Lem'alar - page 136

sene evvel divan-ı Harb-i örfîde kendi idam kararını bek-
lerken, sebepsiz, kalbsiz, rütbeli iki adam, mahpus oldu-
ğu koğuşa tahkir için geldikleri zaman gayet acip bir su-
rette söylediği o hale mahsus meşhur bir şetmi üç defa
zalim ve garazkâr ehl-i dünyaya karşı sarf ediyor, “Ben-
den ne istiyorsunuz?” diye bağırarak tekrar ediyor, son-
ra susuyor. Aynı dakikada, zabıta, köşkü basmak için ye-
di-sekiz polis köşkün etrafına girdikleri zamana tevafuk
ediyor.
Medar-ı İbret Bir Hâdise:
risale-i nur naşirlerinin
tazyiki yüzünden amirlerinin yanında yüz bulmak niyetiy-
le risale-i nur naşirlerine ilişenlerin, aks-i maksadıyla to-
kat yediklerinin yüz hâdiseden bir hâdisesi şudur ki:
sebepsiz, sırf bazı garazkârların keyifleri için risale-i
nur naşirlerine bir kulp takıp mahkemelerde süründür-
mek ve belki mahvetmek için sureten kendini dost göste-
rip gayet hainâne bir riyakârlıkla dairemize sokulup, bir-
takım yalanlarla âmirlerini iğfal edip risale-i nur naşirle-
rine müthiş darbe gelmesine vesile olan bir adam, tevec-
cüh ve makam kazanmak değil, bilâkis öyle bir tokat ye-
di ki, dünyada kaldıkça, vicdanı varsa vicdan azabı çekti-
recek. Hem o kolay vazifesinden müşkül bir vazifeye tah-
vil ettiler ve hem de ona yalancı nazarıyla baktılar. Ve
hem nefret-i ammeyi kazandı. Ve hem taharri hâdisesin-
den iki gün sonra bir ihtiyar adamı hanesinden çıkarıp
yolda getirirken o ihtiyar zat füc’eten vefat edip, hem
mes’uliyet-i maddiyeye ve maneviyeye maruz kalmıştır.
acip:
şaşılan ve hayret uyandıran
şey.
aks-i maksat:
kastedilenin, hedef-
lenenin aksi, zıddı.
amir:
idareci, yönetici.
azap:
acı.
bilâkis:
aksine, tersine.
Divan-ı Harb-i örfî:
Sıkıyönetim
Mahkemesi.
ehl-i dünya:
dünya adamı, ahireti
düşünmeyen.
füc’eten:
birdenbire, ansızın.
garazkâr:
kinli, düşmanlık güden.
hâdise:
olay.
hainâne:
haince, kötü bir niyet ta-
şıyarak, zarar vermekten hoşla-
nan.
iğfal etmek:
yanıltmak, aldatmak.
kulp takmak:
birini sebepsiz suç-
lu göstermek için uydurma baha-
ne bulmak.
mahpus:
hapsedilmiş.
mahsus:
has, özel.
mahvetmek:
yok etmek, zarar
vermek.
makam:
mevki.
maksat:
gaye, hedef.
maruz:
tesir altında kalma.
S
ekizinci
l
em
a
| 136 | Lem’aLar
medar-ı ibret:
ibret sebebi,
vesilesi.
mes’uliyet-i maddiye mane-
vîye:
maddî ve manevî so-
rumluluk.
müşkül:
güç, zor.
naşir:
kitap yazan, neşreden,
yayan.
nazar:
bakış.
nefret-i amme:
herkesin, ge-
nelin nefreti.
riyakâr:
iki yüzlü, sahtekâr.
suret:
biçim, tarz.
sureten:
dış görünüş bakımın-
dan.
şetim:
kötü söz söyleme, yer-
me
taharri:
araştırma, inceleme.
tahkir:
hakaret etme.
tahvil:
bir hâlden bir hale ge-
tirme, değiştirme.
tazyik:
sıkıştırma, baskı.
tevafuk:
uygun gelme.
teveccüh kazanmak:
ilgi, ilti-
fat, sevgi kazanmak.
vazife:
görev.
vefat:
ölme.
vesile:
sebep, araç.
vicdan:
iyiyi kötüden, hayrı
şerden ayırt etmeye yardımcı
olan ahlâkî duygu.
zabıta:
şehirlerde güvenliği
sağlamakla görevli yönetim
zalim:
zulmeden, haksızlık
eden.
zat:
kişi, şahıs.
1...,126,127,128,129,130,131,132,133,134,135 137,138,139,140,141,142,143,144,145,146,...1406
Powered by FlippingBook