"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İlim, sanat ve felsefenin gayesi marifetullahtır

Caner KUTLU
07 Aralık 2017, Perşembe
Öğretmeni yenen “talebe!” –10-

Teori çoğunlukla sert karakterlidir; pratik ise ideali buluşturan parçaları açar, yumuşatır; denge için belli bir nokta, bir seviye (mezc noktası) vardır... Bediüzzaman’ın “Müsbet hareket”i örneğin, böyle mutedil noktaları işaretler. 

Takım çalışmasının parçası olmakla birlikte ileride belirleyici lider konumunda yenilikçi ve yenilik sistemleştirici olmak başta “teori”de sağlam olmayı gerektiriyor. Teorik eksiklik ya da zayıflık sadece uygulayıcı konuma itiyor ki, bu da, dışına bağımlı ve kendini etkisizleştirici konumda bırakıyor, mecbur ediyor. Başkalarının ve sistemlerin zorunlu temsilcisi konumunda bir okumuş zümre kuruluyor. Plan kuran değil ancak planı en önde uygulayabilecek yetenekler kazanılabiliyor. 

Bediüzzaman’ın yanına gelen lise talebelerine “fenleri dinleyiniz!” tavsiyesi teorinin bağımsız değerlerini kavrama ile birlikte güçlü uygulama biçimlerini üretebilme iradesini kazanma gereğini de ifade ediyordu. Bu, ahiret alemlerine uzanan pratikleri içerecek “sınırlı ve sonsuz” bir uzay tahayyülünü içeriyordu.  Çünkü Kur’ân âyetleri ile aktarılan doğru tarih mucizeler pratiğinde bu uzayın sınırlarını zaten belirlemiştir. Bunun içinde sayısız pratik imkânlar inşa edilebilir. Bu seküler yaklaşımı reddeden bir şeydir. Nebevî örneklem ihmal edilemeyecek büyük bir insanlık mirasıdır; bir bütün tarih alanını taşır. 

İhtiyaca yönelik eğitim... Köy enstitüleri dönemsel ve bir hedefe yönelik geçici bir çözümdü. Günümüzün dönemsel formülasyonu şu dörtlüyü belirliyor; Teknoloji, Bilim, Sanat, Matematik (STAM). Bunun uygulamasında ise hayatın içinde gerçek çözümler, disiplinler arası Arge yapabilen gençler üretmek... 21. Yüzyıla yönelik becerileri geliştirmek şart koşuluyor. Çünkü “Öğretim tasarımdır”.

“Nasıl öğreneceklerini öğretmek ve merak...” Finlandiya’nın eğitim istatistiklerindeki başarısının mimarlarından eski Eğitim Bakanı bunu söylüyor ... Diğer yönden Dünyada gelişen bir başka hareket: Maker hareketi... İtalya,  Amerika, İngiltere gibi ülkeler başta gelişen bu harekette asıl “olay”: tamamen üretmek, üretmekten keyif almak. Gelişen bu tarz çalışmalar, uygulamalar hareketi, üretimi, pratik sonuçları ve ürünleri merkeze alıyor. Elbette burada en büyük eleştiri şu:  Felsefe ve sanat eksikliği. Çünkü; örneğin ilkokulda çocuk sadece sanat yapabilir. Daha sonrasında ise hareketin bir fikri ve ileride bir felsefesi olmalı; beraberinde getirmeli. Yani teorik ve nihayet soyut düşünceye açılmalı...  Bu Bediüzzaman’ın eğitim düşüncesinin nihayet sınırı (efkâr ve hissiyatın mecra-ı tabii olan nazm-ı maani birikimi neticesi) olarak gördüğü “hüsn-ü münezzeh ve hüsn-ü mücerred” olan iman sahasına (marifetullah) çıkabilmeli... Buradaki yöntemde ise Bediüzzaman’ın anlayışı gelecek tasavvurlarında istenen “ders arkadaşı” gereğini ortaya çıkarıyor. Bugünkü düşünce için de “ders arkadaşı” olsa olsa “bir üstadlık araya girer” şeklinde; yani mentör... Bunun da en önemli işlevi: problemi tespit etmek... Yani işin ilk bölümü “hüsn-ü münezzeh” sanatı “hüsn-ü mücerred” felsefeyi karşılıyor. Sanat bilimde, bilim felsefede, felsefe de neticede marifetullah ile sınırlı ve sonsuz soyut alemde açılabilmelidir.  

Şüphesiz Bediüzzaman’ın hedefi hiç bir zaman devletin eğitim sistemine “paralel” bir sistemi üretip bunu şişirmek değildi; yani bu farklı bir yol açarak yeni bir yapılandırmayı, bir baskı unsuru olarak üretmek de değildi. Amaç; çağın gereği örgün eğitimi halk eğitimi ile birleştirirken bunun içinde “özel” eğitim biçimlerini de farklı yetenekler içinde sunabilmekti. Bu elbette gerektiğinde “birebir” karşılaştırmaları da gerektiriyordu. 

Heidegger, “felsefe yolda olmaktır” ı kullanıyor. Birlikte problem çözme... Çocuklar gerçek hayattan uzak olduğu zaman ortaya çıkan netice: esneklik problemi... Bunu aşmak için “İyi örneklere ihtiyaç var! “ O halde “kahramanları” bulmak, yetiştirmek ve onlara arkadaş olmak ve bulmak. Bediüzzaman’ın Isparta kahramanları çağdaş örnekler olarak sunulabilir mi? Buna çağdaş uygulamalarda “açık inovasyon” deniyor. Büyük kurumlar “herşeyin iyisini ben bilmem, herkesin aklını kullanabilirim” diyor. Yeni bir yöntem daha: Hackathon... “hack”lemek, yani normal yolun dışına çıkarak. İnformal bir yöntem.  Eğer öğretmeni merkeze koyarsak denilerek, her şey bir masanın etrafında olarak. Öğrenciler bir atölye içinde kısa yolu bulmaya çalışıyorlar, farklı fikirleri değerlendirme imkânı bulunuyor. Bediüzzaman’ın Medresetuz-Zehra öncesi denediği “Horhor Medresesi” tarzı... 

Abdulbaki Arvasi anlatıyor: Birinci Cihan Savaşından önce Van’da idadi (lise) mektebinde okuyordum.  Okula sık gitmez, hep Bediüzzaman’ın Horhor’daki medresesine giderdim. “Niçin mektebe gitmedin, yine mi kaçtın?” derdi.  Ben de kendisinin yanında okumak istediğimi söylerdim. Horhor’daki medresesinde yeşil kaplı bir masa vardı.  Bu masanın üzerinde raptiyelerle “Beşikten mezara kadar ilim talep ediniz! “ mealindeki hadisi yazmıştı. Tahsilin sonunda olan talebelere bizzat kendisi ders veriyordu. Molla Abdulmecid Efendi de: Üstad Hazretleri harbden evvel bize ders verirken, Kur’ân’ı eline alır, manalandırır, takrir ederdi. Müküslü Hamza Efendi ise şöyle anlatır: Hazret-i Üstad, İşarat’ül İ’caz tefsirini yazmadan önce, halka-i tedrisinde bulunuyordum.  Kelam-ı Kadim’i eline alıp Kürtçe takrir ederdi.  Hiçbir kitaba ve tefsire bakmazdı.  Arkadaşlarımızdan Molla Habib namında bir Efendi, Kürtçe not alırdı.  Çok devam etmeden Harb-i Umumi başladı “  (Mufassal Tarihçe-i Hayat). Sonrasında anlıyoruz ki, bu dersler savaş sürecinde de, her şartta ilim talebi olarak devam edecektir.     

Cumhuriyet’in ilk dönem öğrencileri de aynı; okuldan kaçıp Üstâd’larının yanına geleceklerdi. Demek ki arayış bitmemişti. Bu kez de: Muallimlerimiz Allah’tan bahsetmiyorlar diyerek “öğretmen”i şikâyet edeceklerdi. Sonraki dönem... Bugüne kadar “talebe”nin doğru “muallim” arayışı Risale-i Nur’un cevabı içinde devam edecektir. Medrese-i Nuriye’ler bunun için hem arayış hem çözüm hem de deneme ve uygulama.

Okunma Sayısı: 1708
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • atilla

    7.12.2017 09:07:18

    Güzel tesbitler. İlgiyle takip ediyorum. Teşekkürler Caner Kutlu. Yüreğine sağlık.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı