"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sır saklamak

Cahit ÖZPINAR
18 Nisan 2017, Salı
Bilmem hiç düşündünüz mü?

Hayatta insanlar için sır saklamanın ne kadar mühim bir meziyet olduğunu hiç akıl ettiniz mi? İnsanlar arasında sır tutmasını bilmeyenler çoktur. İnsan sırrının esiridir. Eğer insanoğlu, sırrına sahip olursa, kimsenin emri altına giremez. Kişi daima dikkatli ve uyanık olmalıdır. Sır, başka birisinin kendisine emanet ettiği bir meseledir. Kendilerine emanet edilen sır, suyun içine hapsedilen hava kabarcığı gibi bütün gayretiyle dışarı fırlamak, serbest havaya kavuşmak ister. Böyle insanlar kendilerine bir sır emanet edildiği zaman; âdeta rahatsızlaşırlar. “Ne yapsam da bundan kurtulsam” der gibi o sırrı analatacak adam arar, ilk rast geldiklerine söyleyerek rahatlarlar. 

Sır çok mühim bir durumdur. Sır önemli bir emanettir. Sırrı ifşa etmek, hainliktir. Sır bize emanet edilince, ihanet etmemek gerektir. Sır tutmak, çok zordur. Zira sırrı ifşa etmenin de kendine özgü bir zevk olduğunu kabul etmeli. Başkalarına bilmedikleri bir meseleyi bildirmenin tatlı keyfini bir çırpıda inkâr etmekte kolay işlerden değildir. Meselâ, sizde bir sır var. Bunu öğrenmeyi çok isteyeceğini iyi bildiğimiz bir dostunuza haberi yetiştirmek için, sür’atle sokağa fırlıyorsunuz. Onu ilk  bulduğunuz yerde bir kenara çekip ağzınızı kulağına yaklaştırarak sırrı fısıldıyorsunuz. Dostunuzun gözleri yeni öğrendiği haberden dolayı faltaşı gibi açılmıştır. Bu sırrı nasıl öğrendiğinizi size tekrar tekrar soruyor? Doğru olup olmadığını ısrarla öğrenmeye çalışıyor. Siz yemin ediyorsunuz, kimsenin bilmediği bir gerçeği bilen olmanın gururuyla mest oluyorsunuz. 

Bu bağlamda zaafların, en tehlikelisiyle malûl bulunuyorsunuz. Çünkü o sır size, hiçbir kimseye anlatmamanız şartıyla emanet edilmiştir. Bunu başka insanların duymasından büyük zararlar doğabilir. Böyle bir gevezelik, türlü durumlarda kötü neticeler doğurur. Sizde belki başka hiç kimseye söylememeyi vaat ederek o sırrı elde etmiştiniz. Ne çare ki; pişman olmak fayda vermez. Büyük düşünür Shakespeare’in dediği gibi ağızdan bir defa çıkmış olan sözü geri alıp tekrar sır haline getirmek mümkün değildir. O söz, ağızdan ağıza yayılır gider. Sebep olacağı facialar önlenemez.                          

Yaşadığımız şu güzelim dünyada, insanlar birbirlerine güven duymak zorundadırlar. Eğer insan da gerçekten Allah korkusu ve Peygamber (asm) sevgisi olmazsa; toplumda emniyet ve güven sarsılır. İslâmiyet, barış ve huzur dinidir. Dinimizde sır tutmak, Allah’ın bir emridir. Bize emanet edilen sırları ifşa etmek hainliktir. Sır tutmak, Müslüman insanların en güzel huylarından birisidir. Hz. Ali Efendimiz (ra): ’’Sırrın senin esirindir.’’ diye buyurmuştur. Bu bağlamda insan rast gele konuşmamalı. Güven duymadığı kişilere sırrını ifşa etmemelidir.   

Herkese sır söylenmez.  Dostlarımızı, iyi seçmeliyiz. Hayatta mutlu olmanın yolu, ketum olmaktan geçmektedir. Sırrını rast gele açıklayan kişi, sonunda pişman olur. Gerçekçi insan, diline, eline ve beline sahip olandır. Diline sahip olmayanın başı belâdan kurtulamaz.

Okunma Sayısı: 854
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı