"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

‘Vızzzzz!’, ‘Vızzzzz!’ gel de etkilenme!

Sebahattin YAŞAR
05 Mart 2018, Pazartesi
Odaya girdim, masaya oturdum ve o günün yapılacak işleriyle ilgili öncelikleri belirliyorum.

Tabiî işlere girişmeden önce biraz sessizce bekliyorum. Yani anlayacağınız derin bir sessizlik halini çok seviyorum. Çok sevdiğim bir şey tam sessizlik. Bu esnada bazı sesleri duyabiliyorsunuz.

Zaman zaman sınıftaki öğrencilere de aynı şeyi yapıyorum. Yazılı kompozisyon antrenmanında, ‘Haydi bakalım arkadaşlar önce derin bir sessizlik!’ diyorum. Baktım sessiz olamamışlarsa, o zaman ‘tam sessizlik’ diyorum ve bekliyorum.

Şöyle bir beş dakika kadar tam sessizlik sağlanınca yavaş yavaş ellerindeki kalem işlemeye başlıyor ve yazacakları konunun başlığını atıyorlar.

Sonra sonra da giriş cümleleri, gelişme cümleleri dökülmeye başlıyor. Kimin tam sessizliğe geçebildiğini cümleleri gösteriyor. 

Gerçekten ‘sessiz mod’a geçebilenler bir yerlere ulaşıyor ve netice almaya başlıyorlar. Kendilerinin bile kendilerinden beklemediği cümleler bir bir gelmeye başlıyor.

İşte odamda böyle bir sessiz sahne yaşarken, kulağıma derinden bir ses geldi. “Vızzzzz!”, “Vızzzzz!”. İyice dikkat kesildim baktım yine, “Vızzzzzzz!”, “Vızzzzzzzz!”. Bu sesi, tam sessizlik sağlanınca duyabiliyorsunuz.

Bu vızıltı öyle etkili ki, insanı harekete geçiriyor ve kendinizi sesin gereğini yapmaya hazır buluyorsunuz.

O şekilde orada oturmanın mümkün olmadığını anlayınca, kalktım. Sesin geldiği yere doğru yöneldim. Pencerenin bir yerlerine bir böcek sıkışmış olmalı diye düşündüm. İyice pencereye yakınlaştım. “Vızzzzzzz!” ses devam ediyordu.

Baktım, pencerenin metal cam perdesinin arkasına bir arı sıkışmış. Uçamıyor. Bu sefer ancak ses çıkarıyor. Ama nasıl ses çıkarıyor! ‘Vızzzz!’.

Böyle acil durumlara müdahale etmek de kolay olmuyor. İnsan faydam dokunsun derken daha beter zarar verebiliyor. Anlayacağınız itina gerekiyor.

Ben de biraz daha özen göstererek, onu oradan çıkarmaya çalışıyorum.

Bu sefer çıkardığı ses daha bir artmaya başladı.

“Vızzzzzzzzz!”, “Vızzzzzzz!” Bu sefer insanın içi gidiyor. 

Zavallı arı, burada epeyce bir acı çekmişe benziyordu. Kim bilir kaç saattir bu uğraşın içinde?  

Bir küçücük böcekle insan arasında bu derece derinden bir dostluk ve yardım seferberliği gelişeceğini hiç düşünemezdim.

Resmen epeyce bir uğraştım. Adeta ciddî ciddî bir operasyon gerçekleşti. Yani düşünün ki neredeyse terlemişim. Onun iyice ses çıkarması beni daha da hassas davranmaya itti. ‘Amaaan canım bir böcek işte.’ diyemiyor insan.

Onun acizliği bende daha bir dikkatli davranmayı netice verdi.

Derken sonunda hayvancık bulunduğu yerden çıktı. Ama ne çıkış! O da ciddî bir uğraştan geçti. Resmen onun yaşadığı sevinç halini ben de hissettim. Bir taraftan da ayrıca bir oda hapsi yaşamasın diye dışarıya çıkış kapısı olan pencereyi de açık tuttum.

Şöyle birkaç ataktan sonra kendini dışarıya öyle bir fırlattı ki, resmen özgürlük için ciddî bedel ödedi diyebilirim.

Ve, özgürlüğe uçuş penceresinden öyle bir uçuş gerçekleştirdi ki, hakikaten görülmeye değerdi.

Epeyce bir uğraştan sonra, ben de büyük bir iş yapmış olmanın verdiği özgüven ve beceri ile yerime oturdum. Doğrusu onun hürriyetine kavuşması karşısında, neredeyse ben de en az onun kadar mutlu olmuştum.

Bu sefer bu olayın düşüncesinden kurtulamadım. Ve oturdum bilgisayarın başına ve okuyor olduğunuz cümleleri kurmaya başladım. Tabiî bu sahneleri de kim bilir kaç kişiye anlattım. Olayın küçük olması, büyük olması; bir arı veya bin arı olması değil; olayın güzel neticelenmesi beni gerçekten memnun etti. Sonra düşündüm ki, benim normal şartlarda bugün bu saatte burada olmamam gerekiyordu. Dedim, demek bu saatte burada isem, bu aciz, sızlanıp duran arının kurtuluşuna sevk edilmişim. Rabbim, yarattığı hiçbir mahlûku sahipsiz, kimsesiz, medetsiz bırakmıyor. Bazen bakarsınız, küçücük mahlûka kocaman mahlûku vazifedar edebiliyor.

Bazen de olur ya, bir yere gitmişsiniz nedendir bilmiyorsunuz. Ama sonra bakarsınız ki, sizin oraya sevk edilmenizin başka başka sebepleri çıkıyor.

Anlıyorsunuz ki, insanda her şey akılla, iradeyle olmuyor. Bazen de Rabbi kulu için haberi olmadan, ihtiyar ve iktidarı haricinde özel işlerde istihdam ediyor. ‘Haza min fadli Rabbi’ diyorsunuz ve yaşamaya devam diyorsunuz.

‘Vızzzz!’ ’Vızzzz!’ öyle etkili bir ses ki, duymazdan gelemezsiniz. Küçücük bir şeyin, büyükçe bir mutluluk taşıması ne güzel bir şeydi. Siz de küçük deyip geçmeyin. O küçük gözüken bir büyük bütünün, küçük bir parçası olabilir. O küçük olmazsa o büyük eksik kalır. Mutluluğu küçük şeylerde arayın. O küçükler bir araya gelince büyük olur.

Okunma Sayısı: 2508
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • cemal.ozkaya

    5.3.2018 08:26:30

    sırrı tevhid ile inşaallah görmek nasip olur

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı