"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sanatkârını hatıra getirmeyen sanat, eksiktir

28 Aralık 2018, Cuma
SEBAHATTİN YAŞAR DİZİ YAZISI-1

Her şehrin kendince bir cazibesi var. O cazibe o mekânı sevimli, yaşanır hale getirmiş. Kimi, mavi ve yeşili büyülü bir şal gibi boynunda taşırken, kimi tarihî dokusu ile öne çıkıyor. Kimi de Cennetin dünyadaki yansıması gibi Dünyada eşi benzeri bulunmayan, o mekân üzerinde alınan nefes adeta insana kan yapan bir büyüye sahip.

Antalya şehrimiz bunlardan mavi ve yeşil etkisi ön plana çıkan hususiyete sahip. 

Bir tarafta denizin muhteşem mavisi ile insan bir derinliğin içine akıp giderken, diğer tarafta Torosların birbirinden etkileyici farklı tonlardaki yeşiliyle insan büyülü bir atmosfere girdiğini hissediyor.

Tabiî biz bir mekâna bakınca Nurlar ve Nurlu programlar nokta-i nazarından bakıyoruz. İnsanı etkileyen bir mekân gördük mü hemen, ‘Ooooo burada güzel bir okuma programı gider’ diyoruz.

Kutsal topraklar olan Mekke’de de, Medine’de de; ecnebi diyarları olan Fransa’da da, Hollanda’da da, Almanya’da da, Avusturya’da da hep gözümüz okuma programı mekânı aramıştı.

Çünkü bir güzellik ancak, Yaratıcısı hatırlanınca anlamını tamamlıyordu. Hangi sanatsever muhteşem tablo karşısında veya derin etkileyici müzik karşısında kim bu sanatkâr demez? Demese uygun düşer mi?

İşte bize de tabiatı, varlığı en güzel sanatkârı ile anlatan Risale-i Nur eserleri böyle bakmayı öğretti. 

Hiçbir eser, eser sahibi anılmadan anlamlı değildir. Tabiat da öyle.

Bu gözlüğü gözümüze taktıktan sonra Dünyada nereye gidersen git bir şey değişmiyor. Hep yüce Sanatkârın muhteşem eserlerinin farklı örnekleriyle karşılaşıyor insan. Sadece eserler çeşitlendikçe insandaki hayranlık duygusu artıyor.

RENKLİ ANTALYA’DA, RENKLİ GENÇLER

Her şehrin gençlik programları farklı bir renklilik içerisinde geçiyor. Bu o şehrin sahip olduğu maddî ve manevî imkânlar, o şehrin taşıdığı zihniyet ve o şehre okul okumaya gelen öğrencilerle de alâkalı bir durum.

Geçtiğimiz haftalarda Antalya Şûrâ Derneği bünyesindeki Yeni Asya okuyucusu gençlerle bir hafta sonu programı gerçekleştirdik.

Buradaki gençleri çok farklı potansiyellerin içinde bulduk. Profesyonel anlamda futbol ilgilileri olduğu gibi, fotoğrafçılık eğitimini sürdüren, müzik eğitimi alan ve diğer farklı fakültelerde eğitimleri devam eden pek çok gencimizle tanıştık.

Doğrusu gençleri ciddî bir renklilik içerisinde bulduk. Ama bir o kadar da onlarla ilgilenen Hasan Bulut Ağabeyleri böyle bir renklilik taşıyor. Kendi çocuğu da iyi bir futbolcu olan sayın Bulut, gençleri iyi anlayan ve onlarla oldukça sıkı diyalogları olan bir yakın olarak gençlere danışmanlık yapıyor.

İlgilenenlerle ilgilenilenler arasındaki en güçlü bağın sevgi olduğu apaçık. Zaten gençler de bunun farkında, ‘Sevgi varsa, sağlıklı iletişim de oluyor!” diyorlar.

“Risale-i Nur okuduğumuz bölümlere bakışımızı değiştirdi”

Gençlerle ilgilenen Hasan Bulut kardeşimiz de, “Bu gençlerin özelliği sistemli şekilde meşveret yapıyorlar ve kendi aralarında oldukça anlamlı bir iş bölümü gerçekleştiriyorlar. Hizmetleri de yine bu ölçülerle yapıyorlar. Onun için de başarılılar.” diyor ve ekliyor, “Mesele iktisatçı kardeşimiz, Fatih Dolu, kendi mesleği ile ilgili Risale-i Nur’dan İktisat Risalesi çerçevesinde bir takım projeler düşünüyor.”

Gençlerin her birinin kendi branşı ile ilgili değişik projelerinin olması ve sürekli düşünen beyinler olarak idealist bir yapıda bulunmaları işin güzel tarafı. Durum onu gösteriyor ki, yakın gelecekte bu gençlerimiz Türkiye’nin gidişatında önemli oranda kendi alanlarında söz sahibi olacaklar. Veriler öyle gösteriyor.

Meselâ fotoğraf sanatçısı olma yolunda olan ilgili bölümün eğitimini alan Harun Güner kardeşimizin anlattığına göre, kendisi bugünlerde yaşlı bakım (Gerontoloji) bölümünde okuyan bir arkadaşı Sefa Kızılay ile ortak bir proje yürütüyor ve yaşlıların değişik hayat hallerini fotoğraflayarak, ‘Yaşlanınca hayat bitiyor, ölüm bekleniyor düşüncesini ortadan kaldırıp, onların da kendilerinin yapabileceği değişik işlerde hayatın içine yer almaları’na yardımcı olmaya çalışıyor. 

Genç sanatçı, “Bir yaşlı fotoğrafında önemli bir aktör olarak yer almaları bile onları mutlu etmeye yetiyor.” diyor.

Öğrenci Harun Güner ve Sefa Kızılay projeleriyle ilgili, “Buradaki insanların maddî ve barınma ihtiyaçları kadar belki de daha da önemlisi, onların manevî anlamda bir boşluğu doldurduklarını, bir işe yaradıklarını hatta üretici durumuna geldiklerini onlara hissettirmektir. Onların yaşlı insanlar olarak varlığı bile bir kazanım. Risale-i Nur perspektifi mesleğimize bakışımızı da etkiliyor. Meselâ İhtiyarlar Risalesi’nde görüyoruz ki, İhtiyarlar Allah’ın kıymetli kulları. 

Evlâtları için de birer bereket vesilesi, musîbet def edicisi. Onların maddî ve manevî varlıkları, duâları, temennileri, tecrübe paylaşımları büyük önem arz ediyor.” diyorlar.

DEVAM EDECEK

Okunma Sayısı: 1000
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı