıplarını da beraberinde getirmektedir.

Etiketler: deprem, 17 ağustos
Okunma Sayısı: 1319
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı