"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Fırtınada kapılar kapatılır

Faruk ÇAKIR
18 Eylül 2018, Salı
Ekonomide hal ve gidişin iyi olmadığını bilmeyen kalmadı.

Bugün içinde bulunduğumuz durum, dünkü ihmallerin neticesidir. Ve maalesef ‘hal ve gidiş iyi değil, acele tedbir alınsın’ diyenler vaktinde ve zamanında dinlenmedi. Gelinen noktada ‘Kriz yok’ diyen kalmadı. Sadece ‘Bu kriz bizim (çıkardığımız) kriz değil’ deniyor.

“Zararın neresinden dönülse kâr” olduğuna göre yarını beklemeden hemen gerekli terbirleri almak gerekir. Konu hakkında görüş beyan eden uzmanlar ve hatta siyasetçiler, hemen köklü reformlar yapılması gerektiğini söylüyorlar. Bazı uzmanlar da Türkiye’nin kendisinin olmayan borç paralarla büyüdüğüne dikkat çekerek artık ‘bol para’ devrinin sona erdiğine dikkat çekiyorlar. Her halde bu tesbitlere de itiraz eden  çıkmaz. Çünkü yıllardan beri ürettiğimizden daha fazla tükettik. Gerçek olmayan bir zenginlik içinde yüzdük. Şimdi ise önümüzde büyük bir borç problemi var. Hem devlet, hem özel sektör, hem de vatandaş olarak borçlu durumdayız.

Geçmiş dönemlerde yapılan bazı işlere itiraz edildiğinde, “Yapılan işe de itiraz edilir mi?” diyenler çıkmıştı. Oysa itiraz edilen şeyler temelde israf olan işlerdi. Meselâ her imkân ve fırsatta eskimemiş kaldırım taşlarının sökülüp yerlerine daha yenilerinin döşenmesine itiraz edildi. Aynı şekilde bazı büyük şehirlerin yol kenarlarındaki ‘duvar’ların dahi süs çiçekleriyle donatılmasına da itiraz edildi. Temelde israf olan bu işlere itiraz etmek dikkate alınmış olma milletin menfaatine olmaz mıydı? “O işler çerez parası bile olmaz” diyebilir miyiz? Az israfı sona erdiremeyenler çok israfı sona erdirebilir mi?

Bu anlamda yapılan bazı yatırımların da acil ihtiyaç olmadığı ve ertelenmesi gerektiği söylenmişti. Bu yönde talepleri dile getirenleri dinleyen bir idareci görüldü mü? Hatta “Şu iş şimdilik ertelensin. Türkiye borç tuzağına sürükleniyor” diyenler hemen susturuldu. Gele gele idarecilerden de bazı işlerin erteleneceği sinyali alınmaya başlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Grand Ankara Otel’de düzenlenen TESK Genel  Kurulu’ndaki konuşmasında “İsraf ekonomisine değil, üretim ve verim ekonomisine geçiyoruz. Devam eden projeleri bitiriyoruz, ihalesi yapılmış, başlamamış olanları oturup konuşup onlara başlamayacağız. Şu anda onları bir kenara koyuyoruz. Şu anki durum bunu gerektiriyor” demiş. (DHA, 13 Eylül 2018)

Bazıları görmek istemese de Türkiye’nin şartları bunu gerektiriyor. Çok acil olmayan projeler her yönüyle  

değerlendirilmesi ve milletin menfaatine olarak tercih edilmeli. Elbette her türlü yatırımın yapılması arzu edilir, ama bunları başkalarının paralarıyla yapmak akıllı işi değildir.

İçinde bulunduğumuz durum fırtına ya da kasırga günlerini hatırlatır. Nasıl ki soğukta, karda, fırtınada bütün kapılar kapatılır ve soğuk havalara karşı tedbir alınır; aynen onun gibi kriz dönemlerinde de azamî tasarruf etmek gerekir. Yeni yatırımlar, yeni masraflar açmak millet menfaatine olmaz. 

Bu vesile ile mecburen gündeme gelen iktisatlı yaşamayı hem şahıs hem de devlet olarak birinci gündem maddesi olarak tutmak durumundayız. Son 20 yılda yaptığımız israfın haddi ve hesabı var mı? Gösterilere, açılış törenlerine, afişlere, reklâmlara ayırdığımız paralarla acaba neler yapılırdı? Bunun da hesabını yapmak bir daha ‘israf devrine’ dönmemek durumundayız.

Türkiye’de yapılması gereken en büyük reform israfçı anlayışı terk etmek ve her konuda iktisatlı yaşamak olmalıdır. Bunu yapalım ki krizlere, fırtınalara, buhranlara düşmeyelim...

Okunma Sayısı: 2157
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali Tam

    18.9.2018 13:09:44

    Nurcular harici hücüm esnasinda bütün dahili ayricaliklari bir kenara birakip Ihlas ve Uhuvvetle TAVIR KOYMALI. Mesveretlere dahi müdahelesi olan istihbaratlara ragmen sadakat ve ihlas ile metanet gerekli. Nurcular bunu yapmadikca haricte bir GIK cikmaz! Igneyi kendimize batiralim istisnasiz her dershane bile siyaset ve seytandan istianeyi zikrediyor ama sonra kendisini mazur görüp SIYASAL ISLAMA BIAT ettigini de söylüyor. Bu sonuncusu oluyorsa Merhum ve muazzez Üstadimiz Bediüzzaman Said Nursî ye MUHALEFET edilmis oluyor. Yani Nurculuk ucup gitmis oluyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı