"Gerçekten" haber verir 18 Ocak 2009
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi

adresine bekliyoruz.

 

Hüseyin GÜLTEKİN

Hizmetlerimiz bizi gurura sevk etmemeli



Âhir ömre kadar imtihanımız devam edeceğine göre; bu imtihanların hazırlığı ve kaybedilmemesi için, büyük bir çabanın, azamî bir titizliğin içinde olmak gerekir. Nefis ve şeytanın tuzaklarına, desiselerine düşmemek için, sarsılmaz bir tahkikî imana, güçlü lâyetezelzel bir inanca sahip olmak lâzım. Her saat, her dakika bu önemli imtihan devam ettiği için, bir anlık dikkatsizlik, bir saniyelik gaflet—eğer tevbe de edilmezse—ebedî hayatımızın mahvını, harâbiyetini netice verebilir.

Şeytan ve nefis her zaman soldan gelmiyor. Bazan sağdan da yaklaşıyor. Bazan sûret-i haktan görünerek kulağımıza çok makul, çok inandırıcı şeyleri fısıldarayarak aklımızı çelmeye, kalbimizi bozmaya çalışıyor.

Söz gelimi, Allah’a karşı kulluk vazifelerimizi yerine getirmek; yapmakla zaten mükellef olduğumuz ibadet ve taatlerimizi ifa etmek; rıza-ı İlâhî yolunda hizmet-i imaniyede ve Kur’âniyede bulunmak, önemli bir meşgale ve kudsî bir hizmettir. Rıza-i İlâhî’ye matuf bu çeşit mükellefiyetlerin yerine getirilmesi büyük sevap ve hasenâtlara sebeptir. Bir ihsan-ı İlâhî olarak omuzumuza konulmuş bu hizmet-i Kur’âniye yolunda bazı fedakârlıklarda bulunmak ve bu uğurda bazı zahmet ve meşakkatleri göze almak elbette takdire şayan ve ind-i İlâhî’de kabule medar hizmetlerdir. Böyle şerefli bir hizmetin müdavimi olmak, böyle ulvî bir dâvânın mensubu olmak her insanın belki de erişemeyeceği önemli bir fırsat ve paha biçilmez bir nimettir.

İşte tam da böyle bir nimetin, böyle bir ikrâmın içinde olan bazı hizmet ehlinin aklını çelmek, ayağını kaydırmak için nefis ve şeytan hile ve desiselerle tuzaklar kurar. Sûret-i haktan görünerek, sağdan yanaşır ve onun kulağına en çok meşgul olduğu meseleleri fısıldayarak önce enaniyetini ve benliğini tahrik etmeye çabalar. Muhtemelen: “Senin gibi hizmet-i Kur’âniyede bulunan yok... Çok iyi, çok kabiliyetli bir insansın... Sen olmasan bu işler yürümez... Senin kadar müttakî, senin kadar faziletli olan yok..” gibi ucb ve gurura sevk edecek sözlerle yoldan çıkarmaya çabalar.

Nefis ve şeytanın bu nev'î fısıldamalarını dinleyen ehl-i hizmet hadimler, bir anlık bir gafletle bu çeşit hile ve tuzak yüklü fısıldamaları dinlemeye devam ederse, ihtimaldir ki şeytanın o konuşmalarını haklı görür, kendisinin gerçekten bir kurtarıcı olduğunu, kendisi olmadan hiçbir hizmetin yürümeyeceğini zannederek, Allah korusun belki de farkına varmadan ucb ve gururun tuzağına düşerek yoldan çıkar.

Ama böyle bir durumla karşı karşıya olan ehl-i hizmet nur hâdimi, bu telkinlerin menşeinin nefis ve şeytan olduğunu, bunlara itibar edilmemesinin gerektiğini, dinin sahibinin Yüce Allah olduğunu, onu koruyup muhafaza edecek olanın da O’ndan başkasının olamayacağını ve yine o Yüce Allah’ın din-i mübîne hizmet edecek birilerini mutlaka bulacağını derk ederse şeytanın tuzağına düşmekten kurtulur.

“Allah isterse bu dini fâcir ve günahkâr bir insanla da kuvvetlendirir” hadis-i şerifi, bu konuda son ve kesin hükmü belirtiyor. Bediüzzaman da; “Sen ey riyâkâr nefsim! Dîne hizmet ettim diye gururlanma. ‘Allah bu dini günahkâr bir adamın eliyle de kuvvetlendirir’ sırrınca, müzekkâ olmadığın için, belki sen kendini o recûl-i fâcir (günahkâr adam) bilmelisin. Hizmetini, ubûdiyetini, geçen nimetlerin şükrü ve vazife-i fıtrat ve farîza-i hilkat ve netice-i san'at bil, ucb ve riyâdan kurtul” yorumunu yaparak, insanın hizmet-i diniyede bulunduğu için gururlanıp kendisine bir pâye ayırmasının doğru olmadığını ifade ediyor.

Ölünceye kadar bu nev'î imtihanlar devam edecektir. Çok çetin, çok dehşetli imtihanlarla karşı karşıya kalacağımızı göz önünde bulundurarak, her an her zaman dikkatli olmalıyız. Din-i mübîne hizmette bulunurken de, nefis ve şeytanın hile ve tuzaklarının olabileceğini akıldan çıkarmamalı ve bu tuzaklardan korunmak için de ihlâs zırhına bürünmeli, tevazu ve mahviyeti elden bırakmamalı.

18.01.2009

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (11.01.2009) - Huzur ve mutluluk arayışları

  (04.01.2009) - Bazen kenarda durmak veya susmak da hizmettir

  (28.12.2008) - Toplumdaki yozlaşma

  (22.12.2008) - Tahkik ehli olmak

  (14.12.2008) - Risâle-i Nur’u doğru anlamak

  (07.12.2008) - Ülfetler gafletlere dönüşmesin

  (30.11.2008) - Sıradan bir nefer olduğumuzu kabullenmek

  (23.11.2008) - Evlilikteki yanlış kararların bedeli

  (16.11.2008) - Bediüzzaman’ın saff-ı evvel hizmet ehline yaklaşımı

  (09.11.2008) - Önce dahildeki kardeşlik

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  H. Hüseyin KEMAL

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için adresimiz:
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır