"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Verheugen’i dinlemek ister misiniz?

Faruk ÇAKIR
25 Kasım 2017, Cumartesi
Hemen her gün başka bir vesile ile Türkiye’nin AB yolculuğu tartışılıyor.

Türkiye’yi idare edenler AB yolunun tıkanmasından dolayı Avrupa Birliği yöneticilerini itham etse de kendilerinin de kabahatli olduğu konular vardır. 

En büyük hata, Avrupa’yı yekpare, tek parça olarak görmek ve tamamının Türkiye aleyhinde olduğunu düşünmektir. Oysa hadiseler gösteriyor ki Avrupa iki gruba ayrılmış durumdadır. Tartışmalara “Birinci Avrupa” ve “İkinci Avrupa” şeklinde bakmayanların isabetli adımlar atması mümkün görünmüyor.

Farklı cümlelerle de olsa Avrupa Komisyonu eski Başkan Yardımcılarından Alman siyasetçi Günter Verheugen de bunu ifade ederek şöyle demiş: “Türk hükümeti, Brüksel’in Türkiye’ye bu kapıyı kapatmasını isteyen çevrelere prim vermesin.” (AA, 23 Kasım 2017)

Burada durup hemen şu soruyu sormakta fayda var: Brüksel’in, yani AB’nin Türkiye’ye kapıyı kapatmasını isteyen çevreler kimlerdir? Türkiye’deki bazı siyasetçiler bilerek ya da bilmeyerek böyle bir yolda ilerliyor olamaz mı?

TOBB’un AB ve Almanya’dan sorumlu danışmanı da olan eski Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Günter Verheugen, THY’nin Almanya’ya yeni bir hat açması vesilesiyle düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, 

“Bu sadece ekonomik bir sembol değildir. Daha fazlası var. Aynı zamanda bir siyasî işarettir. Avrupa’ya daha fazla bağlantı istiyoruz demektir. Bu dönemde bunun gibi birçok işarete ihtiyacımız var” diye konuşmuş.

Türkiye-AB ilişkilerinin geçmişine de değinen Verheugen, Türkiye’nin tam üyelik müzakerelerine başladığında üyeliğin 1 Ocak 2013 olarak hedeflendiğini anlatmış. Hayal gibi değil mi? Belki de tam üyelik müzakerelerinin başladığı günler için 2013 uzak bir tarihti, ama bu tarihin üzerinden de de yıllar geçti ve Türkiye üyelik hedefinden maalesef uzaklaştırıldı. 2016’da AB ülkelerine girişte vizelerin kaldırılacağı duyurulmuş ve bu da memnuniyet sebebi olmuştu, ama gerçekleşemedi. Bütün bu olumsuz gelişmelerden ekonomi de etkilendi ve sıkıntılar büyüdü. 

Verheugen, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Türkiye’nin AB üyeliğine itiraz etmesinin de “Türkiye’deki iç durumdan” kaynaklandığına dikkat çekmiş ve bu konunun daha nesnel tartışıldığı Avrupa’daki görüşlerle kıyaslanmaması gerektiğini dile getirmiş. Tam bu noktada Avrupa’nın iki farklı kutup olduğu gerçeği akla geliyor. Genelde AB ve özelde Almanya’daki tek görüş Başbakan Merkel’in dillendirdiği görüş değil ki. Merkel, Türkiye’nin AB’ye üye olmasına itiraz edebilir, ama Almanya ya da AB’nin Merkel’den ibaret olmadığını en başta Türkiye’yi idare edenler bilmelidir. Merkel ya da benzeri siyasetçilere ve yöneticilere kızıp yorgan yakma anlamına gelecek şekilde AB üyelik hedefinden gönüllü olarak uzaklaşmaya çalışmak isabetli bir adım olmaz.

“Avrupa ikidir. AB’deki itirazcılar kızıp Türkiye’yi üyelik yolundan geri çevirmeyin” diyenlere kulak vermeyen idarecilerin TOBB’un AB ve Almanya’dan sorumlu danışmanı da olan eski Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Günter Verheugen’e kulak vermesini, hiç değilse onu dinlemesini temenni ederiz: “Türk hükümeti, Brüksel’in Türkiye’ye [AB üyeliği] bu kapıyı kapatmasını isteyen çevrelere prim vermesin.”

Okunma Sayısı: 1090
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı