Lem'alar - page 97

kalemli Ahmed Hüsrev’i
(1)
Gk
ó«/
©n
°S¢o
û«/
©n
J
cümlesi beşinci
gösteriyor. re’fet Bey
(2)
»/
às
Ñ`n
ën
ªp
H Ék
bp
OÉn
°U
cümlesiyle maka-
mına işaretle Asım gibi altıncı arkadaş olduğunu altı fark
ile göstermiştir. Ve hakeza, sair has arkadaşlar da içinde
münderiçtir. Hatta
Gk
ó«/
©n
°S¢o
û«/
©n
J
’deki “said” kelimesinde
beş-altı kardeşlerim dahil olduğu bence kat’î bir surette
tahakkuk etmiştir.
Sa i d Nu r s î
• • •
Lâtif Bir Tefeül
Şeyh Sadi-i Şirazî’nin Bostan’ından
sözler
hakkında
ben, Hafız Halid, Galib, Süleyman niyet edip açtık;
tefeül bu çıktı:
r
âr
Øo
# n
f ¢r
Tƒo
N r
Ú/
æo
¸ r
?o
Ñr
?o
H r
¸«/
g h o
ôn
H @ r
âr
Øo
#°o
T Én
ær
©n
e p
¿Én
à°r
ù p
?o
" Én
J r
ôn
# p
f
p
¤``o
" r
ón
j ho
ôn
f r
¢ûn
f Gn
ƒr
îo
àr
°Sn
G r
Rn
G p
¬c @ /
¤`o
Ñr
?o
H r
Ú/
æo
¸ r
On
Ò/
ªn
H r
ôn
" r
Ön
én
Y
Meali: Yani, “
Gel, bak, güller bağı şeklinde hakikat gül-
leri açılmış. Böyle hakikat bahçesinde hiçbir bülbül, böy-
le şirin, hoş nağme etmemiştir. Nasıl oluyor ki, böyle bir
bülbül öldükten sonra onun kemiklerinden güller açılma-
sın.
Lem’aLar | 97 |
S
ekizinci
l
em
a
hakeza:
bunun gibi, böylece.
hakikat:
gerçek, doğru.
kat’î:
kesin.
lâtif:
hoş, güzel.
makam:
manevî mevki, yer.
meal:
mana, anlam.
münderiç:
içinde yer almış,
yerleştirilmiş.
nağme:
güzel ses, ezgi.
sair:
diğer, öteki.
suret:
şekil, biçim, tarz.
tahakkuk etmek:
bir şeyin
doğruluğunun meydana çık-
ması, kesinleşmesi.
tefeül:
bir kitabı rastgele aça-
rak denk gelen yeri okuma ve
o kısmı uğurlu sayma.
1.
Maişette de saadetle geçinir.
2.
Himmetinde sadık ol.
1...,87,88,89,90,91,92,93,94,95,96 98,99,100,101,102,103,104,105,106,107,...1406
Powered by FlippingBook