"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Durmadan övünüyoruz

Hüseyin GÜLTEKİN
13 Ağustos 2018, Pazartesi
Öteden beri milletçe böbürlenmekten, övünmekten zevk alıyoruz.

En küçük bir başarımızı, adeta erişilmez bir zafer olarak şaşaalı törenlerle kutluyoruz. Devletin, hükümetlerin zaten yapmakla mükellef olduğu hizmetleri dahi sanki fazladan bir lütuf imiş gibi görkemli törenlerle duygusal nutuklarla nazarlara vermek zaten adettendir.

“Bizler efendi olmaya gelmedik; hizmetkâr olmaya geldik” diyenlerin kulağa hoş gelen beyanlardan sonra, yaptıkları hizmetleri her gün her fırsatta abartılı nutuklarla başa kakmaları da bir başka tezat örneği değil midir. Hak ve hukuklarının farkında olmayan ve şakşakçılığı alışkanlık haline getiren çevrelerin, kendilerine hizmet etmekle yükümlü olan yetkilileri her fırsatta alkış tufanına tutarak, mübalâğalı övgülerle göklere çıkarmaları da bir başka garabet örneğidir.  

Bu böbürlenme ve övünme marazı günümüzle sınırlı olmayıp, mazisi çok eskilere dayanıyor. Kurtuluş Savaşı’nda kadınıyla, erkeğiyle, askeriyle, siviliyle bir bütün olarak işgal kuvvetlerine karşı kazanılan zaferin bütün başarısı M. Kemal’e verilmişti. Tabi onun da milletin bu zaafından faydalanarak; “Ne mutlu Türküm diyene - Bir Türk Dünyaya bedeldir - Türk övün, çalış, güven - Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur” gibi tamamen ırkçılık kokan fikirleri millete kabul ettirme becerisini göstermiş olması da calib-i dikkat bir tablodur maalesef.

Geçmişteki böbürlenme, övünme alışkanlıkları ara vermeden devam ediyor. Dün M. Kemal’in Kurtuluş Savaşı’nın bütün kahramanlıklarını, hasenatlarını çevresindeki en yakın komutanları tafsiye ederek kendisine mal ederek, Hacı Bayram’daki namaz ve duâlar eşliğinde Cumhuriyeti ilân ettiği gibi; bu gün de mevcut iktidar var olan bütün iyilikleri ve başarıları liderlerine mal ediyor. Yine bir Cuma günü Hacı Bayram’daki namaz ve duâlar eşliğinde yaklaşık doksan beş yıllık parlamenter sistemin ruhuna Fatihalar okuyarak, şaşaalı kutlama törenleriyle tekrar başkanlık sistemi dedikleri tek adam sistemine geçişi kutluyorlar. Bütün bu alışkanlıklar, hep bir kurtarıcı arayışlarımızın bir sonucu olsa gerek. 

Bu güne kadar hatalarını, kusurlarını, yanlışlarını itiraf eden idarecilere hiç rastladık mı? Şunları yaptık, ama maalesef söz verdiğimiz halde şunları şunları da maalesef yapamadık diyebilen kaç tane idareciye şahit olduk acaba? Gerçi “ne istediler de vermedik?” beyanlarından sonra “maalesef aldanmışız; Allah’ım ve milletim affetsin, manevî alandaki hizmetlerde sınıfta kaldık” gibi itiraflar da zaman zaman oldu. Ama akabinde de; “Bu güne kadar ne aldandık; ne de aldattık..” şeklindeki beyanlara ne demeli bilemiyorum. 

Yine bir siyasinin; “İyi ki bu askerlerle herhangi bir savaşa girmemişiz. Bunların hepsi hain darbeciler imiş” ağır ithamlardan sonra; “Maalesef aldanmışız. Bunlara kumpas kurmuşlar. Bunların hepsi de şanlı ordumuzun kahraman askerleriymiş.” gibi birbirini naks eden ifadeler ile aldandıklarını itiraf eden idarecilerimiz yok değil. Ama bu ve benzeri aldanmaların neticesinde meydana gelen ağır bedelleri aldananların değil; milletin ödüyor olması bir başka acı gerçek.   

