"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AKP=Adamın Kendi Partisi yahu!

Ahmet BATTAL
24 Ekim 2017, Salı
Yine yazalım: Parti ile iktidar olunur, iktidarla parti olunmaz. Bir partinin gerçekten parti olduğunu anlamamızın şartı, muhalefette iken de ayakta kalıp kalmadığıdır. Bu da en az üç seçim geçirince belli olur. Tabelası bilhassa taşrada halen de duruyorsa parti vardır ve partidir.

Zira parti part’dır yani parçadır ya da fırka veya hiziptir yani kendisini değerlerinden bazı özellikleriyle tefrik ettiğimiz bir zümredir. 

Bu konuda tipik örnek, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2017 tarihli güncel kayıtlarına göre 615.195 kayıtlı üye ile Türkiye’nin iktidara aday üçüncü büyük muhalefet partisi olan Demokrat Partidir. 

Bu kurallara göre ise AKP diye bir parti –en azından henüz- yok. Varsa da bir “tek adam”ın şahsına sıkı sıkıya bağlı bir parti. 

Ayrıca AKP’nin “part” olmak için gerekli ayırt edici özelliklere sahip olup olmadığını bilmiyoruz. Olduğunu da sanmıyoruz.

O yüzden biz diyoruz ki AKP=Adamın Kendi Partisi. 

Sonucu da net: İstediğini keser, dilediğini biçer. Ne var bunda. Neresi garip. 

TEOG’u iki dudak arasına sokup çıkaran bir emirle herkese görünür hale gelip ardından belediye başkanlarının istifa ettirilmesi tartışmaları sayesinde gittikçe netleşen bir fotoğraf bu.

Bu gün bu “tekadampartisi” olgusunu birkaç örnek üzerinden bir daha değerlendirelim. 

Habertürk’ten Kübra Par Şamil Tayyar ile konuşmuş. “Melih Gökçek’i ayrı bir yere koyuyorsunuz. Bunda Beyaz TV’de program yapmanızın payı var mı?” diye sormuş. 

Cevap şöyle: “Hiçbir ilgisi yok, çünkü ben o kanalda program yapmaya başladığımda adı Beyaz TV bile değildi. Program için kanal sorunu yaşayan biri değilim. Melih Başkan sevdiğim, değer verdiğim ve başarılı bulduğum bir siyasetçidir. Ama patronum Recep Tayyip Erdoğan’dır.”

Son cümleye dikkat. Ve “demokrasilerde bir milletvekilinin patronu kimdir” sorusunu siz düşünedurun. 

Konuşmada “Şaban Dişli’nin istifasını kim istedi?” sorusuna Tayyar’ın cevabı da şu: “Cumhurbaşkanı istemiştir, onun dışında bir irade yok.”

Dikkat ediniz, “genel başkanımın danışmanının istifasını kim isteyecek, elbette patronum ister, bu nasıl soru” diye cevaplanmıyor soru. Cevap daha net ve daha açıklayıcı.

Peki ne oldu da AKP parti olabilme yeteneğini tümüyle ve ilelebet kaybetti de tek kişiye ait bir hareket haline geldi?

Cevap belli. AKP’nin kuruluşunda şanla zikredilen “üç dönem kuralı” fiilen kaldırıldı ve parti “tek adam”a yaslandı. 

Üç dönem kuralı AKP Tüzüğü’nün 132. maddesine dayanıyor. “Parti Adayı Olarak Seçilmiş Olanların Yeniden Adaylığı” başlıklı hükmün 2012’de değişmiş haline göre “AK PARTİ listelerinden aday gösterilip seçilmiş olan belediye başkanları ve milletvekilleri, kesintisiz en fazla üç dönem aynı görevi yürütebilir. Ancak, ara veren kimseler tekrar aynı görevlere aday gösterilebilir.” 

Bu hüküm AKP tüzüğünün (TBMM Kütüphanesinden -acikerisim.tbmm.gov.tr- ulaştığımız) ilk biçiminde şöyle imiş: “AK PARTİ listelerinden aday gösterilip seçilmiş olan belediye başkanları ve milletvekilleri, en fazla üç dönem aday gösterilebilir.”

İki resim arasındaki farkı fark ettiniz umarız. Eski siyasetçileri “dinozor”lukla suçlayan AKP kurucuları, o tarihlerde, “bundan sonra siyasette dinozorlara yer yok” diyorlardı. Kendileri de benzer duruma gelmeye başlayınca değişiklik yapıp üç dönemi esnettiler. 

Ama bir kişi için o kural fiilen tümüyle ortadan kalktı ve böylece hiç kenara çekilmeyen bir adam yüzünden “AKP=Adamın Kendi Partisi” haline geldi. 

Kenara çekilme mecburiyetini tarif eden şu paragrafı AKP’nin web sitesinden aynen aldık: 

Üç dönem kuralının Türk siyasetinde bir ilk olduğunu dile getiren Erdoğan, “14 Ağustos 2001’de partimizi kurarken koyduğumuz bu kural Allah’a hamdolsun bugüne kadar bozulmadı ve inanıyorum ki bundan sonra da bozulmayacak. Çünkü bu halkımızın içinde alıcısını buldu. Bu ‘siyaseti bırak’ anlamına gelmiyor tam aksine diyor ki ‘Sen üç dönem sadece Parlamentoda görev yap, bir dönem ara ver, ondan sonra devam edeceksen yine devam et. Parti kademelerinde yine çalış mani yok.’ Farklı yerlerde, bakın şu anda bakan yardımcılarımızın birçoğu bizim eski milletvekillerimiz. Şu anda milletvekillerimizin içinden büyükelçi olan arkadaşlarımız bile var. Demek ki bunların hepsi olabiliyor. Yani çalışmak isteyene alan bol, hepsi olur” şeklinde konuştu.

Erdoğan, kendi tek adamlığını da şu cümlelerle tarif ediyor. (Davutoğlu’nun genel başkan olarak belirlenmesi sürecini anlatan bu cümleleri partinin web sayfasından aynen aldık.): 

“AK Parti bütün işlerini istişareyle yapar. İstişareler neticesinde kararını alır ve onu uygulamaya koyar. Biz, bugüne kadar bundan hiçbir zaman kaçınmadık, hiçbir zaman taviz vermedik. AK Parti grubunda, merkez karar ve yönetim kurulunda, genişletilmiş il başkanları toplantımızda, milletvekillerimizle istişarelerimizde, arkadaşlarımızın görüş ve önerilerini aldık. Belediye başkanlarımız, il başkanlarımız, kadın ve gençlik kolları yönetimlerimiz düşüncelerini ortaya koydular. En son partimizin merkez yürütme kurulunda da bugün meseleyi ayrıntılarıyla ele aldık ve bir sonuca vardık.”

Arkadaşlarının kimler olacağını belirleyen ve onların sadece görüş ve önerilerini alan “biz” kimdir? 

Bu cümlelerdeki “biz” çoğul zamirinin Erdoğan’dan başka birini de işaret ettiğini iddia edebilecek bir Allah’ın kulu var mıdır acaba? 

E, o zaman… 

AKP= Adamın Kendi Partisi!

Okunma Sayısı: 4792
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı