27 Haziran 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Dergilerimiz

Haberler

 

Açıklamalar CHP’yi tatmin etmedi

CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay, ‘’Başbakan, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığının kararından tatmin olmadıysa, Milli Savunma Bakanına, O da askeri savcıya talimat versin, dava açılsın’’ dedi.

Okay, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığının, Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek imzalı ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’ başlıklı belge hakkında verdiği karardan ‘’tatmin olmadıysa’’, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’e, O’nun da askeri savcıya talimat vererek dava açılmasını sağlayabileceğini söyledi. Hakkı Suha Okay, ‘’Ergenekon soruşturmasının tüm evrakını bile bile servis yaptığını, yapılmasına göz yumduğunu ve yandaş medyaya servis ettiğini belirttiği savcılar’’ hakkında, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun gereğini yapması gerektiğini iddia etti.

27.06.2009


 

ASKERî YARGIYI SAVUNDU, SİVİL SAVCILARA TALİMAT VERDİ

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, “irticayla mücadele eylem belgesi” ile ilgili olarak düzenlediği basın toplantısında, “belge”yi “kâğıt parçası” olarak nitelendirdi ve belge etrafındaki tartışmaları, “yargı sürecini sabırla ve sükunetle bekleme basiretini gösterememişlerdir” sözleriyle eleştirdi. Başbuğ, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından “belgenin gerçek olmadığı noktasından hareketle bu kâğıt parçası kimler tarafından, ne amaçla hazırlandığını” araştırılmasını istedi.

YENİ DELİL, EMARE, BİLGİ ÇIKARSA

SORUŞTURMA TEKRAR BAŞLAR

“Kâğıt parçası”nın “doğru olduğuna ilişkin yeni delil, bilgi, emare çıkarsa elbette bu soruşturmanın tekrar yeniden açılabileceğini” belirten Başbuğ, askerî yargının bağımsız olmadığını hatırlatanları da eleştirdi. Genelkurmay Askerî Mahkemesinden “benim mahkemem” diye söz eden Başbuğ, askerî yargının bağımsız olduğunu anlatmak için de, “Şuraya 20 tane hâkim albayı getirin ve bana sorun, Genelkurmay Başsavcısı kim, samimi olarak söylüyorum tanımıyorum” diye konuştu.

MEDYA ÜZERİNDEN ASİMETRİT PSİKOLOJİK BİR SALDIRI YAPILIYOR

TSK’nın “örgütlü” bir yıpratma kampanyası ile karşı karşıya olduğunu iddia eden Başbuğ, sistemli saldırılara seyirci kalmayacaklarını söyledi. TSK’yı yıpratmanın ülke bekasına karşı girişilmiş bir eylem olacağını savunan Başbuğ, konuyu MGK’da gündeme getireceklerini de belirtti. TSK’nın demokrasi ve hukuka bağlı olduğunu belirten Başbuğ, hukukdışılıklara izin vermeyeceklerini kaydetti.

Belge değil, kâğıt parçası

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Taraf gazetesinde yayımlanan habere konu olan belgeyle ilgili ‘’Bugün biz bu kağıt parçasının birileri tarafından Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratma ve karalama amacıyla hazırlandığını değerlendiriyoruz’’ dedi.

Orgeneral Başbuğ, Genelkurmay Başkanlığı Karargahı’nda, kuvvet komutanları ve Genelkurmay Karargahında görevli J başkanlarının da katılımıyla basın toplantısı düzenledi.

Bölgedeki son gelişmelerin yanı sıra, Irak, Afganistan ve Pakistan’da ciddi olaylar yaşandığını, Kıbrıs görüşmelerinin de bir taraftan sürdüğünü anlatan Orgeneral Başbuğ, şunları söyledi: ‘’Bütün bunlar devam ederken Türkiye neredeyse iki haftadır Genelkurmay Askeri Savcılığının elinde bulunan, topladığı ve talep ettiği bütün bilgiler çerçevesinde yürüttüğü hazırlık soruşturması neticesinde ulaşmış olduğu kararla ortaya çıkan bir kağıt parçası etrafında gereğinden fazla enerjisini tüketmiştir, harcamıştır. Ayrıca yargı sürecine sabırla ve sükunetle bekleme basiretini de gösterememiştir. Her şeyden önce bunlardan dolayı gerçekten biz Türk Silahlı Kuvvetleri olarak üzgünüz.’’ Bu kağıt parçasının kimler tarafından ne amaçla hazırlandığının ortaya çıkarılması görevinin ise devletin istihbarat organları ile ilgili yargı organlarına düştüğünü ifade ettiğini ve bunun gereğinin yerine getirilmesini istediğini belirten Orgeneral Başbuğ, ‘’Bugün biz bu kağıt parçasının birileri tarafından Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratma ve karalama amacıyla hazırlandığını değerlendiriyoruz’’ dedi.

Orgeneral Başbuğ, ‘’TSK’nın komutanı olarak açıkça söylüyorum ki artık TSK üzerinden elinizi çekiniz, TSK üzerinden kendinizi siyasi tanımlama düşüncesinden ve gayretlerinden vazgeçiniz. TSK’ya karşı medya üzerinden, asimetrik bir psikolojik harekat yürütmeye son verin. TSK, tarihsel misyonu, kurumsal kültürü ve devlet adamlığı ve tecrübesinin gereği olarak kendisine karşı asimetrik olarak medya üzerinden yürütülen psikolojik harekata her zaman ve özellikle kamuoyu önünde cevap vermekten kaçınmaktadır’’ diye konuştu.

Orgeneral Başbuğ, ‘’Türk Silahlı Kuvvetlerinde, demokrasi ve hukuk devletleri ilkelerine aykırı düşüncenin içinde olan davranışlarda bulunan personel barınamaz. Bunu TSK’nın komutanı olarak ben açıkça ifade ediyorum. Böyle durumlar olursa Türk Silahlı Kuvvetleri, Genelkurmay Başkanlığı bu konuda gerekeni anında yerine getirir. Bu konu için başka yerlerden herhangi bir yerlerden işaret almasına gerek yoktur’’ dedi.

KONUYU MGK’YA GETİRECEĞİZ

Orgeneral Başbuğ, belgeye ilişkin askeri mahkemelere, savcılara yöneltilen düşünce ve suçlamaların gerçek dışı ve maksatlı olduğunu belirtti. Habere konu belgeyle ilgili gelişmelerin, 30 Haziran Salı günü yapılacak Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı’nda gündeme getirileceğini belirten Orgeneral İlker Başbuğ, ‘’Biz hukuk devleti ilkelerine ve hukuka saygılıyız, bağlıyız. Bu konulara ilişkin görüş ve düşüncelerimizi yasal platformlarda getiririz’’ diye konuştu.

Genelkurmay Askeri Savcılığının hukuk kuralları çerçevesinde yapması gereken her şeyi en ince noktasına kadar yaptığını, Genelkurmay Başkanlığı Karargahının da bu konuda üzerine düşeni yaptığını ifade eden Orgeneral Başbuğ, ‘’Belki de kamuoyunun bu konuya ilişkin sabırsızlıkla bizden bir cevap beklemesine ve aleyhimize bazı noktaları doğurmasına rağmen biz bunu hukuk için göğüsledik’’ görüşünü bildirdi.

YENİDEN SORUŞTURMA AÇILABİLİR

Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesin olmadığını dile getiren Orgeneral Başbuğ, ‘’Biz hukuk devleti ilkelerine sadığız. Önemli olan bu belgenin doğru olduğuna ilişkin yeni delil, bilgi, emare çıkarsa elbette bu soruşturma tekrar açılabilir’’ dedi. Orgeneral Başbuğ, ‘’TSK olarak bizim her şeyimiz açıktır, hukuka saygılıyız, hiçbir şekilde hiçbir olayı örtbas yapma gibi ne niyetimiz vardır ne o şekilde bir hareketimiz vardır. Ancak bizim silahlı kuvvetler, Genelkurmay Başkanlığı olarak delil toplama üzerinde yetki ve sorumluluğumuz yoktur’’ ifadesini dile getirdi.

"BİZİM HER ŞEYİMİZ AÇIKTIR, HUKUKA

SAYGILIYIZ, HUKUKA AÇIĞIZ"

Orgeneral Başbuğ, özetle şunları söyledi:

“Bugün biz bu kağıt parçasının birileri tarafından Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratma ve karalama amacıyla hazırlandığını değerlendiriyoruz. Bu kağıt parçasının kimler tarafından ne amaçla hazırlandığının ortaya çıkarılması görevinin ise devletin istihbarat organları ile ilgili yargı organlarına düştüğünü ifade ediyor ve bunun gereğinin yerine getirilmesini istiyorum.

Bu ilkelere aykırı düşünce içinde olan davranışlarda bulunan ve bulunabilecek personelini TSK bünyesinde barındırmaz. Bunu kim söylüyor, bunu Anayasamızın 117. maddesine göre TSK’nın komutanı olan Genelkurmay Başkanı ben söylüyorum.

Silahlı kuvvetler olarak bizim her şeyimiz açıktır, hukuka saygılıyız, hukuka açığız. Hiçbir şekilde hiçbir olayı örtbas yapma gibi ne niyetimiz vardır ne o şekilde bir hareketimiz vardır. (Askeri mahkemeler tarafsız değildir) iddiaları da var. Çok çirkin. Bu, devlete, Anayasa’ya, hukukumuza saygısızlık. Şimdi bu kadar faktörler bu kadar durumlar varken kalkıp nasıl (bağımsız değildir) yargısına gidersiniz? Bu savcının verdiği kararı beğenmeyebilirsiniz, ona bir şey demiyorum. Ama saygı göstermek durumundasınız. Şimdi bir taraftan hem (bu soruşturma yetersiz) diyeceksiniz bir taraftan da (niye 12 gün niye sürdü?) diye kritize edeceksiniz. Bu kadar çelişki olur mu? Kamuoyunun bu konuya ilişkin sabırsızlıkla bizden bir cevap beklemesine rağmen, bunun aleyhimize bazı noktaları doğurmasına rağmen bunu göğüsledik. Niçin? Hukuk için... Bu belgenin doğru olduğuna ilişkin yeni delil, bilgi, emare ortaya çıkarsa elbette bu soruşturma tekrar açılabilir. Soruşturma şartlarında değişiklik olmaması durumunda bu soruşturma tekrar burada açılır. Şu ana kadar bize ulaşan bilgi, deliller çerçevesinde Genelkurmay Başkanlığı olarak gerek Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı olarak biz üzerimize düşen görevi yerine getirdik. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından istiyoruz, diyoruz ki, bu belgenin gerçek olmadığı noktasından hareketle bu kağıt parçası kimler tarafından, ne amaçla hazırlandı? Bunu bulun.

Bizim karşı olduğumuz, hiçbir gerçeğe dayanmayan, ön yargılı, ön amaçlı, yıkıcı faaliyetler... Elbette bunları artık geldiğimiz noktada, fitne ve fesat olayları olarak görüyoruz. TSK da haklı gerekçelere dayalı olarak, arkasında ön yargı olmayan bütün tenkitlere açığız. Dedikodularla, iftiralarla kimse bizden TSK içinde cadı avı gibi faaliyet yapmamızı beklemesin. Bizim prensip olarak savcılarla hiçbir zaman direkt ilişkimiz yoktur. Biz, kanunlara ve yasalara saygılıyız. Kanunlara ve yasalara aykırı hareket edenlere müsamaha etmeyiz.’’

27.06.2009


 

Rehn: Türkiye’nin kendi içinde yapması gereken bir tartışma

AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, Taraf gazetesinde yayımlanan belgeyle ilgili gelişmeleri “Türkiye’nin kendi içinde yapması gereken bir tartışma” olarak gördüklerini söyledi.

Rehn, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’yla kahvaltılı toplantısının ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Taraf gazetesinde yayımlanan belge nedeniyle endişe duyup duymadığının sorulması üzerine şunları kaydetti: “Elbette Türk iç politikasındaki gelişmeleri yakından takip ediyoruz ve son gelişmeleri değerlendiriyoruz. Umarım Türkiye’deki iç tartışma toplumdaki demokratikleşme ve şeffaflaşmayı, AB ilkelerine uygun şekilde daha da güçlendirecektir. Fakat bu gerçekten özünde Türkiye’nin kendi içinde yapması ve bunun sonucunda demokratik laiklik yönelimini güçlendirmesi gereken bir tartışma.” Olli Rehn “AB Komisyonu’nun Türkiye’nin üyelik müzakerelerini desteklemeye ve ilerletmeye kararlı olduğunu” da vurgulayarak, Türkiye’nin tüm enerjisini temel özgürlükleri güçlendirecek ve ülkeyi modernleştirecek reformlara yoğunlaştırmasını istedi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn’le son 2 ayda 3 kez bir araya geldiklerini hatırlatarak, Türkiye ve AB arasındaki diplomatik trafiğe bakılarak Türkiye’nin artan AB üyelik motivasyonunun anlaşılabileceğini söyledi.

27.06.2009


 

Ergenekon tutuklusu yarbay kriminal inceleme istedi

Zir Vadisi’nde bulunan mühimmatla ilgili yargılanmasına başlanan Yarbay Mustafa Dönmez, ajandasında bulunan krokinin kendisine ait olmadığını ileri sürerek kriminal inceleme istedi. Dönmez, “Kroki benim yazıma ve yazı karakterime benzetilmek suretiyle çizilmiştir. Kanaatime göre polis iz bırakmıştır” dedi.

Yarbay Dönmez de ‘komplo’ya sığındı

YENİKENT Zir Vadisi’nde gömülü silahlardan ötürü askeri mahkemeye çıkartılan Yarbay Mustafa Dönmez, silahların bulunduğu krokinin kendisine ait olmadığını iddia etti. Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan, evinde ve Ankara Zir Vadisi’nde çok sayıda bomba bulunan Yarbay Mustafa Dönmez’in Genelkurmay Askeri Mahkemesi’nde yargılanmasına başlandı. Askeri eşyayı gizleme suçundan yargılanan Dönmez’in yüzüne iddianame okundu. Mahkemede emniyeti suçlayan ve kendisine komplo kurulduğunu iddia eden Yarbay Dönmez, suçlamaları reddetti. İstanbul, Malatya, Kars, Ankara ve Adapazarı’nda görev yaptığını anlatan Dönmez, bir komployla karşı karşıya kaldığını savundu. Arama kaydı DVD’lerini izlemek istediğini ve izleyemediği için de tam anlamıyla bir savunma yapamayacağını ifade eden Dönmez, krokileri polisi çizip koyduğunu iddia etti. Silahların bulunduğu krokinin kendisine ait olmadığını ileri süren Dönmez, ‘’Dursun Çiçek albayıma yapılan bana yapılsaydı (bunun) uydurma olduğu çok net anlaşılacaktı” dedi. Dava, 29 Haziran 2009 Pazartesi gününe ertelendi. Dönmez’in, askeri malzemeyi saklamak suçundan 12 yıla kadar hapsi isteniyor.

27.06.2009


 

Demokrasinin yıpratılmasına müsaade etmeyeceğiz

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Belçika’nın başkenti Brüksel’de “eylem planı”na ilişkin yaptığı açıklamada, “Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti içerisinde, biz demokrasinin yıpratılmasına müsaade edemeyiz.” diye konuştu.Belge ile ilgili askerî savcılığın görevsizlik kararı verdiğine dikkati çeken Başbakan, “Bundan sonraki süreç sivil yargı ile alâkalıdır. Sivil yargı bunu takip edecektir. Biz de yürütme olarak kurum ve kuruluşlarımızla bunu takip edeceğiz. Aslına ulaştığımız anda, tabiî ki bunu da yargıya taşıyacağız” diye konuştu.

Erdoğan: Demokrasinin yıpratılmasına müsaade edemeyiz

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Belçika’nın başkenti Brüksel’de “eylem planı”na ilişkin yorumlarına devam etti. Erdoğan, “Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti içerisinde biz demokrasinin yıpratılmasına müsaade edemeyiz” dedi.

Crans Montana Forumu’nda soruları cevaplandıran Erdoğan, “eylem planı”na ilişkin bir soru üzerine şunları söyledi:

“Ben her söylenene saygı duymak durumundayım. Ancak partimle ilgili böyle bir fotokopi dahi olsa, ileri sürülmüş ve gazetelerde yer almış olan bir belge midir değil midir bunu araştırma sürecini bir hukuk devleti içerisinde bizler savcılığa götürmek suretiyle başlatmış bulunuyoruz. Askeri yargı konuyla ilgili olarak farklı yaklaşmış olabilir. Bundan sonraki süreç sivil yargıya aittir. Nitekim askeri yargı, ‘benimle ilgili değil’ deyip bir görevsizlik kararı vermiştir. Bundan sonraki süreç sivil yargı ile alakalıdır. Sivil yargı bunu takip edecektir. Sivil yargı takip edeceği gibi biz de yürütme olarak kurum ve kuruluşlarımızla bunu takip edeceğiz. Aslında ulaştığımız anda bulduğumuz anda tabii ki bunu da yargıya taşıyacağız. Çünkü demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti içerisinde biz demokrasinin yıpratılmasına müsaade edemeyiz. Gereken neyse bunu yapacağız ve yaparız.”

27.06.2009


 

Türkiye 600 yıldır Avrupalı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin 600 yıldır Avrupalı olduğunu, Batı’dan Türkiye’ye bakış hatalarının düzeltilmesi işinin aydınlara düştüğünü belirtti.

Erdoğan, Belçika’nın yüksek tirajlı gazetesi “Le Soir”ın “Serbest Kürsü” sayfasında yayımlanan yazısına, dün insanlığın ekonomik kriz korkularıyla yaşadığını; ekonomik yapıların çökmesi, işsizlik, toplumsal uyum sorunları, küresel güvenlik risk ve tehditleri gibi unsurlar karşısında, mevcut bölgesel ve uluslararası kurumların yararlılığının sorgulandığını ifade ederek başladı. AB’nin başarısında, diğer Avrupa ülkeleri ile oluşturduğu ilişkilerin anahtar önemine değinen Erdoğan, AB’nin genişleme ve derinleşme stratejisi kapsamında, farklılıklar içinde birlik oluşturduğunu belirtti. AB’nin bu stratejisi kapsamında, Avrupa’nın doğu yamacının büyük ülkesi Türkiye’yi de üyeleri arasına katma iradesi bulunduğunu, 60’lı yıllardan beri hükümetlerin ve yöneticilerin bu stratejiyi uygulayarak Türkiye’nin tam üyeliğine yönelik adımları hızlandırdıklarını kaydeden Erdoğan, “Türkler 600 yıldır Avrupa genel denkleminin bir parçasını oluşturuyor” ifadesini kullandı. Bir imparatorluktan; hukuk devleti ilkelerine dayalı demokratik, laik ve sosyal bir cumhuriyete dönüşen, bu gelişimini başka yerde değil, Avrupa’da gerçekleştiren Türkiye’nin, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’daki hemen her yapılanmada yer aldığını hatırlatan Erdoğan, “Doğu’dan bakınca Türkiye bir Avrupa ülkesidir” ifadesine yer verdi.

27.06.2009


 

İstanbul’da mezarlıktan bir torba mermi çıktı

Güngören’de bir mezarlıkta polis tarafından yapılan aramada bir torba dolusu mermi bulundu. Edinilen bilgiye göre, bir ihbarı değerlendiren İstanbul Polisi, Güngören Güneştepe Mezarlığı’nda arama çalışması başlattı.

Mezarlıktan mermi çıktı

Çalışmada bir mezarlığın dibine bırakılmış halde 1 torba dolusu mermi bulan polis, ardından bölgede dedektörle tarama yaptı. Toprak altından da sinyal alınması üzerine polis ekipleri kazı çalışması başlattı. Polisler mezarlık görevlilerini de yardımıyla yaklaşık 3 saat kazı yaptı. Yapılan kazı çalışması sonucunda toprak altından herhangi bir mühimmat çıkmadığı öğrenildi.

27.06.2009


 

Giresun Fırkateyni yurda döndü

Aden Körfezi, Somali açıkları ve Arap Denizi’nde deniz haydutluğuyla mücadele kapsamında görev yapan TCG Giresun Fırkateyni yurda döndü.

Aksaz Deniz Üssü’nden demir aldıktan 4.5 ay sonra Aden Körfezi’nden yurda dönen TCG Giresun Fırkateyni için Marmaris’teki Aksaz Deniz Üs Komutanlığında karşılama töreni düzenlendi. Üsse gelişinde SAT ve SAS komandoları tarafından gösterilerle karşılanan, ortalama 9 knot, maksimum 30 knot hızla yol alan TCG Giresun Fırkateyni, Süveyş Kanalı’nı 14 saatte geçti ve Aksaz’a 7 günde ulaştı. TCG Giresun Fırkateyni, Görev Kuvveti 151 Komutanı taktik komutasında 17 Şubatta başladığı görevi 18 Haziranda TCG Gaziantep Fırkateyni’ne devretmişti.

27.06.2009


 

Bağış: AB bizimle doğuya açılacak

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye’nin AB üyeliğinin, AB’nin, doğuya ulaşmasını sağlayacağını söyledi. Bağış, “AB’nin de Türkiye’ye, en azından Türkiye’nin AB’ye olduğu kadar ihtiyacı var” dedi.

Türkiye’nin üyeliği, AB’yi Doğu’ya ulaştıracak

Brüksel’dekİ temaslarını sürdüren Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye’nin AB üyeliğinin, AB’nin, doğuya ulaşmasını sağlayacağını söyledi. Bir grup yabancı gazeteciyi kabul ederek sorularını cevaplayan Bağış, “AB’nin de Türkiye’ye, en azından Türkiye’nin AB’ye olduğu kadar ihtiyacı var” dedi. Bağış, birliğin böylece Doğuya ulaşabileceğini kaydetti. Türkiye’nin üyeliğinin, AB’nin İslam dünyasıyla ilişkilerine de yardım edeceğini yineleyen Bağış, Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin, AB’nin enerji politikaları açısından önemine de dikkati çekti. Bağış, müzakerelerde yeni fasılların açılması konusunda da salı günü, vergi faslının açılması konusunda mutabakat sağlanmasını beklediğini ifade etti. Gelecek 6 aydaki İsveç dönem başkanlığında da sosyal politikalar, işsizlik, çevre, rekabet, eğitim ve enerji fasıllarının müzakerelerinin başlamasını umut ettiklerini belirtti. Bağış, “Avrupa bir enerji kriziyle karşı karşıya bulunurken ve Türkiye de enerji kaynaklarıyla enerji talebi arasında bir güzergâh durumundayken, enerji faslını açamıyoruz, bu çok enteresan” diye konuştu.

27.06.2009


 

Müzakereler stratejik öneme sahip

AB dönem başkanlığını 1 Temmuzda devir alacak İsveç’in Başbakanı Fredik Reinfeldt, Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin Avrupa için “en üst stratejik öneme sahip olduğunu” belirterek, “yeni fasıl açılması için çaba göstereceklerini” söyledi.

Reinfeldt, AP’ye yaptığı açıklamada, müzakerelerin Avrupa için bu kadar önemli olmasına karşın, Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin, 27 üyeli birlik içerisinde üzerinde en çok anlaşmazlık bulunan konular arasında yer aldığını kaydetti. Reinfeldt, dönem başkanlığını devralmalarının ardından, müzakerelerin devamı konusunda “ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışacaklarını” vurguladı.

27.06.2009


 

‘’Torba Kanun’’ yasalaştı

TBMM Genel Kurulunda, ‘’torba kanun olarak’’ adlandırılan bütçe kanunlarında yer alan bazı hükümlerin ilgili kanunlara taşınmasını öngören yasa tasarısı kabul edilerek yasalaştı.

Yasaya göre, kaymakam adaylığı yazılı sınavı, İçişleri Bakanlığınca kamu kurum ve kuruluşlarına düzenlenecek protokole göre yaptırılacak. ‘’Varlık Barışı’’ uygulaması süresi, 30 eylül 2009 tarihine kadar uzatılacak. Hazinenin borçlanma limiti 5 kat artırılacak. Çiftçilerin elektrik borçları yeniden yapılandırılacak. Yüksek öğrenim kredisi borçlarına, gecikme zamları terkin edilerek taksitle ödeme kolaylığı sağlanacak. Başbakanlığa ithal edilen motorlu taşıtlar, 10 yıl süreyle gümrük vergisinden muaf tutulacak.

27.06.2009


 

Adana’da domuz gribi şüphesi

Düğün törenine katılmak için KKTC’den uçakla geldikleri Adana’da yüksek ateş tespit edilmesi üzerine domuz gribi şüphesiyle hastaneye kaldırılan damat ile kaynanasından boğaz salgısı örnekleri alındı. Damat ile kaynanası, bir düğün törenine katılmak üzere KKTC’den Adana Havaalanı’na geldi. Buradaki termal kameralarda yüksek ateş tespit edilen kaynana ve damat, H1N1 virüsü şüphesiyle Adana Devlet Hastanesinde kontrol altına alındı. Karantina önlemlerinin uygulandığı farklı odalarda tutulan damat ve kaynanasından boğaz salgısı örnekleri alınarak Ankara Hıfzıssıhha Enstitüsüne gönderildiği belirtildi. Hastaların ateşlerinin kontrol altına alındığı ifade edilirken, herhangi bir hayati tehlikelerinin de bulunmadığı öğrenildi.

Düğün törenine katılmak için KKTC’den uçakla geldikleri Adana’da yüksek ateş tespit edilmesi üzerine domuz gribi şüphesiyle hastaneye kaldırılan damat ile kaynanasından boğaz salgısı örnekleri alındı. Damat ile kaynanası, bir düğün törenine katılmak üzere KKTC’den Adana Havaalanı’na geldi. Buradaki termal kameralarda yüksek ateş tespit edilen kaynana ve damat, H1N1 virüsü şüphesiyle Adana Devlet Hastanesinde kontrol altına alındı. Karantina önlemlerinin uygulandığı farklı odalarda tutulan damat ve kaynanasından boğaz salgısı örnekleri alınarak Ankara Hıfzıssıhha Enstitüsüne gönderildiği belirtildi. Hastaların ateşlerinin kontrol altına alındığı ifade edilirken, herhangi bir hayati tehlikelerinin de bulunmadığı öğrenildi.

27.06.2009


 

Suriye’de görülecek çok yer var

Rehberimiz Şam şehrini Kasyon tepesinden seyretme zevkinin bir başka olduğunu söylediğinde hepimize bir uyarıda bulunmuştu.

Fotoğraf makinelerimizin pillerini yenilemeyi... Ne demek istediğini tepeye çıkınca daha iyi anladım. İnsanlar, gece ve gündüz bu tepeye o mükemmel manzarayı kuşbakışı seyretmek için çıkıyorlarmış. Yürüyüş yapmak isteyenler, özellikle akşam yemeği yemek isteyenler burasını tercih etmekteymişler. Bizim gibi ilk defa gelenler için bir Şam gecesini Kasyon tepesinde yaşayabilmek ayrı bir güzellik taşımaktaydı.

Şam’ın kafile üzerindeki etkilerinin oldukça fazla olduğunu görme imkânı oldu. Yüz yıl önce bu toprakların hakimi neslin torunları mazideki dedelerinin ihtişamı karsısında etkilenmişlerdi. Hama şehrine geldiğimizde ise bizi bir başka sürpriz karşıladı. Hama, Suriye’nin 5. büyük şehri. Yaklaşık 1 milyon 350 bin nüfus barındırıyor. Şehrin tarihi, M.Ö. 5000 yıllarına dayanıyor. Asi Nehri, şehrin içinden geçiyor. Doğu dillerinde Hama, “kale” anlamına geliyormuş. Asi Nehri üzerindeki su dolaplarından ötürü Medinetün-Nevair (Su dolabı şehri) de deniliyor. Hama da çok kısa bir moladan sonra çıktığımız yolumuz ikinci defa bu sefer güneşin etrafı aydınlattığı saatte Humus’tan geçiyor. Suriye’nin en büyük rafinerisi burada kurulmuş. Benzinin Türk parasıyla 1.3 TL mazotun 0.70 TL olduğu Suriye’nin toplam iki rafinerisi bulunmakta.

Öğleyi biraz geçmişti ki Halep şehrine varabildik. Planladığımızdan oldukça gecikmiş vaziyette. Halep kalesinin etrafı Türkiye’nin hemen her köşesinden gelen tur arabalarıyla dolu. Halep, Türk sınırlarına yaklaşık 60 km mesafede Suriye’nin ikinci büyük şehri. Tarihin en eski dönemlerinden günümüze kadar gelebilmiş bir şehir. Nüfusunun 4 milyon’a yakın olduğu ifade edilmekte. Nüfus yapısındaki mozaik yüzyılların tarihi ve kültürel birikimini yansıtmakta. Arapça’nın yanı sıra çarşılarında Türkçe, Ermenice ve Fransızca hâlâ kendine yer bulabilmekte. Muhteşem kalesinin dışında cami, medrese ve hamamları kadar büyük kiliseleri ile de şehir tam bir mozaik..

Halep kalesi şehirden 50 metre yükseklikteki doğal bir tepenin üstüne kurulmuş. Halep Kalesi’nin yerinde, çok eskiden bir Hitit Tapınağının olduğu söyleniyor. Daha sonra bir Yunan Tapınağı’na çevrilen yapı, 10.yy’da Hamadani hanedanı döneminde Seyf Ed-Devle tarafından, haçlı ordularına karşı stratejik bir kale olarak tahkim edilmiş. Bugünkü Halep Kalesi, Selahaddin-i Eyyubi’nin oğlu Malik el Zahir Gazi döneminde şehrin merkezi olarak yeniden inşa edilmiş ve çevresi 20 metre derinliğinde bir hendekle güçlendirilmiş. Giriş kapısı, hendeğin üstüne açılır bir köprüyle karşıya bağlanmış. Yapı itibariyle Gaziantep Kalesine çok benziyor.

HZ. ZEKERİYA CAMİ AVLUSU

Eh sonunda Şam-Halep gezisi kültür ağırlıklı kısmı bitmiş alışveriş kısmına gelmiştik. Rehberimizin pazarlıksız hiç bir malı almamız gerektiği gibi uyarılarla birlikte istenirse Türk gençlerine Türk lirasıyla 5 milyon verildiği takdirde rehberlik yaparak bizim adımıza pazarlık yapabileceği tiyolarından sonra bir anda Halep Kapalı çarşısına dağıldık. Yapı olarak kıyaslandığında İstanbul’un Mısır çarşısındaydık sanki. Çarşıya girer girmez ağır bir baharat kokusu ile karşılaşıyorsunuz. Toplam 12 kilometrelik bir genişliğe sahip çarşı için hem zaman, hem de enerjimiz azalmıştı.

Halep Kapalı çarşının büyük bir kısmı 15.yy’da yapılmış. Ortadoğu’daki en uzun çarşısı olan bu çarşı, birbirini takip eden hanlardan oluşmaktadır. Çarşı içindeki çok sayıda kervansaray günümüzde imalâthane olarak kullanılır. Bu büyük çarşıda iş kollarına göre ayrılmış esnaflar genel olarak; turistik eşyalar ile baharat, halı-kilim, ip, giysi, dokuma, el işleri ve baharat satıyor. Yaklaşık iki saati aşkın meraklı gözlerle gezdik dolaştık. Şimdi de dönüş yoluna koyulmuştuk.

Manevi havayı teneffüs etmek isteyenler için ziyaret edilecek çok yer var Suriye’de. İslâm tarihinin ilk dönemlerine ait camiler, medreseler, birçok İslâm düşünürü ve sahabe türbelerini görmek mümkün. Ayrıca İslâm öncesi dönemlerle ilgili birçok esere de rastlayabilirsiniz. Suriye’nin her tarafı adeta tarih ve kültür kokuyor.

—SON—

aleventertekin@yahoo.com

A. LEVENT ERTEKİN

27.06.2009


 

Bardakoğlu: Dünya hevesleri içinde kaybolmayalım

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, üç ayların ‘’Bütün işlerimizi bırakıp, kendimizi ibadete verelim’’ anlamına gelmediğini, dünya ve ahiret dengesinin gözetilmesi gerektiğini belirterek ‘’Varlığımızı ve Yaradanımızı fark etmemiz, tüm işlerimizi bir denge içinde götürmemiz gerekiyor’’ dedi.

Bardakoğlu, üç ayların bereketli bir maneviyat iklimi olduğunu ifade ederek, Türk milletinin, ötekinin halini anlamaya, iradeyi eğitmeye ve Kur’ân’a yakın olmaya imkân sağlayan üç aylara ayrı bir önem verdiğini söyledi.

Bu ayların birçok kandili de içinde barındırdığını hatırlatan Bardakoğlu, kandil gecelerinin gündelik hayatın koşuşturması içinde durup dinlenmeyi, kendine dönmeyi, gönlü Allah’a açmayı sağladığını dile getirdi.

Her şeyi bilen ve internetin sağladığı imkânla birçok bilgiye ulaşabilen çağımız insanının en az ‘’kendini bildiğine’’ dikkati çeken Bardakoğlu, ‘’İnsanoğlunun öz hayatıyla yeteri kadar ilgilendiğini söyleyemeyiz. İlgilense bile bu kısa vadeli küçük hesaplarla dolu bir ilgi şeklinde oluyor. Önündeki dünya meşgalelerini aşmayı ve kısa vadeli çıkarlar elde etmeyi düşünüyor. Dünyanın hevesleri içinde kaybolup gidiyor. Halbuki daha uzun vadeli düşünmemiz, varoluşu kavramamız gerek. İşte üç aylar buna imkân sağlıyor’’ diye konuştu. Üç ayların ‘’bütün işlerimizi bırakıp, kendimizi ibadete verelim’’ anlamına gelmediğini ifade eden Bardakoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’Allah, Kur’ân-ı Kerim’de hem dünya hem de ahiret için iyilik ve güzellik dilemeyi öğretmiş. Dünya ve ahiret dengesini gözetelim. Dünya hayatı varoluşumuzu anlayacak, Rabbımızı tanıyacak ve ebedi hayatımız için hazırlık yapabileceksek dünya hayatı son derece önemlidir ama dünya hayatı altında kalacaksak, içinde boğulacaksak son derece önemsizdir. Dünyevileşerek kendimizi ve yaradılış amacımızı unuttuğumuz bir dünya hayatının hiçbir önemi yoktur, sınavda başarısız olmaktır. Bunun için de üç aylar deyince kendimizi ibadete vermeyi değil bu dengeyi gözetmeyi anlamalıyız.’’

Bardakoğlu, başkanlık olarak üç aylarda dini aydınlatma ve irşat faaliyetlerini arttıracaklarını bildirdi.

“Yaz Kur’ân kursları anne babalar için sınav”

YAZ Kur’ân kurslarının üç aylar içine denk gelmesinin ayrı bir anlam taşıdığını ifade eden Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, bu kursların, çocuklara gerekli yaşta, Kur’ân-ı, peygamberi, Allah’ı, anneyi, babayı, vatanı, milleti ve toplumun ortak değerlerini tanıması için önemli bir eğitim imkânı sunduğuna dikkati çekti. Kur’ân kurslarında sadece Kur’ân’ın Arapçasının değil, anlamının da öğretildiğini, insanın Yaradanı’nı bilmesi ve kendi hayatının farkına varması için ilk tohumların atıldığını vurgulayan Bardakoğlu, ‘’Yaz Kur’ân kurslarını çocuklar için bir fırsat, anne babalar için de sınav olarak görüyorum. Anne babalar şayet çocuklarına küçük yaşta bu eğitimi vermezlerse Allah katında sorumlu olurlar. Çünkü çocuklarımızın bedeni sağlığı kadar ruhi manevi sağlığı da önemli’’ dedi.

27.06.2009


 

Isparta Bediüzzaman Mevlidi yarın

ISPARTA Merkez Ulu Camii’nde yarın öğle namazını müteakiben, başta Peygamber Efendimiz (asm) olmak üzere bütün peygamberler, ashab-ı kiram, Bediüzzaman Said Nursî ve ahirete intikal eden Risale-i Nur talebeleri ile ehl-i iman ve şehitlerimizin ruhuna ithafen bir Mevlid-i Şerif programı icra edilecek.

Gazetemiz Isparta temsilcisi Mithat Yanmaz’dan alınan bilgiye göre, Isparta çapında radyolar, şehir merkezindeki ışıklı bilboardlar da dahil olmak üzere reklam panoları ve yüz adet belediye otobüsüne asılan afişlerle duyurusu yapılan Mevlid programına, başta Bediüzzaman Hazretlerinin talebelerinden Mustafa Sungur, Ali Çakmak ve gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular olmak üzere yurdun dört bir yanında geniş bir katılım bekleniyor. Otopark sıkıntısının giderildiği ve Isparta’yı gezmek isteyenlere rehberlik hizmetinin de verileceği Mevlid-i Şerif programında, ayrıca geliri hizmetlere sarfedilmek üzere bir kermes de düzenlenecek.

27.06.2009


 

Yolcu otobüsü ile TIR çarpıştı: 1 ölü, 7 yaralı

ANKARA - Eskişehir kara yolundaki trafik kazasında 1 kişi öldü, 7 kişi yaralandı.

Ankara - Eskişehir kara yolunun 50’nci kilometresindeki kazada, Kayseri’den Balıkesir’e gitmekte olan Ömer Baygar’ın kullandığı 34 HK 116 plakalı yolcu otobüsü, Nihat Ecekurt yönetimindeki 78 AU 760 plakalı TIR’a arkadan çarptı.Kazada, Kürşat Çağdaş isimli kadın yolcu olay yerinde öldü, yolculardan Meral Açıkyürek, Selçuk Tiryaki, Emre Şimşek, Murat Demir, Mehmet Cangümüş, Erhan Coşar ve Erhan Cevher yaralandı.Yaralılar, Ankara’daki çeşitli hastanelerde tedaviye alınırken kazaya karışan sürücüler Ömer Baygar ve Nihat Ecekurt’un gözaltına alındığı öğrenildi. Bu arada, 40 yolcusu olduğu öğrenilen otobüsteki diğer yolcuların Jandarma nezaretinde karakola götürüldüğü, daha sonra başka bir otobüsle gidecekleri yere gönderildiği kaydedildi.

27.06.2009


 

Boşanmada binde 1.40 artış

TÜRKİYE’DE geçen yıl 641 bin 973 çift evlenirken, 99 bin 663 çift boşandı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2008 yılına ilişkin evlenme ve boşanma istatistiklerini yayımla

dı. Verilere göre, 2007 yılında 638 bin 311 olan evlenen çift sayısı, geçen yıl binde 9,03 artarak, 641 bin 973’e yükseldi. İlk kez evlenen çiftler arasındaki ortalama yaş farkı 3,3 oldu. Ortalama ilk evlenme yaşı erkekler için 26,2, kadınlar için 22,9 olarak belirlendi. Bölgesel düzeyde en yüksek ortalama ilk evlenme yaşı, erkeklerde 27, kadınlarda 23,9 ile İstanbul Bölgesi’nde görüldü. En düşük ortalama ilk evlenme yaşı erkeklerde 25,1 kadınlarda ise 21,6 ile Orta Anadolu Bölgesi’nde kaydedildi. 2007 yılında 94 bin 219 çift boşanırken, bu sayı geçen yıl binde 1,40 artarak 99 bin 663’e yükseldi. Boşanmaların en yüksek olduğu bölge binde 2,06 ile Ege Bölgesi olarak belirlendi. Ege Bölgesi’ni binde 1,78 Batı Anadolu Bölgesi izledi. Kaba boşanma hızının en düşük olduğu bölgeler ise binde 0.50 ile Kuzeydoğu Anadolu ile Ortadoğu Anadolu Bölgeleri oldu. Boşanmaların yaklaşık yüzde 41’i evliliğin ilk beş yılı içinde, yüzde 23,1’i ise 16 yıl ve daha fazla süre evli olan çiftlerde gerçekleşti.

27.06.2009

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

Bütün haberler

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.