"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tecdid ve tefrik

Şemseddin ÇAKIR
11 Mayıs 2018, Cuma
Tecdid ve tefrik, birbirleriyle bağdaştırılamayacak iki kavramlardır.

Birisi âyet-i kerime ve hadîs-i şerifler ile emredilmiş, diğeri nehyedilmiştir. Yani bir meselede tecdit varsa, orada tefrika olmaz.

O halde “tecdit ve tefrik nedir?” bunun üzerinde duralım.

Tecdit; sıradanlaşan, zamanla unutulan, üzeri çeşitli sebeplerle kapatılan, paslanan bir şeyin aslını ortaya koymak için onu yenilemek, kaybolan güzelliklerini ortaya çıkarmak, orijinal haline getirmek demektir. Dinî anlamda ise, dinin unutulan, ihmal edilen ve anlaşılmayan kısımlarını yeniden ve zamanın anlayışına göre yorumlamaktır. Tecdid yapanlara da “müceddid” denilir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin yaptığı da budur. Onun için Üstad, “maksadım: Ol elmas kılınca saykal vurmaktır” (Muhakemat) demiştir. Yoksa tecdid, bazılarının dediği gibi “dini güncellemek” değildir. Zira güncelleme “güne uyarlamak” demektir; tecdid ise dinin aslına uyarlamaktır. Zaten müceddid neslinin sona ermesinin sebebi, tecdid yapılırken çalışmaların semavîlikten arzîliğe indirgenmesidir. Yani Allah’ın rızası yerine nefsin arzusunun esas alınmasıdır.

Merhum Mehmet Âkif’in; “Doğrudan doğruya Kur’ân’dan alarak ilhamı / Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâmı.” şeklinde dile getirdiği ideali Risale-i Nur ile gerçekleşmiştir...

Tefrika ise, hiçbir ilmî delile dayanmayan ideolojik, moda ifade ile “proje” veya hissî sebeplerle fitne-fesat ve bidatlarla ayrılık çıkarmaktır. Yani tecdid çözüm üretmek, tefrik bu çözümü sabote etmektir. Onun için Yavuz Selim “Milletimde ihtilâf ü tefrika endîşesi/Kûşe-i kabrimde hattâ bîkarar eyler beni / İttihâdken savlet-i a’dâyı def’e çâremiz / İttihâd etmezse millet dağ-dâr eyler beni.” demiş, Mehmet Âkif ise “Bir millete tefrika girmeden düşman giremez, /Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez” diye ona destek vermiştir. 

İmam-ı Azam müçtehid ve müceddit bir âlim olarak, insanları dinde birleştirmeye çalışmış ve o bu işi amel alanında yapmış. Bediüzzaman ise bu tecdit meselesini başta iman olmak üzere; içtimâî ve siyasî meselelerde de yapmıştır.

Biri müsbet, biri menfi olan bu tecdit ve tefrika öylesine taban tabana zıttır ki meşhur tabir olan “eyne’s-sera mine’s-süreyya” olduğu halde cahiller veya hâinler tarafından karıştırılması günümüzün en büyük handikaplarındandır.

Bediüzzaman’a, cemaat-i uzmâya aza olması hasebi ile, hiçbir suretle tefrika isnat edilemez, yoksa bütün müceddit ve müçtehidlerin tefrikacı olması gerekir. Eğer “cemaat-i uzma nedir?” denirse izah edelim...

Bediüzzaman bu meseleyi rüyäda bir hitabe isimli eserinde şöyle anlatır:

“1335 senesi Eylül’ünde, (Milâdî 1919) dehrin hadisatının verdiği yeis ile şiddetle muzdarip idim. Şu kesif zulmet içinde bir nûr arıyordum. Manen rüya olan yakazada bulamadım. Hakikaten yakaza olan rüyayı sâdıkada bir ziya gördüm.” Tafsilâtı terk ile, yalnız bana söylettirilmiş noktaları kaydedeceğim. Şöyle ki: 

Bir Cuma gecesinde nevm ile âlem-i misale girdim. Biri geldi, dedi: 

“Mukadderat-ı İslâm için teşekkül eden bir meclis-i muhteşem seni istiyor.” (Eski Said Dönemi Eserleri)

Bediüzzaman’ın rüyası yakaza ve  rüyada gördüğü başta Efendimiz (asm) ve diğer zatlar insanlığın en mümtaz zatları olduğundan böyle bir rüyâ da “rüya-yı sadıkadır”. 

Bediüzzaman’a “Ey felâket ve helâket asrının adamı senin de reyin var. Fikrini beyan et” (Tarihçe-i Hayat) buyurulması dahi bir emirdir ve Bediüzzaman’ı, zamanımızın vazifelisi saymaktır. Ve öyle muhteşem bir meclis-i uzmada Efendimiz’in (asm) huzurunda olduğu için Bediüzzaman; Fahr-i Kâinat’ın (asm) emrine muhatap ve cemaat-i uzmaya azadır. 

Şimdi böylece Bediüzzaman’a tefrikacı iftirası nasıl mümkün değilse; O zât-ı Nuranî’nin gerçek temsilcisi olan cemaat-i nuranîsine de tefrika isnad etmek mümkün değildir. Bediüzzaman ve onun kutlu cemaati bütünleyici bir unsurdur...

Okunma Sayısı: 1695
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı