"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman Hazretleri, bütün insanlığa Kur’ân’ı adres göstermiştir

Rüstem GARZANLI
14 Ekim 2018, Pazar
Eğitimci, emekli yönetici Abdulhâlîm Çelik ile hatıralarını ve eğitim sistemin konuştuk.

Abdulhâlîm Çelik kimdir, kendinizi tanıtır mısınız?

1954 yılında Bingöl’ün Genç İlçesinde dünyaya geldim, İlk ve ortaokulu Genç’te, liseyi Diyarbakır’da okudum. İstanbul Marmara Eğitim Fakültesi mezunuyum. Öğretmenlik hayatıma 1980 yılında Bingöl Öğretmen Lisesi’nde başladım. Ülkemizin birçok şirin bölgelerinde öğretmen ve idareci olarak vazife yaptım. 2009 yılında emekli oldum. Halen Bursa’da ikamet etmekteyim.

Hocam evvelâ Risale-i Nurlar’la nasıl tanıştınız anlatır mısınız?

Risale-i Nur’u ortaokul üçüncü sınıfta iken tanıdım. Genç’te dersler Cumartesi akşamları yapılırdı. Mehmet Türeli isminde bir ağabeyimizin vasıtasıyla Risale-i Nurlar’ı tanıdım. Bingöl’den bir sağlık memuru Genç’e derse gelir ders yapardı, derse katılanların çoğu öğrenciydi.

Lise eğitimimi Diyarbakır’da yaptım. Cemaatin bize olan yakın ilgi ve alâkası daha çok Nurlar’ı okumamıza vesile oldu. Yüksek öğrenimimi İstanbul’da dershanede kalarak tamamladım. O yıllarımız çok verimli geçti. Boş günlerimizde 80-100 sayfa kitap okurduk. Mutad yapılan derslerin dışında Pazar günleri Mehmet Kutlular Ağabeyin refakatinde Cağaloğlu gazete binasında dersler yapılırdı. Ağırlıklı olarak içtimaî dersler yapılırdı. Bu güzel sohbetlerden çok istifade ettik. Allah’a şükürler olsun o zamandan bugüne kadar Yeni Asya okuyucusu olarak hizmetin içindeyiz.

Sayın hocam, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde terörün en azgın dönemlerinde hem okul okudunuz hem de mezuniyetten sonra aynı bölgelerde vazife aldınız. Maruz kaldığınız bazı hadiseleri okuyucularla paylaşmak ister misiniz?

Efendim, dediğiniz gibi bölgede terörden zarar görmeyen pek kimse kalmadı. Elbette ben de birçok olaylara şahitlik ettim, hatta kendim bile maruz kaldığım olaylar oldu. Genç’te henüz Ortaokul üçüncü sınıfta okurken küçük bir hatıramla başlamak istiyorum.

Risale-i Nur Hizmeti Genç’te yeni yeni filizlenmeye başlamıştı. Derslere katılanların çoğu öğrenciydi. Okulda ilk Türkçe yazılısı olmuştuk. Sınıfta en yüksek notu ben ve bir arkadaşımız almıştık. Türkçe dersi hocamız aynı zamanda okul müdürüydü. Bizi ayağa kaldırdı. “Siz Risale-i Nur derslerine gidiyor, kitaplarını okuyorsunuz, ağzınızla kuş tutsanız sınıf geçirmem” diye bizi azarladı. Aşırı solculardandı. 12 Mart Muhtırası’nda arananlar listesinde olunca Avrupa’ya kaçtı. Biz de onun şerrinden böylece kurtulduk.

Keza, meslek hayatımda ülkemizin güzel insanlarına hizmet vermekten başka bir düşüncem olmadı. Her türlü meşakkati göze aldım, hayatım pahasına hizmet vermek uğruna canla, başla çalıştım.

1990’lı yıllarda anarşinin kol gezdiği, her tarafı ateş çemberine çevirdiği, hiç uğruna insanların öldürüldüğü bir zamanda ben de Güneydoğumuzun şirin bir ilçesinde lise müdürü olarak görev yapıyordum. İşte o günlerde bombalı saldırıya uğradım, ağır bir şekilde yaralandım. Şarapnel parçaları öldürecek yerlerime isabet ettiği halde, inayet-i İlâhiye bizi muhafaza etti.

Altı ay görev yapamadım, birçok öğretmen ve idareci şehit edilmişti, bu bölgelerde görev yapmak yürek isterdi. Devlet o dönemlerde zaafa uğramış can güvenliği kalmamıştı. Meslek hayatımda bu olayları yaşayarak geldik. Sağlığıma kavuştuktan sonra tekrar görevime döndüm.

Bediüzzaman Hazretleri ahir zamanda gelecek en büyük müceddidin üç önemli vazifesi olduğunu ve bunların birincisinin iman hizmeti olduğunu buyurmuş. Bu konuda neleri söylemek istersiniz?

Bu hususta söz Üstad Hazretleri’nindir: “O zat-ı nuraninin temsil ettiği kudsî cemaatin şahsî manevisinin üç büyük vazifesi olacak: biri hayat, biri şeriat biri de imandır. Hakikat noktasında en mühimmi ve en azamı imandır. Eğer çabuk kıyamet kopmazsa ve beşer bütün bütün yoldan çıkmazsa o vazifeleri onun cemiyeti ve seyidler cemaati yapacağını rahmet-i İlâhiyeden bekliyoruz.” buyurmuş.

İman meselesi en büyük mesele olması hasebiyle, İmanı kurtarmak nev-i beşerin en büyük meselesidir. Risale-i Nur’a intisap eden, onu okuyan, ihlâsla, sadâkatle ve istikametle devam eden inşallah imanını kurtarır. Bediüzzaman Hazretleri, bütün insanlığa Kur’ân-ı Kerîm’i ve Risale-i Nur’u adres göstermiştir.

Bu iman dâvâsının istinat ettiği kuvvet ve manevî ordusu, yalnız ihlâs ve sadâkat ve tesanüd sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirtlerdir. Ne kadar az da olsalar manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar. Cenâb-ı Hak mezkûr sıfatlara haiz olanlardan eylesin âmin.

Emekli bir eğitimci ve yönetici olarak bu günkü eğitim sistemini değerlendirecek olursan neleri tavsiye edersiniz?

Bu konuda söylenecek çok şeyler var. Özet olarak şunları söyleyebilirim. 

1- Karma eğitime çareler aranmalı ve sonlandırılmalı, bunun acı örneklerini çok gördük. Bu yanlıştan dönülmelidir.

2- Eğitim sistemi demokratikleşmeli, bağımsız bir sistem haline getirilmeli yaz-boz tahtası halinden kurtulmalı ve rayına oturtulmalıdır. Hatadan dönmek fazilettir. Yoksa geçmişini tanımayan ve ibret dersi almayan geleceğine yön veremez ve gelecek nesillere kör, topal yetiştirmeye devam ederiz.

3- Din ilimleriyle fen ilimleri birleştirilmeli, dejenere olmuş ahlâkı seyyieden öğrencilerimizi kurtarmalı, hamiyetli, gayretli, medeni ahlâkı yüce kişiler olarak, vatana, millete hizmeti ön planda tutarak hizmet versinler.

4- Ders kitapları tarafsız ve işin ehli olan bir ilim şûrâsı tarafından bütün yanlışlardan ayıklanarak öğrencilerin hizmetine sunulmalı.

5- Öğretmen yetiştiren eğitim kurumlarına gereken hassasiyeti göstererek, mesleğinin uzmanı fedakârlıkta sınır tanımayan şahıslar olarak eğitim ordusuna katılmalı.

6- Materyal yönünden destek verilmeli, ezberden ziyade uygulamalı eğitim yapılmalı.

7- Sınıf envanterlerini daha aşağı çekerek bir öğretmenin en faydalı olabileceği hale getirilmeli. 

8- Bir takım fikir ve düşünceleri öğrencinin kafasına zorla çakmaktan artık vazgeçmeli ve şunu bilmeliyiz ki zorla korkutma ile baskıyla hiçbir şey kabul görmez. Tarih bunun en büyük ve en doğru şahididir. Demokratik bir eğitim sistemi bir zaruret halini almıştır. Ülkemizi ve milletimizi gerçekten seviyorsak bunu göz ardı etmemeliyiz, diye düşünüyorum. Başka bir diyeceğiniz varsa alayım..

Bu cemaatin bir müntesibi olarak, âcizane diyorum ki: Hiç lâyık olmadığımız halde bu kudsî hizmet bir ihsan-ı İlâhî olarak bizlere tevdi edilmiş buna lâyık olmak için azamî gayret göstermeliyiz. Hayat-ı içtimaiyede birer nümune-i imtisal olmalı, birbirimize muhabbet, uhuvvetle sarılmalıyız.

Her türlü haksızlığa, adaletsizliğe zülme karşı tavizsiz duran, bedelini hayatı ile ödeyen Üstad’ın bize bıraktığı düsturlarını prensip edinelim. Risale-i Nurlar’ın naşir-i efkârı olan Yeni Asya’ya sahip çıkalım. Risale-i Nur’un etrafında saflarımızı sıklaştıralım, rıza-i İlâhiyeden başka hiçbir şeye Risale-i Nur’u alet etmeyelim. Üstad, hizmet anlayışının ne kadar ehemmiyet arz ettiği şu iki cümle ile şöyle ifade eder. “Vazifeniz kudsiyedir, hizmetiniz ulvîdir. Her bir saatiniz, bir gün ibadet hükmüne geçebilecek bir kıymettedir. Biliniz ki, elinizden kaçmasın.” Cenâb-ı Hak bu hizmet şuuruyla hizmet etmeyi nasip eylesin. Âmin….

Bu imkânı şahsıma veren Yeni Asya’ya ve sizlere teşekkür ederim.

Biz de teşekkür ederiz.

 

Okunma Sayısı: 2141
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı