"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Modern hayatın canavarları ve kuzuları...

Yasemin GÜLEÇYÜZ
11 Temmuz 2018, Çarşamba
Leyla ve Eylül için…

Yırtıcı ve vahşi bir tür şimdilerde her yerde, insan kılığında taze avlar peşinde. Kural tanımıyor, şefkat, hürmet, haram-helâl demiyor, ancak kara toprağın doyurabileceği açlıkla, durup dinlenmeden tuzaklar kuruyor.

Medyayı takip ettiğinizde “Şeytan bile insanları yoldan çıkarmak için Yaratıcısından izin alıp, mühlet istedi. İnsanî özelliklerini yitiren biriyse, kurttan daha vahşi, sinsi yılandan daha sessiz, şeytandan daha hilebaz” diye düşünmeden yapamıyorsunuz.

“İnsanları tanıdıkça, hayvanları daha çok sever oldum…” diyenleri anlamamak mümkün mü?

Sürünün aciz, nazeninleri olan kuzular ve anneleriyse ilk hedefte…

MEDYA

Medya “Tavşana kaç, tazıya tut!” diyor. Bir yanda türlü yayınlarla aç kurtları tahrik ediyor, diğer yandan kurtların parçaladığı kurban(lar)ın haberlerini ard arda koyarak insanlarda uyandırdığı linç hisleriyle rating (!) yapıyor.

Toplum hayatını yasama, yürütme ve yargıdan sonra yönlendiren dördüncü kuvvet olan malûm medya için “rating” sadece izlenme oranı yani kasalarına dolan para miktarı demek.

Bu arada “rating” kelimesinin bir anlamının da “iş sorumluluğu” olduğunu biliyor muydunuz?

KOYUN POSTUNA BÜRÜNMÜŞ CANAVARLAR!

Kuzular hakkında yapılan her sevgi gösterisi samîmî ve ciddî değildir. Sözgelimi, çocuklar için hazırlandığı söylenen çizgi film, kitap gibi bir çok ürünün amacı minik meleklerinizi farklı açılardan sömüren mesajlar taşır. Televizyonlarda zahiren şirin müzikler, görüntüler eşliğinde sunulan çocuklara yönelik ürün reklâmlarının çocuk bedenini meta haline getirdiğini hiç düşündük mü? Uzmanların bu konuda yaptıkları ikazlara medyada fazlaca yer verilmiyor.

HERKES SÜRÜSÜNE SAHİP ÇIKSIN!

Günümüzde aile kurumundaki aşınmanın çok farklı boyutlarda acı ve acıklı meyvelerini müşahede ediyoruz. Anaokullarında mahremiyeti ihlâl edilen, okul servislerinde uyuduğu için unutulup havasızlıktan ölen, annesinin bırakıp işe gittiği evde çıkan yangında kavrulan, sokakta oynarken kaçırılan, öldürülen çocuklar…

Zaman değişiyor, ama değişmeyen mahremiyet ve güven, himaye ölçülerini ailemizde yaşayıp, evlâtlarımıza kazandırmak zorundayız. En önemli vazife en küçük daire olan ailemizde. Aksi takdirde gidenlerin ardından yakılan ağıtlar hiç bitmez!

HÜLÂSA

“Hepiniz çobansınız ve hepiniz çobanlığınızdan sorumlusunuz. Devlet Başkanı üstlendiği görevden sorumludur. Kişi ailesinin koruyucusu ve eli altında olanlardan sorumludur. Hizmetçi, efendisinin malının koruyucusu ve eli altında bulunanlardan sorumludur. Dikkat ediniz, hepiniz çobansınız ve hepiniz çobanlığınızdan sorumlusunuz.” (Buhari, Cuma, 11; Müslim, İmâre, 5.)

Efendimizin (asm) sözünü, hiç bu açıdan düşünmüş müydünüz?

Okunma Sayısı: 1540
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı