31 Ağustos 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Aile-Sağlık

Sigaranın ‘stresi giderdiği’ yalanmış

SİGARA'NIN ‘’stresten içiyorum’’ diyenlere de çare olmadığı belirlendi.

Kanada’nın Toronto ve Montreal üniversitelerinden bilim adamlarının 12-16 yaş grubu gençler üzerinde ortaklaşa gerçekleştirdikleri araştırma sonucuna göre sigara, gençlerde stresi kesmediği gibi artmasına da neden oluyor. Addictive Behaviours isimli tıp dergisinin son sayısında yayınlanan araştırma ile ilgili bilgi veren ekip başkanı Michael Chaiton, çalışmanın ortaokul 2. sınıf ile lise 2.sınıf arasındaki yaş ve her gelir grubundan 662 genç ile yapıldığını söyledi. Çalışmada, ‘’sigara içersen sakinleşirsin’’ teorisini esas aldıklarını kaydeden Chaiton, ‘’Sigaranın, zihnindeki sorunlarla boğuşan gençlerin ruh halinde sakinleşmenin aksine, onları daha da stresli hale getirdiğini saptadık. Buna nikotin kaynaklı bağımlılığın, vücudun kontrol mekanizması üzerindeki olumsuz etkisi sebep oluyor. Artık eminiz ki uzun süre nikotine maruz kalanlar, daha fazla depresyon ve stres yaşıyorlar’’ dedi. Michael Chaiton bu araştırmanın, 1993 yılında başlatılan ve halen devam eden ‘’Gençlerde Nikotin Bağımlılığı’’ adlı uzun vadeli bilimsel araştırmanın bir parçası olduğunu sözlerine ekledi. Araştırmanın detaylarına http://ndit. crchum.qc.ca/main.php linkinden ulaşmak mümkün.

Sigara

bıraktıran bir ürün

BİR çoğumuzun üzüntümüze yada sevincimize ortak ettiğimiz sigara hayatımızı tehdit ettiği bir çok araştırma sonucunda saptanmış. Yapılan araştırmalara göre, sigaranın 4000 çeşit kimyasal madde içerdiği bilinmektedir. Bunlardan 60 tanesi vücuda son derece zararlı olan maddeler kategorisinde yer alıyor. Bu durumda bize her konuda yardımcı olan bitkilere başvurarak sigarayı yavaş yavaş hayatımızdan uzaklaştırmak elimizde. Tamamen tabii ve bitkisel bir karışımdan üretilen Bıraktıks Bitkisel Drops karanfil, meyan, nane, su, şeker ve glikoz ihtiva ediyor. Bıraktıks Bitkisel Drops ilâç olmayıp, tamamen bitkisel bir ürün takviyesidir. Her sigara içme isteğinde ağza atılıp emilerek tüketilen Drops’tan tam netice alınabilmesi için düzenli ve sabırlı bir şekilde kullanmak gerekiyor. Ürün, Türk Gıda Kodeksine uygun olarak üretilmiş olup, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı onaylıdır. Konuyla ilgili bilgi [email protected] e-mail adresinden ve 0(542)-414 87 98 numaralı telefondan alınabilir.

31.08.2010


Çocuklar topraktan kopuk yaşıyor

TARIM ve Köyişleri Bakanlığı Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından başlatılan ve ailelerden büyük ilgi gören Lider Çocuk Tarım Kampı, çocuklara yaz tatilleri için alternatif bir kamp örneği sundu.

Çocukları doğal yaşama kazandırma amacı taşıyan bu proje, üç dönem halinde gerçekleştirilen kamplarla yürütüldü.

Tarım Bakanlığı Yayın Dairesi Başkanı Recep Tezgel Lider Çocuk Tarım Kampı projesi hakkında bilgi verdi. Tezgel, Tarım ve Köy işleri Bakanlığı olarak geçen yıl ‘Yediğinize içtiğinize dikkat edin, güvenli gıda tüketin’ sloganıyla 70 milyonu kapsayan gıda güvenilirliği çalışması başlattıklarını ve bu çerçevede çiftçi ve üreticilere yönelik 100 binin üzerinde yayın hazırladıklarını dile getirdi. Gıda güvenirlilik konusunun Tarım Bakanlığı’nın alanındaki bir çalışma olduğunu ifade eden Tezgel, çocuklara yönelik faaliyetlere de önem verdiklerini ve bu çerçevede o alanda 70 milyonu kapsayan bir eğitim faaliyeti gerçekleştirmiş olduklarını dile getirdi. Tezgel, proje hakkında şunları söyledi: “Biz yayınları dağıttıktan sonra bu bilgilerin yazılı bilgiden öteye gitmesi gerektiğini gördük. Çocuklar yaparak, yaşayarak öğrenmek istiyorlardı. Özellikle kentte yaşayan çocukların modernleşmeyle beraber yaşanan hızlı kentleşmeden dolayı doğadan kopuşu ve bu kopuşla beraber çocukların suça, şiddete başvurduklarını gördük. Çocukların bilgiden ziyade uygulamalı eğitim alabilecekleri tarım ve gıda güvenilirliği ve küresel ısınma gibi konularda eğitim alabilecekleri bir kamp uygulamasına karar verdik. Bunun ilk uygulamasını Ankara’da gerçekleştirdik.” Kamptaki temel eğitimlerinin, tarladan sofraya kadar olan gıda zincirinin bütün aşamalarını çocukların bizzat yaşayarak, görerek öğrenmeleri olduğunu ifade eden Tezgel, çocukların burada hem ekim dikim faaliyetlerinde bulunduklarını hem de üretimin yapıldığı fabrikaları ziyaret edip orada üretilen gıdaların nasıl sağlıklı birer ürün haline geldiğini öğrendiklerini dile getirdi.

31.08.2010


Kaynakların sonsuz olmadığını gördüler

ÇOCUKLARIN bu kampla beraber, sofralarına gelen ürünlerde gıda güvenilirliğinin nasıl olması gerektiğini ve tüketici olarak kaynakların sonsuz olmadığının bilincine varacaklarını söyleyen Tezgel, “Çocukları israf konusunda bilinçlendirmek için çeşitli tesislere götürüp atık konusunda da bilgilendirme gibi bir program oluşturuldu.

Bu çalışmayla beraber aileler, çocuklarının gıda tüketimi konusunda daha bilinçli hale geldiğini, sebze tüketmeyen çocuklarının bu eğitimden sonra sebze tüketmeye başladığını ve bu eğitimle beraber gıdaların nasıl korunması gerektiği konusunda daha bilinçli hale geldiğini belirttiler. Biz gıda zincirinin bütün aşamalarını öğrenmelerini ve yaşamalarını istedik” dedi.

Çocukların şu an topraktan bir kopuş yaşadıklarını belirten Tezgel, “Bu çalışma sayesinde böceklerle tanışan çocuklarımız var. Domatesin ağaçta değil tarlada yetiştiğini öğrenen çocuklarımız oldu” sözleriyle dikkat çekti. Projenin hedefinin ülkenin doğal zenginliğini, tarımsal, kültürel birikimini çocuklara göstermek olduğunun altını çizen Tezgel, “Hayatın Merkezinde Tarım, Tarımın Merkezinde Çocuk’ sloganıyla açılan kamplarda, çocuklarda tarım ve toprak sevgisinin aşılanması amaçlanıyor. Çocuklar kendi değerlerine sahip çıkmak adına da tavırlar geliştirdiler.” diye sözlerini tamamladı.

31.08.2010


Sezeryanlı anneler, bebeklerini daha uzun süre anne sütüyle besliyor

SAKARYA Üniversitesi (SAÜ) Sağlık Yüksekokulu’nda görevli öğretim elemanlarınca yapılan bir araştırmada, sezeryanla doğum yapan annelerin bebeklerinin daha uzun süre anne sütü ile beslendiği belirlendi.

Araştırmayı yürüten öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Nursan Dede Çınar, çalışmanın bebeğin ilk altı ay sadece anne sütü ile beslenmesini etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapıldığını söyledi. Araştırmanın bebek dostu hastane olan Sakarya Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi’nde yapıldığını kaydeden Çınar, çalışmaya 56 normal doğum yapan, 24 de sezeryanla doğum yapmış sağlıklı bebeğe sahip 80 annenin gönüllü olarak katıldığını ifade etti. Anketlerin annelerle yüz yüze görüşülerek doldurulduğunu dile getiren Çınar, araştırmaya katılan annelerin yaş ortalamasının 26 olduğunu söyledi. Doğumdan sonraki birinci ayın sonunda annenin doğum şekli ile bebeğin anne sütü ile beslenmesi arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulunamadığını belirten Çınar, “Altı ayın sonunda normal doğum yapan annelerin yüzde 48.2’si sadece anne sütü verirken, yüzde 51.8’inin anne sütü ve mama ile bebeğini beslediği belirlendi. Sezeryan doğum yapan annelerin yüzde 75’i sadece anne sütü ile beslemeye devam ederken yüzde 25’inin anne sütü ve mamayla bebeğini beslediği saptandı” diye konuştu. Çınar, annenin eğitim durumu, çocuğun cinsiyeti, annenin daha önce emzirme deneyiminin olması ile bebeğini sadece anne sütü ile besleme arasında anlamlı bir ilişki bulunamadığını anlattı.

31.08.2010


Migrenin sık rastlanan türüne bağlı ilk genetik faktör

MİGREN'İN en sık rastlanan türüne bağlı ilk genetik risk faktörünün bulunduğu bildirildi. Genbilimciler, migren hastası olanlar ve olmayanları karşılaştırmak amacıyla 50 binden fazla kişinin genlerini inceledi.

Sonuçları ‘’Nature Genetics’’ dergisinin internet sitesinde yayımlanan araştırmada, DNA’daki küçük bir değişimin migren riskini artırabildiği belirlendi. Araştırmaya imza atanlardan Aarno Palotie, ilk kez sık rastlanan migren türünün genetik unsurlarının bulunduğunu belirtti. DNA dizisindeki değişimin ‘’PGCP ve MTDH/AEG-1’’ genleri arasındaki 8’inci kromozomda bulunduğunu açıklayan bilimadamları, bu gen değişiminin sinirler arasında ‘’mesaj iletmeye’’ yarayan glutamat molekülünün seviyesini düzenlediğini vurguladı. Bilimadamları, sinir hücrelerinin bağlantı noktasındaki glutamat birikiminin migren krizlerini tetiklemede rol oynayabileceğine, eğer bu durum ispatlanırsa, birikimi önleyebilecek yeni tedavi yöntemlerinin bulunabileceğine dikkati çekti. DNA dizisindeki değişimin MTDH/AEG-1 genini bozabileceğini de belirten bilimadamları, bu genin de sinir hücrelerinin bağlantı noktalarından glutamatın boşaltılmasını sağlayan bir proteini denetleyen EAAT2 genini etkileyebileceğini belirtti. Bu proteinin daha önce, epilepsi, şizofreni ve yaşlılığa bağlı bazı hastalıklarla bağlantılı olduğu belirlenmişti. Araştırmacılar ayrıca, bu sonuçları doğrulayacak başka araştırmaların yapılması gerektiğini de vurguladı. Migrenin ender rastlanan bazı türleri ile genler arasındaki ilişki daha önce belirlenmişti ancak ilk kez sık rastlanan bir türde de bu ilişkiye rastlandı. 300 milyona yakın kişi her gün migren ağrısı çekiyor. Avrupa’da migren kadınların yüzde 17, erkeklerin yüzde 8’ini etkiliyor.

31.08.2010

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Son Dakika Haberleri

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.