"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Övünmekten fırsat bulursak...

Faruk ÇAKIR
07 Aralık 2018, Cuma 00:05
Kim ne derse desin, ortada bir gerçek var:

Övünmekten çalışmaya fırsat bulamıyoruz. Elbette kimseye karşı komplekse kapılmamak gerekir, ama boş övünmenin de faydası yoktur. Övünmeye ayırdığımız vaktin yarısını çalışmaya, gayrete, himmete harcamış olsak muhtemelen gerçek anlamda övünülecek işlere imza atabiliriz.

Kusura bakılmasın, ama “Yerli ve millî şehir hastanesi” başlıklı bir haber ‘boş övünme’ye misal olmaz mı? Haberin özeti şöyle: “Hizmete girmek için gün sayan Ankara Şehir Hastanesi Bilkent, 13 bin çalışanla günde 100 bin hastaya şifa olacak. Hastanenin yapımını üstlenen CCN Holding’in Başkanı Murat Çeçen, ‘Yüzde 100 yerliyiz. Hiçbir yabancı ortakla çalışmadık. Farkımız bu. Sayın Cumhurbaşkanımızın hayalini gerçekleştirdik, gururluyuz’ diyor.” (Milliyet, 3 Aralık 2018)

“Yüzde 100 yerli hastane”den maksat, hastanede kullanılan bütün araç ve gereçlerin yerli olması ifade ediliyorsa elbette tebriki hak eder. Ama hastanenin binasını, tefrişini ve boyasını yapıp da içinde kullanılan tomografi cihazları ya da laboratuvar malzemeleri, ilâçlar, ameliyathanedeki alet ve edevat ‘ithal’ ise böyle bir hastaneye “yerli ve millî” denilir mi?

Tekrarlamakta fayda var: Dünyanın geldiği şartlarda ‘yüzde 100 yerli ürün’ neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Her ülke, her firma bazı hizmetleri başka firmalardan ya da ülkelerden ‘ithal’ edebilir. İtiraz edilen nokta, ‘yüzde 30 yerli’ olan bir mal ve hizmeti ‘yüzde 100 yerli’ diye satmaya çalışmaktır.

Tam da bu tartışmaya örnek olabilecek bir haber daha var. Dünyaca ünlü yönetim ve pazarlama gurusu Prof. Dr. Philip Kotler’in kurucusu olduğu Dünya Pazarlama Zirvesi (World Marketing Summit), ilk kez İstanbul’da, İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) ev sahipliğinde gerçekleştirilmiş. Zirvede konuşan Kotler şöyle demiş: “Türkiye’yi dünyanın en iyi ülkelerinden biri haline getirmek için çalışacağınız bir amaç seçin. Türkiye’nin, güçlü markaları olan bir ülke olmasını istiyoruz. Bazı ülkeler, özellikle İtalya bunu başardı. İstanbul’a geldiğimde havalimanında birçok İtalyan markası gördüm. Bu, Çin’deki bir havalimanı da olabilirdi. Sizin de dünya havalimanlarında, yanından geçtiğimizde gördüğümüz Türk markalarınız olması lâzım.” (AA, 4 Aralık 2018)

İTO Başkanı Şekib Avdagiç de şu değerlendirmeyi yapmış: “Küresel marka değeri endekslerine baktığımızda, maalesef sıralamaya giren şirketlerimiz yok. Türkiye’yi başarıyla temsil eden birçok markamız var. Ama biz bu markaların zirvelerde olmasını istiyoruz. Bize göre Türkiye’nin artık dünyanın ilk 500 şirketi arasında değil, ilk 100 şirketi arasında da markaları olmalıdır. Çünkü bu şehirden yükselen her marka, İstanbul’a da, Türkiye’ye de büyük değer katacaktır.”    

Önümüzde böyle bir tablo ve böyle bir gerçek varken yersiz övünmelere gerek var mı? Tabiî ki mesele sadece firmaların üst sıralarda yer alıp almadığı değil. Aynı şekilde hak, hukuk ve adalet sıralamasında da mümkün olan en üst seviyelerde yer alabilmeliyiz ki “Büyük Türkiye” olabilelim.

Gerek ‘dünyaca ünlü yönetim ve pazarlama gurusu’ kabul edilen Prof. Dr. Philip Kotler ve gerekse İTO Başkanı Şekib Avdagiç’in tesbitleri ayaklarımızın yere basmasını ve Türkiye gerçeklerini görmemiz gerektiğini hatırlatıyor. “Küresel marka değeri endekslerine baktığımızda, maalesef sıralamaya giren şirketlerimiz yok”sa nasıl övünebiliriz?

Okunma Sayısı: 1316
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı