"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nefsimden başlarım

Bilal Said PARLAKOĞLU
15 Eylül 2018, Cumartesi 01:15
Bediüzzaman Said Nursî ileri görüşlü bir insan. Sosyal, içtimaî ve manevî havayı hissederek, ne zaman, nereden, ne şiddette bir fırtına gelebileceğini tesbit edebilen ve ona karşı çare ve tedbirler üretebilen bir deha.

Meselâ, Üstad Hazretleri 31 Mart Vak’ası öncesinde sanki ihtilâl olacağını haber almış gibi, ihtilâlde rol alma ihtimali olan kesimler ile irtibata geçerek, ihtilâlin sebebi olan şeriat ve meşrûtiyet ilişkisine açıklık getiren izahlar yaparak ihtilâli yatıştırmaya çalışmış ve daha büyük, bütün devleti bölüp parçalayabilecek bir ihtilâlin önüne geçmiş.

Meşrûtiyeti muhafaza etmek için, şeriatın muhafazası uğruna ayaklanma ihtimali olan doğu aşiretlerine telgraf çekerek meşrûtiyetin şeriata muhalif olmadığını anlatmış. İşçi ve hamal sınıfının bulunduğu kıraathaneleri gezip meşrûtiyeti ders vermiş. Büyük medreselere gidip, hocalar ve talebelerine meşrûtiyetin güzelliklerini anlatmış. Her devlette ihtilâl riski en yüksek grup olan asker ocağına gidip askerlere ve zabitlerine meşrûtiyeti şeriat namına sahiplenmeleri gerektiğini izah etmiş.

Yani kısacası Üstad ihtilâl tehlikesini önceden sezmiş ve bir olay olmadan evvel yatıştırmaya çalışmış ve zararı olabildiğince azaltmış. Yoksa 31 Mart Vak’ası daha şiddetli geçebilir. Ülke sathına yayılıp ülkenin genelini bir iç savaşa sokabilirdi. 31 Mart Vak’ası sonrasında Divan-ı Harb Mahkemesi’nde bu hakikatleri izah etmiş ve mahkeme Bediüzzaman'ın haklılığını teyid ederek beraat vermiş ve kırka yakın arkadaşının da idamdan kurtulmasına vesile olmuş. Hadiseyi yatıştırmak için gösterdiği gayretler böylece takdir edilmiştir. 

Üstadın hayatı boyunca, hayatının her döneminde sürekli ikaz edip ıslah etmeye çalıştığı bir kesim ise gençler olmuştur. Çünkü toplum bir insan olarak kabul edilirse eğer gençliği onun nefsi olur. Öyle ise gençliği ıslah edilmeyen toplum sefahat ve dalalete sürüklenir. Gençliği ıslah edilmemiş olan toplumların maddeten ve manen terakkisi ve diğer toplumlara örnek olması da mümkün değildir. Önce gençliği ve gençleri ıslah etmek gerekir.

Gençliğin ıslahı ancak tevhide dayalı iman ve Sünnet-i Seniyye’ye dayalı ahlâk eğitimi ile mümkün olabilir. 

Gençliğin ıslahında da elbette en büyük vazife biz gençlere düşüyor, anarşiye alet olmamak, batıl cereyanlara sürüklenmemek için biz gençler "Nefsini ıslah edemeyen, başkasını ıslah edemez" kaidesi doğrultusunda evvelâ kendimizi ıslah etmeliyiz. İman ve ahlâk esaslarını Sünnet-i Seniyye hakikati doğrultusunda hayatımıza tatbik etmeye gayret göstermeliyiz. Hareketlerimiz ve yaşantımız ile hüsn-ü misal olursak gençliğin de ıslah olduğunu ve zamanla toplumun renginin değiştiğini İslâm âleminin maddeten ve manen terakki ettiğini müşahade edebiliriz. 

Gençliğini ıslah edemeyen toplum başka toplumları ıslah edemez, kendini ıslah edemeyen ise başkasını ıslah edemez, öyle ise biz gençler evvelâ nefsimizden başlarız. Nefsimizi ıslah ederek manevî bir asayiş bekçisi oluruz ve toplumu anarşi ve belâlardan da muhafaza edebiliriz.

Okunma Sayısı: 1537
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı