"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İYİ Parti Bingöl Milletvekili Adayı Kazım Ataoğlu: Türkiye yenilik istiyor

23 Haziran 2018, Cumartesi 00:43
İYİ Parti Bingöl Milletvekili adayı Kazım Ataoğlu ile seçim sürecini ve toplumdaki yansımalarını konuştuk. Bölge halkının büyük bir baskı altında olduğunu vurgulayan Ataoğlu, Tek Parti Dönemi’nde bile bu kadar baskı yaşanmadığını söyledi.

Ataoğlu: “İktidar partisinin bölgeye ve şehrimize verebilecek hiçbir şeyi kalmamıştır. İnsanları doğdukları yerde mutlu edemeyen bir iktidarın buradan artık oy alamayacağını düşünüyorum. Türkiye yenilik istiyor. İktidardaki partinin tamamına yayılan bir metal yorgunluk var, değişmesi gerektiğine inanıyorum.”

***

TÜRKİYE YENİLİK İSTİYOR

Toplumun ve bölgenin nabzını tutan İYİ Parti Bingöl Milletvekili adayı Kâzım Ataoğlu, “Türkiye yenilik istiyor” diyor. 

İYİ Parti Bingöl Milletvekili adayı Kâzım Ataoğlu ile seçim sürecini ve toplumdaki yansımalarını konuştuk. Bölge halkının büyük bir baskı altında olduğunu vurgulayan Ataoğlu, Tek Parti Dönemi’nde bile bu kadar baskı yaşanmadığını söyledi. OHAL’de seçime gitmenin bir demokrasi ayıbı olduğunu belirten Ataoğlu, seçmenin sessizliğinin 24 Haziran’da bozulacağını ve en güzel cevabın sandıkta verileceğinin altını çizdi.

Milletvekili olmaya nasıl karar verdiniz?

Bingöl millet vekili olarak üç dönem parlamentoda görev yapmıştım. Şu anda İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktayım. Daha önceki tecrübelerime dayanarak partime daha etkin bir katkı sağlayabilmem için bilgi birikimlerime güvenerek, özelde şehrime genelde ülkeme hizmet edebilmek için aday oldum. İktidarda olan partinin parlamenter profilleri, şehirlerimiz üzerinde yaptığı tahribat o kadar çok arttı ki, bu seviyenin artık bizler gibi eski siyasetçiler tarafından, daha yaşanılabilir şehirler için düzeltilmesi gerektiğine inanıyorum. Bingöl’ün ve ülkemizin buna ihtiyacı var. İktidar ya da muhalefette kalmak önemli değil; Önemli olan şehirlerimiz ve ülkemize fayda sağlamaktır. 

Milletvekili seçilmeniz durumunda mecliste gündeme getireceğiniz ilk konu nedir?

Dayanışma kültürü, adalet ve demokrasi benim gördüğüm en büyük eksikliktir. Yeni seçilecek olan partimin vekilleri Meclis’te öncelikle bunları dile getirecektir. Zaten muhalefet eksiklikleri Meclis’e taşır, iktidar ise çözüm üretir. Ben kendime hep bu misyon ile bakmışımdır. Taşrada çok büyük bir işsizlik sorunu var. Bingöl işsizler ordusu halinde ve yaşanılmaz bir hal almıştır. Yerel hizmetler konusunda belediye tam bir hayal kırıklığı. Bölgemizde tarım ve hayvancılık bitmiş durumda. Kentleşme vaatleri ile göç; devlet politikalarından cesaret almış, il ve ilçe merkezlerine gelen köylüler işsizliğin kurbanı olmuşlardır. 

Yardımları tehdit unsuru olarak kullanıyorlar

Devlet, Bingöl gibi küçük bir ilde sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfından 54 bin kişiye cüz’î yardımlarda bulunarak vatandaşı açlık sınırında fukaralığa itmiş ve kendisine köle bir toplum oluşturmuştur. Zaten bunu seçim dönemlerinde de bir tehdit unsuru olarak kullanıyorlar. ‘Hükümet kaybederse yardımlar kesilecektir denen yaygarayı’ bir seçim propagandası olarak kullanıyorlar. Bu Bingöl’le yakışan bir durum değildir. 

Türkiye’nin içerisinde bulunduğu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz. (Sosyal, ekonomik ve siyasal olarak)

İktidar partisinin kendisine tanınmış 20 aylık bir iktidar vakti varken neden erken seçime gidiyor olması ülkenin içinde bulunduğu vaziyeti yeterince özetlemektedir. Zaten bunun mantıklı bir gerekçesini de yapamadılar. 2019 yılından vazgeçmiş iktidar, aslında sonbaharda kışa hazırlığını yapmış bir seçmenden korktu. Yani tüm eksikliğini, maddi manevi ihtiyaçlarını giderip kışa hazırlık yapan seçmenin seçme özgürlüğünden korkmuş bir iktidar alelacele bir seçim çalışması içine girmiştir. Hazırlıklarını yapmış seçmenin kendilerine prim vermeyeceğini bildikleri için erken seçime gidilmiştir. Bu hükümet iktidarını sonbahara taşıyamayacak kadar bitik bir durumdadır. Ekonomi anlamında tamamen çökmüş bir iktidarın hiçbir alanda güven vermesi beklenemez. 

Bölge halkının seçimdeki tutumu nasıl olacak, bu konudaki gözlemleriniz neler?

İktidar partisinin bölgeye ve şehrimize verebilecek hiçbir şeyi kalmamıştır. Bölgemizdeki halkımız iktidar partisine her dönem büyük destek vermişti. Ancak iktidar partisi bu bölgeden ne göçü engelleyebilmiş ne de bu toplumu fakirliğin pençesinden koruyabildi. İnsanları doğdukları yerde mutlu edemeyen bir iktidarın buradan artık oy alamayacağını düşünüyorum. Yaptığımız saha çalışmalarından bunu gözlemleyebiliyoruz. İnsanımız hayal dahi kuramaz oldu. Bölgemizdeki insanlarımız ile AKP arasında makas iyice açılmıştır. Sözde mücadele ettikleri yasaklar, yolsuzluklar ve yoksulluk bu bölge halkının kaderi haline gelmiştir. Bunu da korku imparatorluğuna çevirdiler. Sahadaki seçmen sessizliği bu yüzden. Ama ben inanıyorum ki 25 Haziran’da gereken cevabı sandıkta alacakları bir sessizliktir bu. 

OHAL mağduriyetleri hakkında düşünceleriniz neler?

Parlamentoyla 1991 yılında tanıştım. Birçok yönetim modeli gördüm ve içerisinde bulundum. Ancak hiç bu kadar OHAL ile yönetmeye hevesli iktidar tanımadım. Bu doğru değil. Demokrasiye tahammülü olmayan bir iktidar, Meclis’te çoğunluğu olmasına rağmen Meclis’i çalışamaz hale getirdi. İstediği kanunu çıkarabilecek güçteki bir iktidarın OHAL ilan etmesinin ve sürdürmesinin mantığı yoktur. Demek ki iktidar, vatandaşına ve kendisine oy veren bir topluma güvenmeyen bir paranoya içerisine girmiştir. OHAL’e ihtiyaç olabilir, ancak OHAL’e sebep veren durumu ortadan kaldırırsınız sonra da OHAL’i kaldırırsınız. Maalesef Türkiye’de OHAL olağan hale getirildi. Bununla kendilerine rant ve intikam zemini hazırlayan bir iktidar zaten bu yüzden kaybetmek zorundadır. OHAL’le oluşturulan mağduriyetlerin hepsi hak, hukuk ihlalleridir. 

Cumhurbaşkanı’nın ‘koalisyon yapılabilir’ açıklaması hakkında ne düşünüyorsunuz? 

AKP Meclis çoğunluğunu göstermiş olduğu adaylardan da anlaşılacağı üzere kaybetmiştir. Ve cumhurbaşkanlığı seçimini de zora düşürmüştür. Sandığa gidilmeden önce en yetkili ağızdan bunu duymuş olmak başarısızlığın kabulüdür. İş koalisyona gelince AKP ile yapılmayacağı kesin bir durumdur. 

Meclis’teki koltuk dağılımının nasıl olacağını düşünüyorsunuz?

Mecliste Millet İttifakı’nın koltuk sayısının Cumhur İttifakı’ndan daha fazla olacağını düşünüyorum. Bide HDP gerçeği her defasında göz ardı edilmektedir. Açıkçası ben baraj problemlerinin olmadığı kanaatindeyim. Barajı aşmaları durumunda 65, 75 vekille mecliste temsil edileceğini düşünüyorum. Dolayısı ile en zayıf kalanın Cumhur İttifakı olacağı kanaatindeyim. 

Bölgede sandıkların taşıması ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

5 defa seçime girmiş bir parlamenter olarak bugün böyle bir durumu gerektirecek bir şey olmadığını düşünüyorum. Zaten OHAL seçimler için sağlıklı bir durum değildir. Umarım halkın iradesi üzerinde oyunlar oynanmaz. Açlığına yenik düşmüş bir kişinin fırından ekmek çalması dahi doğru değilken, umarım demokrasi dışı bir tutum sergilenmez. Milletin iradesini çalmaya kaklarsanız, onu değiştirmeye çalışırsanız bu büyük bir günah olur. Zaten parti olarak yeni bir parti olmamız münasebeti ile sandıklara üye veremiyoruz. Türkiye’de seçime girme hakkına sahip bir parti düşünün ki sandık görevlisi bulunduramıyoruz. Bu demokrasi ayıbıdır. Son olarak, bir çok eşitsizliğe rağmen seçimlerin ülkemiz ve şehrimiz adına hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. İYİ Parti olarak demokrasi içinde seçimi bitirmek istiyoruz. Demokrasi dışı davranışlarla sandık hileleri ile alınacak sonucun, ‘Atı alan Üsküdar’ı geçti’ söyleminin bir daha halka dayatılamayacağını öngörüyorum. Türkiye yenilik istiyor. İktidardaki partinin tamamına yayılan bir metal yorgunluk var değişmesi gerektiğine inanıyorum.

Tek Parti Rejimi’nde bile bu kadar baskı görülmemişti

Bakınız; seçim bürolarımıza gelmeyip oyum sizin diyenlerin sayısı o kadar çok ki biz dahi şaşırıyoruz. Bu kadar mı sindirilebilir bir halk olduk? Bunun sebebi OHAL’de seçimin olmasıdır. Demokratikleşen dünyada bunun bir örneği yok. Tükiye’de seçim tarihinde, hatta Tek Parti Rejimi dönemlerinde bile bu kadar baskıcı bir iktidar olmamıştır. Vatandaş iktidara kendi eliyle taşıdığı partiyi; kendi celladı olarak tanımlamaya başlamış.

Kazım Ataoğlu kimdir?

1952 doğumlu Kâzım Ataoğlu, Bingöl’ün Genç ilçesinde doğdu. Edebiyat öğretmeni olan Ataoğlu, 1975-1990 yılları arasında Bingöl Lisesi, Beyşehir İmam-Hatip Lisesi, Kırşehir Eğitim Enstitüsü ve benzeri eğitim kurumlarında öğretmenlik ve idareci olarak görev yaptı. 19’uncu ve 20’nci dönemlerde Refah Partisi Bingöl Milletvekili olarak TBMM’de yer alan Ataoğlu, 2007 seçimlerinde ise AKP’den Bingöl Milletvekili seçildi. Ataoğlu aşiretinden olan Kâzım Ataoğlu, İYİ Parti Bingöl Milletvekili adayı. 

***

Röportaj: Ülker Yılmaz Caba

ulkery.caba@yeniasya.com.tr

Okunma Sayısı: 1909
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı