"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Alman camileri kimin kışlası?

Ahmet BATTAL
10 Nisan 2018, Salı
Soruda kastettiğimiz camiler Almanya’daki Türklerin camileri. Ama bu nitelendirmeye o camilerin cemaati durumundaki bazıları -belki de haklı olarak- itiraz ediyorlar ve “Hayır, biz artık Türkiye kökenli Müslüman Almanız, bizi başka kavramlarla tarif etmeyin” diyorlar. Tercih meselesi. Kanınıza dokunabilir, kızabilirsiniz ama reddedemezsiniz.

Soruyu “Almanya’daki camiler…” diye de sorabilirdik. O zaman da cevaba geçmeden önce “Almanya’daki hangi Müslümanların camilerini kastediyorsun” diyecektiniz. Çünkü Almanya’daki camiler sadece Türklerin açtığı camilerden ibaret değil. 

Konuya gelelim:

“Camiler kışlamız” şiirini biliyorsunuz. Hani AKMHP Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir zamanlar ceza aldıran ve aslı Ziya Gökalp’e ait olan şiir. 

Yunan’a karşı ve Kurtuluş Savaşı şartlarında iken camileri “kışlamız” olarak görmek ve bunu şiirselleştirerek hamasete vesile etmek mantıklı ve hatta gerekli idi. (Zira o savaş aynı zamanda dinî yönü de olan bir savaş idi). 

Bazı siyasetçilerin camiyi kendilerinin oy deposu olarak görmesi ise tam anlamıyla dini istismar etmek. 

Camiler partilerden birinin kışlası değildir ve olamaz. Dinî tercih ile siyasi tercihin, bazı genellemeler itibariyle genel olarak kesişmesi mümkün olsa bile, bu sadece bir durumdur. İstenen bir durum da değildir. Mesela hiçbir parti, sadece bir mezhebe ya da sadece şu ya da bu millete mensup olanlardan oy almakla yetinmek istemez, istememeli. 

O halde soralım: 

Almanya’daki camiler, Alman devleti için “yabancı” sayılan bir devletin yani Türkiye Cumhuriyeti Devletinin “kışlası” olabilir mi? Yani Türkiye’deki herhangi bir siyasi iktidar, Almanya’da olduğu için “Alman camisi” diyebileceğimiz camileri ve personelini kendi iç politik amaçları için alet edebilir mi? 

Ya da daha genelleştirelim: 

Türkiye devleti bu camileri kendi dış politikasını desteklemek için kullanabilir mi?  Mesela bu camileri bir tür kışla gibi ya da bir tür asker alma birimi gibi kullanmaya kalkışabilir mi? 

Cevap için, önce, Birgün’ün Deutsche Welle Türkçe’den aktardığı haberi okuyalım: 

“Alman hükümeti Türkiye’nin Almanya’daki camilerde siyasi nüfuz kullanmasının kaygı verici olduğunu duyurdu. Alman Hükümetinin, Sol Parti Federal Meclis Grubu’nun soru önergesine verdiği yanıtta, Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) camilerinde Türkiye’nin Suriye’deki askerî harekâtının desteklenmesi için çağrıda bulunmasının endişeyle kaydedildiği belirtildi... Hükümetin açıklamasında, bu gibi davranışların anlaşmazlıkların Alman toplumuna taşınmasına veya mevcut gerginliklerin artmasına katkıda bulunduğu ifade edildi. Federal hükümetin DİTİB camilerindeki imamların Diyanet tarafından dinî hizmetleri aşan görevlere dâhil edilmesine karşı olduğu belirtilen açıklamada, Alman hükümetinin Suriye’deki durumla ilgili olarak Türk hükümetiyle daimi, açık ve eleştirel görüş alışverişi içinde olduğuna ve Türkiye’nin Birleşmiş Milletler veya Avrupa Birliği tarafından listelenen terörist gruplarla işbirliği yaptığına dair herhangi bir bilgi bulunmadığına da yer verildi.”

Sayın Diyanet İşleri Başkanı, 

Siz bizden çok daha iyi görüyorsunuz, ahiretimiz ve dinimiz için dünya barışına çok ihtiyacımız var. 

Bunun için de İslam’ın barış mesajlarının dünyaya yayılmasına ihtiyaç var. 

Bunun için ise bütün dünyadaki bütün camilerin, iç-dış ayrımı yapmaksızın, her tür siyasetin dışında kalması lazım. 

Gereği size aittir. Zira bazı “Alman camileri”nin amiri sizsiniz.

Okunma Sayısı: 3197
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • zeliha

    10.4.2018 17:05:49

    Çok ince hassas önemli ve taze gündem bir konu.Maalesef bazı imam hatipleri çıkış zili olarak kullanılıyor.Ortaokul çocuklarına işeniyor sanki bu fikir.Gerçekten dini istismar meselesi bu kadar işelnmemişti.Camiler okullar siyasetten en çok korunması gereken yerler olduğu halde

  • Ali Tam

    10.4.2018 11:45:35

    Avrupa da en emektar Cami Imami Münih Freimann Camii Imamligindan emekli Hukukcu ve Ilahiyatci M. Seker Hoca müteaddit sohbetlerinde anlatmistir.Camiler konusunda Avrupa'da sair ülkelerden gelen Müslüman din kardeslerimizin bize sunu belirttiler. "Biz su tesbit ve kanaate vardik ki siz Türkler Dünya'nin neresinde olursaniz olun bir cemaat olusturup hemen camii insaa ediyorsunuz. Bu özellik en cok sizde tebarüz ediyor." Bu minval üzere biz yaptik artik devlette imamini göndersin anlayisi yine adet olmus. Diyanet'te imam gönderiyorsa Her Horoz kendi ciftliginde öter hükmü islemeye basliyor ve camii Diyanet'in uhdesinde kabul edilerek Devletin ve dolayisiyla iktidardaki hükümetin HUTBEGAHI oluyor.

  • Gündüz Alp-2

    10.4.2018 11:21:39

    Toplumsal barış ve huzurumuz için harç vazifesi gören dini ve milli mefahirimiz; siyasilerin elinde ve dilinde "oy ütmek" aleti haline gelince -maalesef- tefrikanın aracı haline dönüşmekte, hem dahili hem harici (dünya) barış gecikmektedir. Bunun sebebi de yine menfi ve menfaatçi siyasete istinat eden kötü yönetimdir. Sonunda cami-okul-kışla derken ayrıştırmadığımız şey neredeyse kalmadı. Fakat unutmayalım ki, ayrılıkta azap, birliktelikte rahmet" vardır. M.Akif'e kulak verelim: "Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez / Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez." Barışın adresi ittihattır, tefrika değil. Camiler de birleştirir, bölmez. Bu mübarek mekanları tefrikaya alet etmesinler.

  • Gündüz Alp

    10.4.2018 10:56:34

    Sayın Battal, yediğimiz dozu yüksek şu narkozdan uyandırmak için her zaman yazdığınız böylesine "uyandırıcı" yazınız için bir kez daha teşekkür ediyoruz. Her zehrin bir de panzehiri vardır. camilerin kışla olması meselesi, İstiklal Harbi yıllarında geçerli ve anlaşılabilir bir argümandır. Ya şimdi? Kime karşı istiklal mücadelesi veriyoruz ki, camiler onlar için kışla olsun. Hatırlarsanız Celal Bayar bile "Galip Hoca" sıfatı ve kisvesiyle dolaşarak, ülke insanını İstiklal Harbine teşvik etmiştir. Fakat bugün bir siyasinin aynı sıfat ve kisve ile dolaşması abes olmaz mı? Maalesef siyasal İslamcı iktidar dini-milli ne varsa siyasete alet etmekte hiç beis görmüyor. Hele dinin şeairinden olan konuların ulu orta siyasete alet edilmesi çok kötüdür ve bu konularda menfi duygu ve düşüncenin oluşmasına sebep olmaktadır. İtibarını, kıymetini ve önemini yitirmektedir. Dini ve milli mefahirimizi siyasetin tasallutundan kurtarmalıyız.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı