"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

"Anne ne olur affet bizi, geç kaldık"

13 Mart 2018, Salı
Abdulhamid’in 80 yaşındaki hanımı Şefika Sultan ile 60 yaşındaki kızı Ayşe Sultanın bir bulaşıkhanede çalıştıklarını görünce ağlayarak Şefika Sultanın ellerine sarıldı. “Anne ne olur affet bizi, geç geldik” dedi. “Sen kimsin?” dedi Ayşe Sultan. “Ben Türkiye Cumhuriyetinin başbakanıyım” dedi.

Birleşmiş Milletler Teşkilatının, Komünist rejimle idare edilen Kuzey Kore’ye karşı hür dünya ile birlikte hareket etmek isteyen Güney Kore’nin yanında yer alması ve oraya asker göndermeleri için dünya milletlerine çağrıda bulunması, Türkiye’nin kendisini göstermesi açısından iyi bir fırsat oldu. 

Menderes Hükümeti, Birleşmiş Milletlerin davetine icabet ederek Kore’ye, General Tahsin Yazıcı komutasında, seçkin askerlerden müteşekkil bir tugay göndermeye karar verdi. Halk Partisi karara karşı çıktığı için ülkede, Kore’ye asker göndermenin dinen caiz olup olmadığı tartışılmaya başlandı. 

BAYRAM YÜKSEL KORE’YE GİDİYOR

Kore’ye gönderilmek üzere seçilen askerlerin arasında Bediüzzaman’ın talebesi ve hizmetkârı Bayram Yüksel de vardı. O da Kore’ye gidecek diğer askerler ve aileleri gibi benzer tereddütler yaşadığı için üstadı Said Nursî’ye gitti ve meseleyi anlatıp kanaatini sordu.

“Tamam kardeşim, ben de zaten bir Nur Talebesini Kore’ye göndermek istiyordum. Ya seni, ya Ceylan’ı gönderecektim. İnkâr-ı ulûhiyete karşı gitmek lâzım. Japon Başkumandanı benim dostumdur. Sana vereceğim bir takım Risâle-i Nur külliyatını ona götür, selâmımı söyle.” (Şahiner s: 383 )

Bediüzzaman böyle cevap verdi Bayram’a. Bu cevap aynı zamanda Menderes’in verdiği kararı desteklediğini, inkâr-ı ulûhiyeti temsil eden Kuzey Kore’ye karşı ehl-i kitap olan Güney Kore’ye asker göndermenin dinen câiz olduğunu da gösteriyordu. 

Daha önce Bediüzzaman’dan, Risâle-i Nur hizmetinin zarar görmemesi için mümkün olsa bin lira verip talebelerini askere göndermeyeceğine dair sözler duyduğundan izin vermeyeceğini zanneden Bayram, Üstadından böyle teşvik edici bir cevap alınca sevindi.

JAPON BAŞKUMANDANI

Bayram Yüksel, Bediüzzaman’ın tavsiyesi üzerine Cevşen-i Kebiri ve Japon Başkumandanına vereceği külliyatı da alıp birliğine katıldı. Ekim ayının on yedisinde Kore’ye varan Türk tugayı hemen cepheye sevk edildi. Kuruni Zaferi’nin kazanılmasında mühim rol oynayarak düşmana korku salıp dostuna güven verdi. 

Kore’de 724 şehid veren Türk askerinin yazdığı kahramanlık destanları, dünya milletleri arasında Türkiye’nin tesirini arttırmaya yetti. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Truman’ın, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Bayar’a bu hususta bir mesaj gönderdi.

“Komünist tehdidine karşı hür dünyanın müdafaa kalesini inşaya yardım etmek için Atlantik Paktı Teşkilatı içinde Türkiye ile birlikte çalışmaya sabırsızlıkla intizar etmekteyiz” (Şen s: 114) şeklindeki mesaj görüşmeleri hızlandırdı. Adnan Menderes Paris’e gitti ve NATO’ya üye ülkelerin devlet veya hükümet başkanları ile üyelik meselesini konuştu. 

NATO’YA ÜYELİK

Pakta üye ülkelerin temsilcileri arasında yapılan uzun ve çetin müzakerelerin sonunda andlaşma sağlandı. Türkiye, 18 Nisan 1952 tarihinde üye oldu. Kuzey Atlantik Paktının ilk ve tek Müslüman ülkesi olan Türkiye’nin NATO temsilciliğine de Fatin Rüştü Zorlu getirildi. Toplantıdan sonra Paris büyükelçisine, Osmanoğlu Hanedanı’na mensup  insanların bazılarının Paris’te yaşadıklarını söyledi ve onlarla ilgilenip ilgilenmediğini sordu. Büyükelçinin, hanedan mensuplarının varlığından bile haberdar olmadığını görünce kızdı. “Sana 24 saat mühlet! Ya Osmanlı ailesinin adresi ile, ya da istifa dilekçenle gelirsin” dedi.

ŞEFİKA SULTAN

Büyükelçinin adresi bulup getirmesi üzerine onları ziyarete giden Menderes, Abdulhamid’in 80 yaşındaki hanımı Şefika Sultan ile 60 yaşındaki kızı Ayşe Sultanın ve hanedana mensup başka bazı hanımların bir bulaşıkhanede çalıştıklarını görünce ağlayarak Şefika Sultanın ellerine sarıldı.

“Anne ne olur affet bizi, geç geldik” dedi.

“Sen kimsin?” dedi Ayşe Sultan.

“Ben Türkiye Cumhuriyetinin başbakanıyım” dedi. 

Onun bu sözü karşısında, vatanından ayrılışından otuz yıl kadar sonra bir vatan evladını gören hanım sultanların sevinci, Adnan Menderes’i duygulandırdı. O anda hanedan mensuplarının vatana dönmelerini sağlamak için gereken her şeyi yapmaya karar verdi.

Memlekete döndüğü zaman ilk yaptığı işlerden biri Cumhurbaşkanı Bayar’a Paris’te yaşadıklarını anlatmak oldu. Ardından, Osmanlı saray hanımlarının Türkiye’ye dönmelerini sağlamak için af kanunu çıkarmak istediğini söyledi. Bayar, böyle bir teşebbüs duyulursa, bazı gazetelerin tahriki ile cuntanın ihtilâl yapabileceğini ima edince masasının üzerine bir zarf bırakarak dışarı çıktı. 

İSTİFA MEKTUBU

Celal Bayar zarfı açtığında ‘Analarının ve babalarının Fransa’da hizmetçilik yaptığı bir ülkenin başbakanı olmaktan utanç duyuyorum. İstifamın kabulünü arz ederim’ ifadelerinin yer aldığı imzalı bir dilekçe ile karşılaşınca şaşırdı. Cumhurbaşkanı çıkarılacak kanunu imzalamayı kabul etti, Menderes de istifasını geri aldı ve hukukçu danışmanlarına kanunun hazırlanması talimatını verdi.   

Demokrat Parti ve Menderes Hükümeti için ezanın aslına çevrilmesi ve hanedan hanımlarının vatana dönmelerinin sağlanması iç siyasette milletle anlaşmayı, kaynaşmayı sağlayan dinî, içtimaî icraatlardı. NATO’ya üye olmaksa dış politikada komünist, sosyalist rejimlerle idare edilen devletlerin düşmanlığını üzerine çekmekle birlikte, hür dünyaya mensup devletlere, milletlere güven veren bir başarı idi. 

Nitekim Türkiye, NATO’ya üye olduktan kısa zaman sonra, komşu ve bölge ülkeleri ile işbirliği yapmanın yollarını aradı. 1952 senesinde Yugoslavya ve Yunanistan ile yapılan görüşmeler müsbet netice verdi. Üç ülkenin dışişleri bakanları müzakereleri birlik kurma seviyesine getirdi. 

Böyle bir anlaşma ile Türkiye’nin Balkanlardaki müessiriyetini arttırmayı, oralardaki Osmanlı yâdigârı eserleri ve insanları korumayı düşünen Menderes’in teşebbüsleri neticesinde 28 Şubat 1953 tarihinde Ankara’da Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya arasında Balkan Paktı adı verilen dostluk ve iş birliği antlaşması imzalandı. 

ABD’NİN YAPTIĞI

Bir süre sonra İtalya’nın da üye olmak için müzakerelere başladığı Balkan Paktını gerçekleştiren Menderes vakit kaybetmeden Türkiye’nin doğusundaki komşuları ve uzak doğudaki kardeş ülkelerle de işbirliği antlaşmaları yapmanın yollarını aradı.

Bu maksatla, Pakistan, İran, Irak gibi komşu ve kardeş ülkelerle yapılan müzakereler müsbet neticeler verdi ve 1954 yılı başlarında Türkiye ile Pakistan arasında imzalanan dostluk, güvenlik, savunma ve iş birliği anlaşması ile yeni bir paktın temelleri atıldı.   

Hükümetlerin içeride yaptıkları çalışmalar, dışarıda kazandıkları başarılar bir süre sonra normal addedileceğinden, yeni hamlelerle, farklı hizmetlerle ve ticarî anlaşmalarla, askerî ittifaklarla, beynelmilel münasebetlerle hamle üstüne hamle yapmadıkları takdirde fazla uzun ömürlü olmaları ve kalıcı eserler bırakmaları pek mümkün değildi.

Bu gibi hayat hâllerini ve siyaset gerçeklerini göz ardı etmeyen Adnan Menderes, bir yandan içeride milletin gelirlerini arttırıp refah seviyesini yükseltecek yatırımlar yaparken; diğer yandan hür dünya ülkeleriyle, hassaten ABD ile karşılıklı menfaate dayanan dengeli ilişkiler kurmak istedi.

Amerika Birleşik Devletleri önceki hükümetlerle, bilhassa İsmet İnönü’nün kurduğu ve kurdurduğu hükümetlerle, askerî malzeme ve malî imkânlar vererek sağladığı tahakküm etme hakkını, Menderes Hükümeti zamanında da devam etmek istiyordu.

Bunu gerçekleştirmek için maaşını ödediği veya istihbarî bilgi mukabili pirim verdiği Millî İstihbarat Teşkilatı mensubu elemanlarını kullanmaya kalktı. Oyunu zamanında fark eden Menderes, ilk olarak iki devletin istihbarat teşkilatları arasındaki resmî veya gayr-ı resmî ilişkilere son verdi. 

Okunma Sayısı: 5441
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı