"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yalanınız başınızı yesin!

Faruk ÇAKIR
13 Mart 2019, Çarşamba
Her türden yalancılara “Yalanınız başınızı yesin” demekle kötü bir bedduâ etmiş mi oluruz? Muhtemelen öyledir, ama yalancılarla başa çıkmak hakikaten kolay değil. En fenası da yalanı meslek edinenlerin savurduğu yalanlardır.

Özellikle sosyal medya hesapları yalanı yaymak için kullanılan bir vasıta haline geldi. Bu yalanlarla başa çıkmak kolay değil, ama meydanı yalancılara da bırakmamak lâzım.

Uzmanların da ifadesine göre sosyal medyada yalan haberlerin nisbeti yüzde 60’lara dayanmış. (Karar, 11 Mart 2019) Diyelim ki bu rakam da ‘yalan’, nisbeti yüzde 30 ya da 40 dahi olsa bu yalanlara karşı mücadele gerekmez mi? Yalan haberlerin daha az yayılması için en başta, kaynağında tedbir almak lâzım. Ve tabiî ki bu noktada siyasetçilere ve idarecilere de çok fazla vazife düşüyor. Bir yalanı ismini gizleyen bir sosyal medya hesabı kullanıcısının tekrarlaması başkadır, aynı yalanı bir siyasetçinin, bir idarecinin iddialı bir dille tekrarlaması başkadır. 

Yalanın en fenası da, bilerek iftira atmak ve bu iftirayı yaymak olsa gerek. Yeni Asya da pek çok yalan ve karalamaya muhatap oluyor. Öyle yalanlar, öyle iftiralar, öyle karalamalar yapanlar çıkıyor ki tamamını Allah’a havale etmekten başka çare kalmıyor. Öküzün altında buzağı aramanın çok daha ötesinde, afedersiniz buzağının altında öküz arayanlar var. Bir haberi, bir fotoğrafı, bir karikatürü yayın gününden ve maksadından kopartarak üzerine bir de oynamak suretiyle iftira için kullananlar var. Hadi diyelim bu yapıldı ve bazıları da bilmeden buna alet oldu. Hakikat ortaya çıktığında dahi bu yanlıştan dönmemek, aynı yanlışın yayılmasına sebep olmak nasıl izah edilecek? 

Kimin söylediği çok da önemli olmayan, “Yalan ne kadar büyük olursa inananlar o kadar artar” diye bir söz vardır. İşte sosyal medya hesaplarından o derece büyük yalanlar söyleniyor ki en inanmaması gereken insanlar bu yalanlara inanabiliyor. Bunun bir sebebi de belli ölçüde kendisini inandıran bazı siyasetçilerin bu yalanlara sarılmasıdır. Yalan ve yanlış bilgilerle insanları oyalamaya ve kandırmaya çalışmanın ve bunda ısrar etmenin insafla, izanla izah edilme imkânı var mı? 

Medyanın yalan haber konusunda ortada koyduğu tavır da dikkat çekici. 28 Şubat 1997 sürecinde de medya yalan haber rekoru kırmıştı. O gün yalan haberlere tepki gösterenlerin bir kısmı bugün yalan haber yapma ve yayma yarışı yapıyor. Çok ibretli bir süreçten geçiliyor. Bazı yalan haberler var ki o haberi hazırlayan da, yalanlayan da, okuyan da yalan olduğunu biliyor. Biliyor, ama yine de üç günlük dünya menfaati için bu yalanlara itiraz edilmiyor. 27 Aralık 2012 tarihli bir gazete manşeti şöyle: “Yerli otomobil Şubat’ta vitrinde. (...) İlk elektrikli yerli otomobilin ayrıntıları ortaya çıktı. (...) 6 yıldır üzerinde çalıştığı otomobile Sanayi Bakanlığı ‘yürüyebilir’ belgesi verdi. Tubitak’ta 40 uzmanın yaptığı testlerden başarıyla geçen otomobil, 1 Şubat’da [2013’de] görücüye çıkacak. Şirket seri üretim için uluslar arası firmalarla anlaştı.”

Bu sunum, milleti yanıltma anlamına gelmez mi? Türkiye yerli otomobil yapmalı muhtemelen de yapabilir, ama yalanla dolanla değil, ciddî olarak çalışarak... İnanın şu anda mitinglerde hediye olarak dağıtılan ‘oyuncak araba’lar dahil yerli değil... İnsaf yani.

Okunma Sayısı: 4435
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı