"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kaf-Nun tezgâhı ne demek

Süleyman KÖSMENE
16 Şubat 2019, Cumartesi
Sümeyye Hanım: “Risalelerde geçen kaf-nun tezgâhı ne demektir?”

KAF-NUN TEZGÂHI  

Kur’ân’ın “Kün!” emri, Risale-i Nur’da Kaf-Nun tezgâhı olarak tefsir edilmiştir. Kün emri, “Ol!” demektir. Kur’ân: “O’nun emri, bir şeyin olmasını dilediği zaman ancak ona «Ol!» demesidir ki, o da hemen oluverir.” 1 buyuruyor. Âyetten anlaşılan, Cenab-ı Allah bir şeyin olmasını dilediği anda O’na “Ol!” demekle, o şeyin olması, artık zamansız gerçekleşir.

Bu emir, Allah’ın iradesinin aynı zamanda kudreti ile beraber tahakkuk ettiğini gösteriyor.

Dünya daru’l-hikmet olduğundan, dünyada yaratılan birçok eşyanın zamanla ve tedrici olarak meydana gelmesi, “Ol” emrine aykırı bir durum değildir. Çünkü bu durumda da “Ol” emri Hâkim ismi mu’cibince tedricilik prensibi çerçevesinde gerçekleşmiş oluyor. Yani dünyada Ol emrinin gerçekleşmesinde meydana gelen gecikme, Allah’ın bir diğer ismi olan Hâkim ismi gereğincedir. Fakat yine o şey, Kaf-Nun tezgâhından geçerek, yani “Ol” emri prensibiyle yaratılır.

Bediüzzaman’ın ifadesiyle, her bir tohum, her bir çekirdek “Kaf-Nûn” tezgâhından, yani “Kün!” emrinden çıkmış lâtif bir sandukçadır. Her tohuma kaderle resmi çizilen birer fihristecik emanet edilmiştir. Kudret o kaderin hendesesine göre zerreleri istihdam edip o tohumcuklar üstünde koca kudret mu’cizesi olan hayatı bina ediyor. Demek, ağacın başına gelecek bütün olaylar, çekirdeğinde yazılı hükmündedir.

OL EMRİ KADER ÇERÇEVESİNDE GERÇEKLEŞİR 

Bir başka ifadeyle, her şeyin bir muntazam miktar içinde ortaya çıkması, açık ve net olarak kaderi göstermektedir. Nitekim hangi canlıya bakılsa gayet hikmetli ve sanatlı bir kalıptan çıkmış gibi bir miktar ve bir şekil içinde meydana geldiği göze çarpacaktır ki, kaderden gelen ölçülü ilmî kalıplar ile o suretlerin ve şekillerin tanzim edildiği, kudret-i İlâhiye tarafından da o kalıplara uygun olarak elbiseler biçildiği anlaşılacaktır. 2

Bediüzzaman, varlıklar üzerinde hâkim olan ilim ve hikmetin, tanzim, tasvir ve teşkil fiillerini de gösterdiğini, her mahlûkun her özelliği ile, her biçimiyle, her şekliyle Allah’ın esmasından olan Musavvir ve Mukaddir isimlerini bildirdiğini belirtir. 3

Said Nursî’ye göre, kudret-i İlâhiyeye göre hayat kadar rızık da ehemmiyetlidir. Kudret çıkarmakta, kader ise elindeki programa göre giydirmektedir. 4 Büyüğünden küçüğüne bütün varlıklar mukadderat çemberinin kuşattığı alan içindedir. Mukaddir olan Allah’ın büyük cirimlere ve varlıklara eşsiz şekiller vererek yaratması, küçük varlıkları halden hale çevirmesine mâni değildir. 5

OL EMRİ KADER İLE ÇELİŞMEZ 

Cenab-ı Allah Mukaddir ismi gereği varlıkları eşsiz bir plân, ölçü ve mukadderat içinde yaratıyor. Her şey için bir program takdir ediyor, bir miktar tesbit ediyor, bir kader tayin ediyor, bir ölçü tertip ediyor, eşsiz bir tasarım ortaya koyuyor; tayin edilen bu ölçü, tasarım ve mukadderat üzerine varlıkları yaratıyor. Allah canlılar için takdir ettiği ölçü, plân, tasarım ve programları tohumlarında ve çekirdeklerinde muhafaza ediyor. Ve bütün bu yaratılışlar Ol emri çerçevesinde gerçekleşiyor.

Ol emri kader ile çelişmiyor. Hatta Ol emri kaderi gerektiriyor. Yani Ol emri var diye her şey rastgele oluyor değildir. Ol emri kader çerçevesinde gerçekleşiyor.

Çünkü Cenab-ı Allah aynı zamanda Mukaddir’dir, elbette planlar, takdir eder, kaderini tayin eder ve sonra yaratır.

“O her şeyi takdir etti ve yol gösterdi.” 6 Bir başka âyette; “Gece ve gündüzü Allah takdir eder.” 7 gibi nice âyetlerin haber verdiği bir tecelliler zinciridir ki, Cenab-ı Hak bir şeyin varlığına ve meydana gelişine hükmettiği anda, dilerse tedrici olarak, dilerse zamansız olarak o şeyi yaratır. Yarattıklarına daha ilk başta hedefler tayin eder, her şeyi ilk başta tayin ettiği hedeflerine doğru yönlendirir. Bu da Kaf-Nun tezgâhından geçerek gerçekleşti.

Dipnotlar:

1- Yasin Sûresi: 82. 2- Sözler, s. 432. 3- Sözler, s. 575.  4- Mektûbât, s. 460. 5- Mesnevî-i Nûriye, s. 205. 6- A’lâ Sûresi, 87/3. 7- Müzemmil Sûresi, 73/20.

 

Okunma Sayısı: 2147
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Talip

    16.2.2019 17:52:57

    Süleyman Bey.Ben dinini diyanetini bilen mütedeyyin bir öğretmenim. Kardeşimi genç yaşta kaybettikten sonra hayattan korkmaya başladım. Hep sevdiklerim kaybedeceğim korkusu ile yaşıyorum.Eskiden ölümden hiç korkmazdım,şimdi çok korkuyorum.Panik atak ve ileri derecede taşikardi var.Hayatı kendime zından ettiğim gibi ,cocuklarıma ve eşime de zindan ediyorum.Tedavi oldum ama kısa sürdü.Ben ne yapmalıyım.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı