"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Acıda birleşmek

Davut ŞAHİN
14 Aralık 2016, Çarşamba
Acı nedir?

-Acı bir şeydir.

İnsanî bir haldir. Fizikî olarak, bir yerimiz darbe aldığında acı hissederiz. Acı, duygumuz sinirler kanalıyla beyne ulaşır. Böylelikle acıyan tarafımızı tedavi eder ve acıya sebep olan tehlikeyi ortadan kaldırırız.

*

Anladığım kadarıyla, bedenî acının yanında bir de “ruhî” acılar var... Bu tür acı, insana önce ağır ağır yerleşir ve nihayet… Depresyona kapı açar ve ruhî çöküntü, yalnızlık ve başarısızlık gibi arızalar ortaya çıkıverir.

Acı hissedilebilir bir şeydir. Ama bu hissi karşı tarafa anlatmak zordur. Bu yüzden acıyı anlamak için acıyı çekenin yüzüne bakmanız yeterlidir. 

Acı çekenin yüz ifadesi; ciltler dolusu kitabın anlatmak istediği çok şeyi anlatır. 

Derinden hissedersiniz.

Tıpkı şehit ailelerinin yüz ifadelerinde olduğu gibi. Yüzlerinde acıyla yoğrulmuş, öylesine bir refleks, keder, elem ve teslimiyet görürsünüz…

*

Bu milletin mayası “acı”yla yoğrulmuş derler. 

Tarihimiz bu sözü te’yit eder.

Türkülerimiz bu yüzden hep yanık değil midir?

“Eledim eledim höllük eledim,

Aynalı beşikte canan bebek beledim

Büyüttüm besledim, asker eyledim,

Gitti de gelmedi canan buna ne çare

Yandı ciğerim de canan buna ne çare.”

*

Ya Söke’li Hakkı Uyar ne diyor?

“Ölürken bile gülmek nedir hiç, düşündünüz mü?

Tekbir verip toprağa, al bayrağa sarılıp düştünüz mü?

Bilmiyorum sizler acaba anam gibi yandınız mı?

İşte ben buradayım, karşınızdayım ben Sökeli Hakkı Uyar.”

*

Acıyı kültürle yoğuran hatta “bal eyleyen” başka bir millet var mıdır, bilemem.

Acının bağladığı sevgi, kuvvetlidir derler. Napolyon ne diyor; 

“Acı çekmek, ölmekten daha çok cesaret ister.”

Gidenlerin bıraktığı acı, derindir. Hazindir. 

Peki bütün bunlar ne için; birlik ve beraberliği yaşatmak için değil midir?

*

O halde, gelin bu ülkenin geleceği için “bir” ruhuyla hareket edelim. 

Madem ki, Esma-i İlâhî sayısınca hepimizin “vahdet” alâkaları var, o halde ittifak rabıtalarımız ve uhuvvet münasebetlerimiz de “bir” olmalı.

“Hem Peygamberimiz bir, dinimiz bir, kıblemiz bir –bir, bir, yüze kadar bir, bir. Sonra köyümüz bir, devletimiz bir, memleketimiz bir –ona kadar bir, bir.” (Bedizzaman Said Nursî)

Aramızda nifak ve adavete sebebiyet veren inat ve haseti bir kenara bırakmalı. 

Toplumsal hayatımıza dinamit koyan “tarafgirlik” gibi muzır aynı zamanda kendimize zulüm olan bu duyguları bir kenara bırakmalı.

Vesselâm!

Okunma Sayısı: 859
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı