"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir ilâç deposu: Sarımsak

Feyzullah ERGÜN
28 Kasım 2016, Pazartesi
Bitki dünyasından, insanlara lezzetli bir gıda ve ilâç olarak ikram edilen sarımsak nimetinin değeri, nedense kokusundan anlaşılamadığından, yenmesinden mümkün olduğunca uzak kalınmaktadır.

Oysa ki, zamanımız ileri tıp araştırmaları sonucunda, elde edilen neticeler, övgülerle yayınlanmaktadır. Tıbb-ı Nebevî’de, Peygamber Efendimizin (asm) bir hadis-i şeriflerinde “Sarımsağı yiyin, onunla tedavi olun. Zira o, yetmiş derde devadır. Eğer bana melek gelmemiş olsaydı, ben de muhakkak onu yerdim.” (kenzu’l ummal) buyurarak methetmiş, lâkin kokusundan insanların hoşlanmayacağından dolayı, bir sınırlandırma kaydı konmuş ve yiyen kişinin, koku geçinceye kadar mescide gelmemesi, bir İslâm nezaket ve terbiye kaidesi olarak tebliğ edilmiştir. Sarımsak, Kur’ân-ı Kerîm’de değerli nebatlar arasında zikredilen bir nimettir. Eski Mısır ve Roma’da, ağır işlerde çalıştırılan kölelere ve savaş gücünü arttırmak için askerlerin yemeklerine, enerji ve direnç kazandırmak için bol miktarda ilâve edilirdi.

Gelişen gıda teknolojisi sarımsağın detaylı analizlerini yaparak, koruyucu ve tedavi edici tıbbın hizmetine sunarken, en çok araştırılan, ilâç bitki olduğu için, her geçen gün yeni yeni faydaları tesbit edilmektedir. Hâlık-ı Rahîm (cc), ilim, kudret ve hikmeti ile bir diş sarımsağın içine 160’tan fazla, insan vücuduna hayat desteği veren, biyoaktif kimyevî maddeyi istif ederek depolamıştır. Sarımsak, biyokimya lisanıyla, duyan ve anlayan insanlara yaradılışın bir sırrını anlatmakta olduğundan, bizler de bu şifa kaynağının bitmeyen faydalarını, gözden geçirmeye gayret edeceğiz. Her şeyden önce, insanların sarımsağa, kokusundan dolayı çektiği kırmızı çizgi ve imajı silerek, nasıl ve ne zaman yenebileceğini programlamaları, vazgeçemeyecekleri bir ihtiyaçtır.

Sarımsağın içinde en önemli bileşenler, sülfür bileşenleri ve sistein’lerdir. Sarımsak, ezilip veya doğrandıktan sonra, hava ile teması ne kadar fazla olursa (90 dakikaya kadar) etkisi en üst seviyeye ulaşır.

Sarımsaktaki sülfür bileşenlerinin şifalı tesirlerini sıralayacak olursak, bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için, vücudumuzun kullandığı bu maddelerle “deney tüpleriyle yapılan çalışmalar, sarımsağın kanser hücrelerini ve virüs bulaşan hücreleri yok etmeye yardımcı olan beyaz hücrelerin (bunlara katil hücreler de denmektedir) performansını arttırmaya yardımcı olduğunu göstermektedir. Sarımsak, normal mide kasılmalarını düzenler ve mide özsuyu akışını geliştirir. Vücutta biriken zehirli maddeleri yok edici detoks etkisiyle, arsenik, kurşun ve cıva gibi ağır metallerin atılmasına yardımcıdır. Laboratuvar çalışmaları, düz kas gevşetici etkisiyle sarımsağın, yüksek tansiyon, kalp yetmezliği ve felç için kullanılan ilâçlar gibi, hareket ettiğini göstermektedir. Hidrojen sülfit, atar damarları genişletip tansiyonu düşürür. Aynı zamanda iltihap önleyici faktörleri, yaptığı dönüşümlerle güçlendirir.”1 Ayrıca sarımsağın içinde protein, sıvı ve katı yağlar, karbonhidrat, vitaminler (B grubu, C ve E vitaminleri), mineraller (fosfor, potasyum, selenyum ve manganez) bakımından zengindir. Hatta bütün sebzeler içinde, selenyum ve sülfür bakımından en zengini olanıdır. Sarımsağın ihtiva ettiği hayatî maddeler ve vücuttaki faaliyetleri detaylarıyla incelenecek olursa, aklı hayrette bırakan ve hafızada saklanması zor, uzun bir liste ortaya çıkar.

“Amerika’da ve bütün ülkelerde, en kapsamlı bir biçimde araştırılan sarımsağın, vazodilatasyon (damar genişletici) etkisiyle, kan basıncını düşürmesi, kolesterolü düşürmesi ve daha başka kalp-damar hastalıklarına olumlu etkileri vardır. Değişik bölgelerde oluşan, en az 6 kanser türünde (göğüs, kolon, yemek borusu, prostat, cilt ve mide) kimyasal kaynaklı tümörlerin oluşmasını, ilerlemesini ve gelişmesini engellemiştir. Ayrıca besin ve su kaynaklı mikropları, mantar enfeksiyonları ve solunum enfeksiyonlarına karşılık, antimikrobiyal etkinlik gösterir.”2 Sarımsağın, insan organizmasında meydana gelen tahribat ve hastalıkların, onarım ve tedavisinde Kudret-i İlâhiyenin bir eseri olarak, ism-i Şafî’ye ayinedarlık etmesi cihetiyle, “kanı temizler, akciğer, karaciğer, safra kesesi ve kalbi kuvvetlendirir. İltihabı kurutur ve bütün hastalıkları yok eder. Atar damarlardaki kireçlenme, daralma ve tıkanıklığı gidermek için sarımsaktan daha iyi ilâç yoktur. Tansiyonu ve ateşi düşürür, kanı sulandırır, iştahı açar. Kanı kolesterolden arındırır, yüz rengini güzelleştirir, salgı bezlerinin normal çalışmasını sağlar. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Genetik mutasyonlara (şekil değiştirerek, bozulma) karşı direnci arttırır.”3

Sarımsağın az bilinen bir özelliği de, beyin fonksiyonları üzerindeki olumlu etkisidir. Bu özelliğinin “son yıllarda yürütülen bilimsel çalışmalarda, beyinde SEROTONİN seviyesinin artması ile hafızanın güçlendiği, azalması ile ise bozulduğu ortaya konulmuş. Öğrenmeyi belirgin şekilde arttırdığı gözlenmiş. Sarımsak kanın antioksidan kapasitesini arttırıyor. Sağlıklı bir gıda olan sarımsak ürünlerini mümkün olduğunca çok kullanmanızda yarar görüyorum.” 4

Sarımsakla ilgili, Amerikan tıp kaynaklarında rastlanan dikkat çekici bir vak’ayı anlatmak yerinde olacaktır. “Amerika’nın en eğitimli herbalistlerinden (bitkilerle tedavi uzmanı) biri olan Mary Bove, sekiz aylık hamileyken zatürreye yakalanmıştı. Doktoru tahmin edebileceğiniz gibi, antibiyotiklerle dolu bir reçete yazdı. Bove, bu ilâçları Ekinezya ile birlikte günde 8-10 diş yediği doğranmış sarımsak uğruna reddetti. Tedaviye başladığının ikinci günü kendisini iyi hissetmeye başlamış, iki hafta sonra da tamamen düzelmişti. Gayet tabiî olarak, Dr. Bove kendisine uyguladığı bu reçeteyi, hastalarına da yazmaya başladı. National College Of Naturopathic Medicine’de öğretim üyesi olan Dr. Jill Stansbury, öğrencilerine solunum ve sindirim sistemleri enfeksiyonlarının tedavisinde ısrarla sarımsak kullanmalarını öneriyor. Gerçekten de sarımsak, enfeksiyon tedavilerinde mu’cizevî ilâç tanımına en yakın bitkidir.”5

SAĞLICAKLA KALIN 

Kaynaklar:

1) Dr. Penny STANWAY, Mucize Gıda Sarımsak, s. 30 Kuraldışı Yayıncılık 2013.

2) Prof. Dr. Erkan TOPUZ, Kanserde Alternatif ve Tamamlayıcı Tıp ( Bilimsel Yaklaşım), s.147 İletişim Yayınları 2008.

3) Dr. Aidin SALİH, Gerçek Tıp (Yitik Şifanın İzinde), s. 101 Sade Hayat Yayınları 2015.

4) Prof. Dr. Erdem YEŞİLADA, İyileştiren Bitkiler, s. 250 Hayykitap 2015.

5) Dr. James A. DUKE, Yeşil Eczane, s. 580, Pegasus Yayınları 2008.

Okunma Sayısı: 631
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Nazım AYDIN

    28.11.2016 12:37:33

    Selamun Aleykum Feyzullah Bey,Sarmısakla ilgili makalenizi okudum,müstefid oldum.Allah razı olsun;lakin ben çalışan biriyim.Mübareğin kokusu ikigün ağzımdan çıkmıyor?Yoksa sarmısağı çok seviyorum kokusundan dolayı alamıyorum.Nasıl kullanayım ki fazla koku yapmasın;aydınlatırsanız ve tarif ederseniz memnun olacağız.Allah razı olsun.Şimdiden.Nazım AYDIN Kamu görevlisiyim.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı