Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 23 Haziran 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Haberler

 

Memurun beklediği af nihayet çıktı, ama...

Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin disiplin cezalarının affedilmesini öngören tasarı, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek kanunlaştı. Ancak kanunun, 23 Nisan 1999 tarihinden önce işlenmiş fiilleri kapsamaması, “devlete karşı işlenen suçlar”ı ve YAŞzedeleri hariç tutması, mağdurlarda hayal kırıklığına yol açtı.

KİMLER YARARLANAMAYACAK?

Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit veya nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçlar veya istimal ve istihlak kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma suçları sebebiyle görevleriyle sürekli olarak ilişik kesilmesi sonucunu doğuran disiplin cezalarıyla 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununa göre verilen yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezaları; emniyet hizmetleri sınıfına dahil personel ile çarşı ve mahalle bekçileri hakkında verilen meslekten çıkarma cezaları, af kapsamı dışında bırakılıyor.

KİMLER YARARLANACAK?

Bu cezalar dışında yasa, tüzük ve yönetmelikler gereğince memurlar ve diğer kamu görevlileriyle bu görevlerde bulunmuş olanlar hakkında, 23 Nisan 1999 tarihinden 14 Şubat 2005 tarihine kadar işlenen fiillerden dolayı verilen disiplin cezaları bütün sonuçlarıyla affedilecek.

Bu tarihler arasında işlenen ve af kapsamına giren disiplin cezalarının verilmesini gerektiren fiillerden dolayı ilgililer hakkında disiplin soruşturma ve kovuşturması yapılamayacak. Devam eden disiplin soruşturma ve kovuşturmaları işlemden kaldırılacak; kesinleşen disiplin cezaları uygulanmayacak. Disiplin cezaları affedilenlerin sicil dosyalarındaki bu disiplin cezalarına ilişkin kayıtlar, ilgililerin başvurusu aranmaksızın hükümsüz kalacak ve dosyalarından çıkarılacak. Disiplin cezalarının affı, ilgililere geçmiş süreler için özlük hakları ve parasal yönden herhangi bir istemde bulunma hakkı vermeyecek.

YARGIDA OLANLAR

Af kapsamına giren disiplin cezalarına karşı daha önce idari yargıya başvuranlardan, yürürlük tarihinden sonraki 30 gün içinde dâvâya devam etmek istediklerini yargı makamlarına bildirmeyenlerin dâvâları hakkında, karar verilmesine gerek olmadığına ve tarafların yaptıkları masrafların üzerlerinde bırakılmasına karar verilecek. Bu kararı; görülmekte olan dâvâlarda dâvâyı gören mahkeme, karar temyiz edilmişse Danıştay verecek. dâvâya devam etmek istediklerini bildirenlerin dâvâlarının görülmesine ise devam edilecek. Ancak, dâvânın dâvâcının aleyhine sonuçlanması durumunda tasarı ile getirilen af hükümleri uygulanacak.

Yasa, af hükümlerinin Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Yasası, Uzman Jandarma Yasası, Uzman Erbaş Yasası ile Askeri Hakimler Yasası’na tabi personel hakkında uygulanmamasını da öngörüyor. YARBAY: DEVLETE KARŞI SUÇLAR AFFEDİLMELİ AKP Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay, Meclisten çıkan af yasalarında devlete karşı suçların hariç tutulduğunu belirterek, ‘’Oysa devlete karşı suçlar affedilmeli. Başkalarına karşı işlenen suçları affetmek marifet değil. Çıkardığımız aflarla devlete ne kadar katkı sağladık ya da zararı ne oldu, bunun sorgulanması lâzım’’ dedi.

Fatih KARAGÖZ / ANKARA

23.06.2006


 

MGSB ilk kez yargılanıyor

Millî Güvenlik Siyaset Belgesinin iptali için Danıştay’da dâvâ açan İnsan Hakları Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı yöneticileri, başvuruyu değerlendiren 10. Daire’nin talebi işleme koymasından memnun. MGSB ve bu belgeyi onaylayan Bakanlar Kurulu kararına karşı ilk kez bir dâvâ açıldığını vurgulayan İHD Başkanı Yusuf Alataş, Danıştay’ın bu talebi işleme koymasını “Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı yönünde önemli bir gelişme” olarak değerlendirdi.

Kamuoyunda “Gizli Anayasa” olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin (MGSB) iptali için Danıştay’a başvuran İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Yusuf Alataş ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, 10. Daire’nin talebi işleme koymasından memnun. Alataş, Danıştay’dan iptal kararının çıkmasıyla sivil siyaset üzerinde etkinin azalacağını belitirken, Bakkalcı ise “Demokratik zihniyet için fırsat” dedi.

İHD Genel Başkanı Alataş, MGSB’nin yürürlüğe girmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının iptali için başvurdukları Danıştay 10. Daire’nin talebi işleme koymasını değerlendirirken, şunları söyledi:

“Bakanlar Kurulu’nun Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin kabul edilmesine ilişkin kararının Danıştay’da iptal edilmesi özellikle askerin sivil siyaset üzerindeki etkisini bir parça azaltacaktır. Bundan sonra da asker müdahalesinde de yargı sürecinin devreye girebileceği de göz önünde bulundurulacaktır. Bu da genel anlamda demokrasi ve insan hakları alanında olumlu etkileri olacaktır.”

Danıştay’a 25 Nisan 2006’da yaptıkları başvurunun ulusal ve uluslararası hukuk dayandırdıklarını belirten Alataş, Danıştay’ın bu talebi işleme koymasının “Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı yönünde önemli bir gelişme” olarak değerlendirdi. Alataş, “İnsan hakları örgütü olarak görevimizi yaptık ve sonucu ne olursa olsun yargı sürecinin sonuna kadar takipçisi olacağız. Ümit ediyoruz ki, yüksek mahkeme itirazımız kabule der, belgeyi iptal edip Türkiye demokrasisini bir ayıptan kurtarmış olur” diye konuştu.

Alataş, “yargı denetimi sürecinin bir şekilde başlamış olması” bile bir kazanım olacağını söyledi.

Bakkalcı: Yargı süreci demokratik

zihniyet için bir fırsat

İHD ile birlikte mahkemeye başvuran bir diğer insan hakları örgütü olan TİHV’in Genel Sekreteri Bakkalcı da yargı sürecinin müdahalesiz ve kendi tabiî akışından sürmesini de önemli buluyor ve MGSB etrafındaki tartışmaların Türkiye’deki demokratik hayata son derece zarar verici bir etkisi olduğu yönünde bir kanaat oluşturduğunu düşünüyor. Bakkalcı, “Her açıdan zarar verici sonuçları ortaya çıktığı için bu bir imkandır. Bütün problemleri kategorik olarak asker-sivil gerilimi üzerinden açıklamak da doğru değil. Sivil ve asker bütün toplum açısından sorun, demokratik zihniyeti ve bu zihniyetin gündelik hayatta uygulanması sorunudur” şeklinde konuştu.

Yeni MGSB, 24 Ekim 2005’te Milli Güvenlik Kurulu’nca (MGK) görüşülerek Bakanlar Kurulu’na “tavsiye” edilmişti. Bakanlar Kurulu da 20 Mart 2006 tarihli toplantısında MGSB’yi kabul etmiş ve metin “yüksek gizlilik” derecesi nedeniyle Resmi Gazete’de yayımlanmaksızın yürürlüğe girmişti.

/ ANKARA

23.06.2006


 

İşkencelerin faturası millete

Hazine’nin, işkence ve kötü muamele suçları nedeniyle AİHM tarafından hükmedilen tazminatları, yasası da çıkarılmasına karşın suçu işleyen devlet görevlilerine rücu edemediği için 750 bin YTL ödemek zorunda kaldığı ortaya çıktı.

Adalet Bakanı Cemil Çiçek, CHP Antalya Miletvekili Nail Kamacı’nın soru önergesine verdiği cevapta, Devlet Memurları Yasası’nın “kişilerin uğradıkları zararlar” kenar başlıklı 13’üncü maddesine göre, kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken sebep oldukları zarar nedeniyle ancak kurumları aleyhine dâvâsı açılabileceğini, kurumun, zararı genel hükümlere göre sorumlu personeline rücu edebileceğini bildirdi. Bakan Çiçek, İçişleri Bakanlığı aleyhine, idari mahkemelerde toplam 115 dâvâ açıldığını belirtirken, bu dâvâlardan 29’unda tazminata karar verildiğini, 35’inin reddedildiğini, 51’inin ise halen sürdüğünü dile getirdi. Tazminata karar verilen dâvâlar sebebiyle 750 bin YTL tazminat ödendiğini kaydeden Çiçek, ödenen tazminatlarla ilgili Hazine zararının giderilmesi amacıyla üç dâvâda sorumluluğu tesbit edilen üç personele karşı rücu dâvâsı açıldığını söyledi.

Jandarma Genel Komutanlığı ile ilgili olarak sonuçlanan bir dâvâ bulunduğunu da belirten Çiçek, bu dâvâda, dâvâcıya 3 bin YTL manevi tazminat ödenmesine karar verildiğini, dâvâcı henüz talep etmediğinden kendisine ödeme yapılmadığını bildirdi. Çiçek, ödeme yapılmaması sebebiyle Hazine zararı belli olmadığından, sorumlular aleyhine rücu dâvâsı açılmadığını belirtirken, dâvâcıya ödeme yapıldığında sorumlular aleyhine rücu işlemlerinin başlatılacağını kaydetti.

/ ANKARA

23.06.2006


 

TMK tasarısı MGK öncesi komisyondan geçti

TBMM Adalet Komisyonu, Terörle Mücadele Kanununda değişiklik öngören tasarıyı kabul etti. Tasarının, Abdullah Öcalan’ın yararlanacağı gerekçesiyle tartışmalara konu olan 6. maddesindeki “etkin pişmanlık” hükümleri, Temel Ceza Kanunlarına Uyum Tasarısı ile TCK’nın ilgili 221. maddesine alınacak. Terörle mücadele görevi yaparken suç işledikleri iddia edilen güvenlik görevlileri hakkında adlî kontrol hükümlerinin uygulanacağına dair düzenleme de metinden çıkarıldı.

Önceki gün başlanan ve irtica tartışmalarına sahne olan Terörle Mücadele Kanunu (TMK) Tasarısı görüşmeleri dün Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısından önce Adalet Komisyonu’nda kabul edildi.

Tasarının, Abdullah Öcalan’ın yararlanacağı gerekçesiyle tartışmalara konu olan 6. maddesindeki “etkin pişmanlık” hükümleri, Temel Ceza Kanunlarına Uyum Tasarısı ile TCK’nın ilgili 221. maddesine alınacak. Kamu görevlileri ile muhbirlerin kimliklerini açıklayan, hedef gösteren, örgütün bildiri veya açıklamalarını yayınlayanlar, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak. Cebir ve şiddet kullanarak suç işlemek üzere terör örgütü kuran, yöneten ve üye olanlar; TCK’nın ‘’silahlı örgüt’’ hükümlerine göre cezalandırılacak. Komisyonda, terörle mücadele görevi yaparken suç işledikleri iddia edilen güvenlik görevlileri hakkında, adli kontrol hükümlerinin uygulanacağına dair düzenleme tasarı da metninden çıkarıldı.

Jandarma Hakim Albay Gazi Koçer’in mevcut yasada terör suçlarının ertelenemeyeceği ve paraya çevrilemeyeceğine ilişkin hükmün 31 Aralık 2006 itibariyle ortadan kalkacağı, bu nedenle aynı hükmün yeniden yasaya konulması şeklindeki önerisi, uzman Doç. Dr. İzzet Özgenç’in itirazına yol açtı. Özgenç, “serbest kalanlar elini kolunu sallayarak gezemeyecek, denetimli serbestlik uygulanacak” dedi.

AKP’li milletvekilleri öneriyi dikkate alarak tasarıya bir madde ekledi. Buna göre, terör suçlarından dolayı verilen hapis cezaları paraya çevrilemeyecek, ertelenemeyecek. Söz konusu hüküm terör olaylarına karışan 15 yaşın altındaki çocuklar için uygulanmayacak.

Bir çok ihlallere sebebiyet vereceği nedeniyle büyük tepkilere neden olan TMK Tasarısı alt komisyonun yaptığı değişikliklerle genel kurul gündemine gelecek.

Kemal BENEK / ANKARA

23.06.2006


 

Ağar: Bu misyon kaybolmaz

DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, demokrat misyonun 60 yıldır devam ettiğini belirterek, “Bu misyon, iman, inanç kaybolmaz, Türkiye’nin her zaman teminat akçesi gibi yerinde durması gereken, tütmesi gereken bir ocaktı burası.” dedi.

Mehmet Ağar, partisinin Adana il teşkilatınca Seyhan Otel’de düzenlenen ‘’birlik ve beraberlik yemeği’’nde, DYP’nin misyonu ve siyasal yaşamından kesitler anlatarak, hükümeti eleştirdi. 3 Kasım’da ilk defa millet eliyle meclis dışında kalmanın acısını hissettiklerini, genel kongre sonrası göreve getirildiğini belirten Ağar, 14-15 Aralık sonrası yollara düştüklerinde, “Bu hükümet, bu iktidar 3-4 dönem kalır. Sen de gider gelir böyle zor işleri alırsın, bu sefer yanlış yaptın” diyenler olduğunu söyledi. Ağar, şöyle konuştu:

“Onlar ne beni tanıyorlardı, ne bu demokratik misyonun 60 yıldan devam eden davasından haberdardı. Onlar siyasetin bozulmasında, dejenerasyonunda, ondan bir takım kötü huylar kapmış insanlar. Siyaseti sadece nemalanma, güç sahibi olma, iktidar kapılarında, iktidar eşiklerinde yer tutma olduğunu zannediyorlardı. Bizim onlara dediğimiz bir şey vardı, bu misyonun kurucuları, bugünün şartlarında demir asa ve demir çarıkla yollardaydılar. Bu misyon, iman, inanç kaybolmaz, Türkiye’nin her zaman teminat akçesi gibi yerinde durması gereken, tütmesi gereken bir ocaktı burası. Çünkü, bu ocağın temelinde haksızlığa direniş, zulme başkaldırış, demokratik hakları, baskılara karşı ‘yeter söz milletindir’ diyebilen, bugüne kadar dünya demokrasilerinde bu kadar güzel ifade edilmemiş bir demokratik isyanın, başkaldırışın, haysiyetli duruşu vardı. Bunda nasibi olmayanlar anlayamazdı.” AKP’nin Türkiye’nin hiçbir sorununun altından kalkamayacağının 3.5 yıl sonra ortaya çıktığını savunan Ağar, ‘’Hesap sormaya geldik diyenler hesap sorulacak duruma düştüler” diye konuştu.

/ ADANA

23.06.2006


 

Arınç: Türkiye, AB sürecinde kararlı

TBMM Başkanı Bülent Arınç, Türkiye’nin AB sürecinde kararlı olduğunu; bu süreçte önemli mesafeler alındığını söyledi.

Arınç, Bulgaristan ziyaretinin ikinci gününde, Bulgaristan Parlamentosunu ziyaret ederek, Başkanvekili, Hak ve Özgürlükler Hareketi Genel Başkan Yardımcısı Ünal Lütfi ve Dış Politika Komisyonu üyeleriyle biraraya geldi.

Lütfi, bölgede ve Avrupa’da, Türkiye ile Bulgaristan ilişkilerinin örnek teşkil ettiğini belirterek, Bulgaristan’ın, Türkiye’nin AB üyeliğine desteğini sürdüreceğini bildirdi.

TBMM Başkanı Arınç da, iki ülke arasındaki ilişkilerin, son yıllarda giderek geliştiğini ifade ederek, TBMM’nin, Bulgaristan’ın NATO üyeliği için karar aldığını hatırlattı. İki ülke arasında, savunma konularında işbirliğinin mevcut olduğunu belirten Arınç, AB sürecinde de Türkiye’nin önemli işler gerçekleştirdiğini kaydetti. Özellikle son üç yılda önemli reformlar yapıldığını söyleyen Arınç, Türkiye’nin AB sürecindeki kararlılığını vurguladı. Arınç, AB sürecinin hem kamuoyunda hem de TBMM’de desteklendiğini bildirdi. AB ile ilgili reformların muhalefetle işbirliği içinde gerçekleştirildiğini söyleyen Bülent Arınç, bu süreçte Bulgaristan’ın tecrübelerinden de yararlanacaklarını kaydetti.

/ SOFYA

23.06.2006


 

Baykal’dan muhalefete sansür

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın grup toplantılarının basına kapalı kısmını kaldırması muhaliflerin tepkisine sebep oldu. CHP Ankara Milletvekili Mehmet Tomanbay, Baykal’ın muhalif milletvekillerini konuşturmamak için grup toplantılarının basına kapalı kısmını kaldırdığını söyledi.

Milletvekillerinin grup toplantılarına katılarak parti politikalarına katkı sağlamaları gerektiğini vurgulayan Tomanbay, “Bizim grup toplantılarında Genel Başkanı demokratik bir şekilde eleştirmemiz, Genel Başkan tarafından uygun görülmedi. Bizim eleştirilerimizin başlamasıyla birlikte Genel başkan Deniz Baykal, grup toplantılarının basına kapalı kısmını kaldırdı.

Milletvekilleri bir araya gelip ülke sorunları ve parti politikaları konusunda görüş alış verişinde bulunamıyor. Sayın Genel Başkan demokratik eleştirilerin yapılmasına tahammül edemediği için bu toplantıları iptal etti” diye konuştu. Mehmet Tomanbay, kendisinin, milletin bir vekili olarak grup toplantılarında ülkenin sorunlarıyla ilgili görüşlerini yönetime aktarmayı çok istediğini ancak bu imkânın kendilerine verilmediğini söyledi.

/ ANKARA

23.06.2006


 

İran taviz verse 70’li yıllara dönülür

İran ve Amerika arasında aşk-nefret ilişkisi olduğunu ifade eden Yazar Cihan Aktaş, “Amerikalılar bölgede ilişki açısından her zaman İran’ı Türkiye’ye yeğlerler” dedi. Hatemi’nin Batı ile ilişkilerde bütün iyi niyetini ortaya koyduğunu söyleyen Aktaş, “Batı, Hatemi’nin girişimlerinin çok da kıymetini bilemedi. Bunun cevabı da bir bakıma Ahmedinecad oldu” şeklinde konuştu.

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu tarafından düzenlenen “İran’ı Konuşuyoruz” başlıklı toplantıda konuşan Yazar Cihan Aktaş, İran için az gelişmişlik tanımının açıklayıcı olmadığını vurgulayarak, “Amerika’nın da İran’a yönelişte amacı ilkel bir toplumu medenileştirmek değil. Aralarındaki ilişkiyi bir yerde aşk ve nefret ilişkisi olarak değerlendirmiştim. Bence İran taviz vermesi, Amerikayla bir işbirliğine yanaştığı durumda çok rahatlıkla aradaki yirmi beş sene hiç yaşanmamış gibi ilişkiler tekrar 70’li yıllara döndürülebilir. Amerikalılar da bölgede ilişki açısından her zaman İran’ı Türkiye’ye yeğlerler” dedi.

BATI, HATEMİ’NİN

GİRİŞİMLERİNİ DEĞERLENDİREMEDİ

Hatemi’nin Batı ile ilişkilerde bütün iyi niyetini ortaya koyduğunu söyleyen Aktaş, “Batı, Hatemi’nin girişimlerinin çok da kıymetini bilemedi. Bunun cevabı da bir bakıma Ahmedinecad oldu” dedi. Konuşmasında İran devrimine de yer veren Aktaş, “Savaş olmasaydı devrimin doğal seyri belki de İslâmiyetin Batı ile ya da modernizm ile o özel karşılaşmasında ortaya çıkacak olan tartışmaların daha geniş ve verimli bir şekilde uygulamaya dökülmesini sağlayarak dünyaya ve insanlığa, insanlık kültürüne çok büyük yardımda bulunmuş olabilirdi” şeklinde konuştu.

İRAN’IN YUMUŞAK KARNI; KADIN

Türkiye Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde gerçekleştirilen toplantıda kadın konusuna da değinen Aktaş, kadın meselesinin İran’ın yumuşak karnı olduğunu, bununla birlikte İran’da kadınların saygın bir insan olarak anılmasına çok yatkın bir yapı olduğunu ifade etti. Aktaş, başörtüsü zorunluluğuyla ilgili olarak da şunları ifade etti: “Başörtüsü konusunda insanlar suçlanmaktan endişe ettikleri için çok açık tartışamıyorlar. Bununla ilgili kanunun iptali yönünde kimse adım atamıyor. Ama giderek daha özgürlükçü yaklaşımın gelişeceğini düşünüyorum.”

İHTİYATLI DAVRANMALIYIZ

“İran’da İslâmî rejim kabul edilebilir mi konusu sonsuza kadar tarşılabilir ama bunun, emperyal politikaların İran’ı hedef almasıyla hiçbir alâkası olmamalı” diyen Gazeteci Nuray Mert de, toplumlar üzerinde bu yöndeki propagandaların etkili olabildiğini söyledi. İran’ın hedeflendiği bir saldırı veya tehdit politikasının Türkiye’de de mayalanmasına çok müsait bir zemin olduğunu söyleyen Mert, rejimi bahane ederek bir ülkenin işgal edilmesi ve hegemonik tarafta olma noktasında ihtiyatlı davranmamız gerektiğini belirtti.

ÖNCE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ OLMALI

Doğu Konferansı ekibiyle önceki yıllarda İran’a gerçekleştirdikleri seyahatten bahseden Gazeteci İpek Çalışlar da, “İran’da attığımız her adım kendi gerçeğimizi kavrama konusunda da önemli birşey oldu” dedi. Konuşmasında İran’daki basının durumundan bahseden Çalışlar, Sınır Tanımayan Gazetecilerin 2005 raporuna göre İran’ın basın özgürlüğü konusunda 166 ülkeden 158. sırada olduğuna dikkat çekti. Çalışlar, tehdit altındaki bir ülkenin insanlarının öncelikle basın yayın, ifade özgürlüğü gibi haklara sahip olması gerektiğini ifade etti.

Naciye KAYNAK / İSTANBUL

23.06.2006


 

Talat: AB hatasını anlıyor

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rumların Türkiye-AB müzakerelerinin ilerleyişini veto ile tehdit etmesinin, kendileri için değil, AB üyesi diğer ülkeler için sürpriz olduğunu ifade ederek, “AB böylesine Avrupalı olmayan bir ülkeyi bünyesine almakla ne kadar büyük bir belâyı satın aldığını daha iyi anlayacaktır” dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Türkiye-AB müzakerelerinin ilerleyişini veto ile tehdit etmesinin, kendileri için değil AB üyesi diğer ülkeler için sürpriz olduğunu söyledi. İzmir ziyaretinde ikamet ettiği Hilton Otelinde soruları cevaplandıran Talat, GKRY’nin veto unsurunu dile getirerek, Türkiye-AB üyelik müzakerelerinde dış politikayı ilgilendirmeyen başlıklarda dahi Türk limanlarının ve havaalanlarının Rumlara açılması konusunu gündeme getirmesinin, kendileri için sürpriz olmadığını belirtti. Talat, şunları kaydetti: ‘’Biz bunun böyle olacağını biliyorduk. Kıbrıs Rum tarafının ne kadar katı ve uzlaşmaz olduğunu, özellikle son yıllarda, özellikle referandumdan bu yana görmüş taraf olarak, Rum tarafının son derece katı tutum izleyeceğini zaten biliyorduk. Bunun böyle olup olmayacağı konusunda kuşkuları olan Avrupalılardı. Doğrudan yaşayarak, üstelik de dış politikayla hiç alakası olmayan, Kıbrıs Rum tarafıyla hiçbir ilgisi olmayan konularda bile ne kadar büyük zorluklarla karşılaşılacağını AB görmüş oldu.’’

Rum kesiminin çıkardığı zorlukların olumsuz olmasına karşın, AB’nin hangi boyutta uzlaşmazlıkla karşı karşıya olduğunu görmesi bakımından da uyarıcı olduğunu ifade eden Talat, sözlerine şöyle devam etti:

‘’Her konunun (müzakere faslı) açılışında, kapanışında ve içeriği tartışılırken bu zorluklarla karşılaşılacaktır. Bunun hesabını AB yapmalı. Böylesine Avrupalı olmayan bir ülkeyi bünyesine almakla ne kadar büyük bir belayı satın aldığını daha iyi anlayacaktır. Görünce de tedbir alma yoluna gidecektir diye düşünüyorum.’’

‘’Limanların açılmasına karşı değiliz, KKTC’ye yönelik izolasyonların da eş zamanlı olarak kaldırılması gerektiğini söylüyoruz’’ diyen Talat, ‘’İzolasyonların devam etmesi hiçbir akla ve vicdana sığmaz’’ şeklinde konuştu.

Talat, Kıbrıs’ta yapılması gerekenin, izolasyonların kaldırılması olduğunu vurguladı.

/ İZMİR

23.06.2006


 

Şemdinli örtbas edilmesin

Uluslararası Af Örgütü Şemdinli davasında iki kişinin suçlu bulunduğunu, ama suçlamanın değiştirilmesi ve davanın benzeri görülmemiş bir hızla sonuçlandırılmasıyla olayın bütünün örtbas edilmesinden kaygılı olduğunu açıkladı.

Örgüt, görevden alınan Savcı Ferhat Sarıkaya’nın iddianamesinde dile getirdiği, olayın üst düzey yetkililerle bağlantısına ilişkin soruların ortadan kaldırıldığına dair kaygılı olduğunu söyleyerek, tarafsız ve bağımsız bir inceleme istiyor. UAÖ, davanın ikinci duruşmasında, suçlamanın değiştirildiğine dikkat çekerek, “suçun bağımsız hareket eden, yerel olarak organize edilmiş bir suç çetesi tarafından işlenmiş olarak sınıflandırılması”nın da, “daha üst düzey devlet yetkililerinin olası ilişkisinin araştırılmasını engellediğini” açıkladı.

“Üç sanık ilk olarak, azami cezası müebbet hapis cezası olan ‘devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü’ bozmaya yönelik fiilleri işlemekle (Türk Ceza Kanunu’nun 302. maddesi) ve çete kurarak bu ‘suç için anlaşmak’la (madde 316) suçlanmıştı. Ardından davanın 1 Haziran’daki ikinci duruşmasında; suçlamalar, daha az cezaya karşılık gelen “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” (madde 220) olarak değiştirildi.”

/ LONDRA

23.06.2006


 

‘Akıllı ajanda’ ile demokrasi dersi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gördüğü her yerde oyuncak ve bebek dağıttığı çocuklara artık “akıllı ajanda” da hediye edecek. Ajandanın önsözünü yazan Erdoğan, akıllı ajandanın çocuklara derslerinin yanı sıra büyük bir genel kültür desteği ve kitap okuma alışkanlığı kazandıracağını kaydetti.

Çocuklara “Oku, düşün, uygula, neticelendir” tavsiyesinde bulunan Erdoğan, her alanda iyi yetişmiş, donanımlı ve ülkelerinin yarınlarını omuzlayacak nesiller yetiştirmek zorunda olduklarının altını çizdi. Çocuklardan demokrasiye ve Cumhuriyet’e sahip çıkmalarını isteyen Erdoğan, “Biz bu ülkeyi, bu bayrağı, bu istiklali, bu Cumhuriyet’i kolay kazanmadık. Çok ağır bedeller ödedik, çok çetin badireler atlattık. Biz, var olma mücadelemizi ‘Ya istiklal, ya ölüm’ diyerek kazandık. Hem de imkansızlıklar, yokluklar içinde bu imtihanlardan geçerek tek vücut bir millet olduk. Bugün de aynı şuurla demokrasimizi geliştirerek geleceğe yürüyoruz. Onun için de sahip olduklarımızın kıymetini çok iyi biliyoruz, bilmek mecburiyetindeyiz” dedi.

/ ANKARA

23.06.2006


 

Şemdinli dâvâsı kararına itiraz

Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’nde eski PKK hükümlüsü Seferi Yılmaz’a ait Umut Kitabevi’nin bombalanmasıyla ilgili davada Van 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği karara hem sanık, hem de müdahil avukatları itiraz etti.

Henüz gerekçeli karar çıkmadığı için süre tutum dilekçesini dün Van 3’ncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne veren sanık avukatı Vedat Gülşen, gerekçe belirtmeden (mürafaalı) duruşmalı temyiz talebinde bulundu. Avukat Gülşen, gerekçeli itirazlarını, mahkemenin gerekçeli kararını yazdıktan sonra yapacaklarını belirterek, “Verdiğimiz dilekçeye ilişkin mahkeme kararını 15 gün içinde bize bildirmesi gerekiyor” dedi. Müdahil avukatlarından Van Barosu Başkanı Ayhan Çabuk ise aynı mahkemeye verdiği itiraz dilekçesinde sanıkların terör suçlarını kapsayan ‘devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmaya yönelik’ TCK’nın 302’nci maddesinden ceza verilmesini istedi. Van 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan dava, 19 Haziran günü karara bağlanmış, mahkeme sanık astsubaylar Ali Kaya ile Özcan İldeniz’e 39’ar yıl 10’ar ay 27 gün hapis cezası verirken, PKK itirafçısı Veysel Ateş hakkındaki kararı 3 Ağustos günü yapılacak duruşmaya ertelemişti.

/ VAN

23.06.2006


 

Sınır kapılarında gurbetçiye hazırlık

Edirne Valisi Nusret Miroğlu, ‘’İşçi sezonunda Kapıkule’nin yükünü hafifletmek için Hamzabeyli Sınır Kapısı’na yönlendirme yapacağız’’ dedi. Hamzabeyli Sınır Kapısı’nı ziyaret eden Vali Miroğlu, Süloğlu Kaymakamı Osman Dölek’ten gümrük hakkında bilgi aldı. Gümrükteki eksiklerin bir an önce tamamlanmasını isteyen Miroğlu, Kapıkule Sınır Kapısı’nın yeniden inşası için çalışmaların Eylül ayında başlayacağını söyledi.

Hamzabeyli Sınır Kapısı’ndan küçük araçların geçişini sağlamak için Bulgaristan tarafında düzenleme yapılması gerektiğini ifade eden Miroğlu, ancak Bulgarların bunu kabul etmediğini bildirdi. Hamzabeyli’nin daha cazip hale getirilmesi için akaryakıt, freeshop ve temizlik işi ihaleleri yapılacağını bildiren Vali Miroğlu, ‘’İşçi sezonunda Kapıkule’nin yükünü hafifletmek için Hamzabeyli Sınır Kapısı’na yönlendirme yapacağız. Buraya personel takviyesi de yapılacak. Önümüzdeki yıl bu kapımız daha faal hale gelecek’’ dedi.

/ EDİRNE

23.06.2006


 

‘Risâle-i Nur ve talebeleri beni çok etkiledi’

Bediüzzaman Said Nursî’nin vefatının 46. yıldönümünde Almanya Köln’de düzenlenen programda konuşan Dünya İslâm Konseyi üyesi Salim Abdullah, Risâle-i Nur’un kendisini çok etkilediğini ve Risâle-i Nur talebelerinin Almanya’da harika işler yaptığını söyledi.

Bediüzzaman Said Nursî vefatının 46. yıldönümünde Almanya Köln’de düzenlenen programda konuşan Dünya İslâm Konseyi üyesi Salim Abdullah, “Risâle-i Nur’un diğer İslâmî gruplardan çok daha ileride olduğunu gördüm” dedi.

Programın onur konuğu Salim Abdullah, 1970’li yıllarda Risâle-i Nur’un ve Nur hareketinin Avrupa ve Almanya için pek tanınmayan bir olgu olduğunu, mevcut olan düşüncelerin de negatif olduğunu hatırlattı. Salim Abdullah bu şartlar altında Risâle-i Nur üzerine bir makale yazmak ve Nur hareketini araştırmak için Köln-Rolandstrasse’ye (Almanya’daki ilk Risâle-i Nur medresesinin bulunduğu cadde) gittiğini, buradaki insanların ve Risâle-i Nur’un kendisini çok etkilediğini ve bunun kendisi için harika bir olay olduğunu söyledi.

Kendisinin uzun zamandır Almanya İslâm Konseyi temsilcisi sıfatıyla bir çok seyahatler yaptığını ve bu sıfatla BM’de bulunduğunu belirten Salim Abdullah “Uzun süren çalışmalarım ve izlenimlerim neticesi Risâle-i Nur’un diğer İslâmî gruplardan çok daha ileride olduğunu gördüm. Risâle-i Nur şimdi olduğundan çok daha fazla desteklenmelidir. Kim Risâle-i Nur’u desteklerse uyum ve demokrasiyi desteklemiş demektir ve bu tam da bizim istediğimiz bir şeydir” dedi.

Salim Abdullah Bediüzzaman ile hayatta iken tanışmadığını, ama kendisini talebelerine göre değerlendirdiğini ve Risâle-i Nur talebelerinin Almanya’da harika işler yaptığını söyledi.

Salim Abdullah’ın ardından söz alan Kâzım Güleçyüz, Risâle-i Nur’un tahrip edici olarak değil ama bir iman kurtarıcı olarak atom bombasından daha güçlü olduğunu ve Einstein’a atıfla zamanı gelmiş bir fikrin atom bombasından daha güçlü olduğunu belirterek “Risâle-i Nur artık zamanı gelmiş bir fikirler demetinin ifadesidir” dedi.

Ahmet DANIŞMAZ / ALMANYA

23.06.2006


 

Dudullu trafiği nefes alacak

Ümraniye, Dudullu’da yapımı tamamlanan ‘Dudullu Köprü, Kavşak ve Yan Yolları Düzenleme İnşaatı” törenle hizmete girdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “21 Açılış, 21 Temel Atma” programı çerçevesinde Maltepe’den katıldığı toplu tören, sinevizyon görüntülerine yansıtılan canlı yayın aracılığıyla gerçekleşti.

Törene Maltepe’den katılan Başbakan Erdoğan, açılışı yapılacak ve temeli atılacak olan kavşakların açılışlarını ilçe belediye başkanları ile birlikte gerçekleştirdi. Ümraniye, Dudullu’da bulunan ‘Köprü, Kavşak ve Yan Yolları Düzenleme İnşaatı’ açılışını da Belediye Başkanı Hasan Can yaptı.

Yeni Asya / İSTANBUL

23.06.2006


 

Kapkaççılar 8 aylık hamile kadını sürükledi

Batman’da kapkaççılar, 8 aylık hamile kadını yerde sürükleyerek çantasını aldılar.

Alınan bilgiye göre, Pınarbaşı Mahallesi, Aydın Arslan Caddesi’nde yürüyen Ruşen Kızar’ın (28), yanına yaklaşan motosikletli 2 kişi çantasını almak istedi. Çantasını bırakmayarak, kapkaççılara direnen Kızar, bir süre yerde sürüklendikten sonra, çantasını bıraktı. Kızar, hastahaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Olayla ilgili soruşturmanın sürdürüldüğü bildirildi.

/ BATMAN

23.06.2006


 

Pertevniyalliler buluştu

Pertevniyal Eğitim Vakfı, kuruluşunun 15. yılını kutladı. Merter’deki Green Park Otel’de bir araya gelen Pertevniyal Lisesi öğrenci, yönetici ve öğretmenleri hedeflerini; okulun daha başarılı olması olarak açıkladılar.

Toplantıda konuşan Pertevniyal Lisesi Müdürü Aziz Yeniyol okulun mezunları arasında çok sayıda bakan ve bürokrat olduğunu hatırlatarak, “Hedefimiz, okulumuz mezunları arasından bir ‘başbakan’ çıkarmaktır” dedi. Gecede, okula destek veren resmî mezunlara da plaket verildi.

Yeni Asya / İSTANBUL

23.06.2006

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004