Seçim dönemlerinde milletin reylerini devşirmek için kulağa hoş gelen vaatlerle, celbedici söz ve teminatlarla, mübalâğalı propaganda ve reklâmlarla iktidara gelip, iş başı yaptıktan sonra verilen bu vaatların, bu sözlerin ve teminatların ne kadarını yerine getirdiler bizi idare edenler?  

Okunma Sayısı: 1657
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • ALP

    20.8.2018 18:10:52

    Enn esaslı sabotaj ve dipsiz patinaj ve eşsiz kamuflaj vee züğürt tesellisidir HAMASET,... Dikkat!!! Ekser hezeyan HAMASET kamuflajı/ambalajı ile PERDELENÍR, Hakikat de eş zamanlı olarak Peylenir/Paylanır/Parelenir/sürgün edilir, Selâm Selâm Selâm Vesselâm,...

  • Gündüz Alp-2

    13.8.2018 16:13:50

    Demokrasi bilinci ve kültürü gelişmiş toplumlarda, hürriyetçi demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkesiyle idare olunan ülkelerin demokrat siyasetçileridir ki, hatalarını söylemeyi erdem bilirler. Bir türlü gelişmiş ülke ligine yükselememiş yerlerde de siyasetçiler, Makyavelist bir yol takip ederek, halka, "nabza göre şerbet" vermeyi, harice rest, dahile nutuk çekmeyi, bol keseden vaatlerde bulunmayı, her kesime mavi boncuk dağıtmayı, dini-milli duyguları istismar etmeyi iktidara gelmek için meşru ve mübah görürler. Bu yöntem, menfi ve menfaatçi siyasetin yöntemidir. Demokrat siyasetçiler böyle şeylere tevessül ve tenezzül etmezler. Seçim öncesi ve esnasında gerçekleri söylemeyip, seçimden sonra "ben enayi miyim?" diyen bir siyasetçi türünün ilgi gördüğü, alkışlandığı bir ülkede, "aldatmakla iş görmek" sıkça başvurulan bir taktiktir. Aldatmanın ve aldanmanın bedelini -maalesef- yöneticiler değil her zaman millet ödemektedir. Ders almaz isek, tarih, hep tekerrür eder.

  • Gündüz Alp

    13.8.2018 15:43:18

    Sayın Gültekin "Durmadan övünüyoruz" başlığınızı izninizle şöyle tamamlamak istiyoruz:"Sonra da dövünüyoruz." "Şeyh uçmaz, müritleri uçurur" diye meşhur biz söz vardır. Mübalâğayı bize zımni yalandır, diye öğretmişlerdi. Bir tane hasenesini gördüğümüz şahsın yüz seyyiatını çabuk unutuyoruz. O kadar çok zayıf yanlarımız var ki. Eski bir siyasetçi şöyle demişti: "Üç gün konuşurlar dördüncü gün unuturlar." Siyasetçilerimiz bu zaafımızdan sonuna kadar -maalesef- yararlanıyor, kendilerini ve bizim paralarımızla yaptıkları işleri şov yaparak bize pazarlıyor, bizi avlıyor ve tavlıyorlar. "Zafer orduya mağlubiyet ise komutana verilir" kuralının tersine işlediği menfi ve menfaatçi siyasette, aldatmanın ve aldanmanın faturasını (aldanan ile aldatan değil de) millet ödediği gibi fedakarlık yapmak da yine millete düşüyor. Cuma günü Hacı Bayram'da kılınan Cuma namazı, sonrasında dua ve Fatiha, tekçi sisteme kutsiyet, haklılık ve meşrûiyet kazandırmıyor. Acı da olsa gerçek budur.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı