"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

"Kürtlere imha" raporunu reddetti

23 Mart 2018, Cuma
“Biz yanlış politika uygulamadığımız takdirde, birlikte istiklâl mücadelesi verdiğimiz Doğulu kardeşlerimizden şüphelenmeye kimsenin hakkı yoktur.”

Adnan Menderes Ankara’ya döndüğünde, Çankaya’da Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı’nın da aralarında bulunduğu bir heyetle toplandı. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel, kendisinin talimatı üzerine hazırladığı Doğu ve Güneydoğu raporunu takdim etti. 

Raporda mezkûr bölgelerde halkın elinde çok miktarda silâh bulunduğu, o silâhları ilerde herhangi bir hadise çıktığı takdirde devlete karşı kullanma ihtimalinin olduğu nazara verilerek Kürtlerin ileri gelenlerinden üç beş bin kişinin imha edilmesinin o muhtemel tehlikeyi ortadan kaldıracağı yazılıydı. 

Raporun müzakeresi sırasında Gürsel, Kürtleri imha etme fikrinde ısrar edince, ilk olarak Dışişleri Bakanı Zorlu karşı çıktı. Ardından Menderes söz aldı. ‘Türkiye’de yaşayan halkımızın silâhla devlete başkaldıracağına inanmıyorum. Halkın silâh taşıması sevgisinden veya kan dâvâsı korkusundandır. Biz yanlış politika uygulamadığımız takdirde birlikte istiklâl mücadelesi verdiğimiz Doğulu kardeşlerimizden şüphelenmeye kimsenin hakkı yoktur’ (Şen s: 178 ) diyerek rapordaki teklifleri reddetti.  

Onun zamanında Doğuda ve Güneydoğuda herhangi bir hadise vuku bulmadı. 

Namık Gedik ile görüşme

Bazı talebeleri vasıtasıyla memlekette yaşanan içtimaî, siyasî hadiseleri takip eden Bediüzzaman Said Nursî de hükümetin, dolayısıyla da milletin, memleketin geleceğinin tehlikeye girdiğini gördüğünden ‘İslâmiyete ciddî taraftar olan İçişleri Bakanı Namık Gedik’i görmek, İslâm kahramanı Adnan Beye ve Tevfik İleri gibi mühim zatlara bir hakikati söylemek için Ankara’ya’ gitti.

Ankara’da Beyrut Palas Oteli’nde kalan Bediüzzaman mezkûr zatlardan biri ile görüşmek isteyince, Ankara’da bulunan Dahiliye Vekili Namık Gedik, 21 Aralık 1959 tarihinde otele gelerek kendisini ziyaret etti. Said Nursî vekile Risâle-i Nurlar’ın resmen serbest olmasının sağlanması ve Ayasofya’nın açılması hususundaki fikirlerini söyledi. 

Bediüzzaman’ın arabasını durdurdular

Bediüzzaman’ın arabasını Polatlı’da durduran polisler, hükümetin aldığı karar mucibince kendisinin Isparta’dan ve Emirdağı’ndan çıkmaması gerektiğini hatırlattılar. Said Nursî telâşlı idi. Yaklaşan büyük bir felâketi önlemeye çalışıyor gibiydi. Polislerin bu hususta emir aldıklarını, Ankara’ya gitmek istediği takdirde cezalandırılmayı göze alarak engel olmayacaklarını söylediler. 

Bediüzzaman polislerin ceza almasını istemediğinden durdu. Ankara’ya doğru dönüp elini uzatarak birkaç sefer aşağı yukarı çevirdi. Oradan Isparta’ya, Isparta’dan Urfa’ya gitti ve 23 Mart 1960 tarihinde Urfa’da Hakk’ın rahmetine kavuştu. Radyodan ve gazetelerden Bediüzzaman Said Nursî’nin vefat ettiğini öğrenen Adnan Menderes çok üzüldü. 

İnönü’nün ihtilâl çığırtkanlığı

İsmet İnönü, meclis kürsüsünden “Şartlar tamam olduğu zaman ihtilâl meşrû bir haktır. İhtilâl meşrû bir hak olarak kullanılacaktır” diyerek Demokratları ihtilâlle tehdit etti. 

Demokrat Partili milletvekillerinin sıra kapaklarına vurarak protesto etmeleri üzerine Menderes’e bakarak o meşum sözü söyledi:

“Bu yolda devam ederseniz sizi ben bile kurtaramam.”

İstanbul’da sıkıyönetim ilân edildi. Menderes’in Sıkıyönetim Komutanı Fahri Özdilek’i arayıp ‘Silâh kullanılmasın göstericiler küçük gruplara bölünerek yavaş yavaş dağıtılsın’ demesine rağmen gösterilerde silâh kullanıldı, bir genç öldü, bir kişi yaralandı.

İstanbul Üniversitesi sakinleşmeden Ankara Üniversitesi karıştı. Talebelerin sokağa dökülmeleri üzerine Ankara’da da sıkıyönetim ilân edildi. 

Cemal Gürsel’in mektubu

Hadiselere asker de müdahil olduğu için meselelerin taraflarından biri olan Kara Kuvvetler Kumandanı Org. Cemal Gürsel, siyasî ve içtimaî gerginliğin azalması, memlekette sükûnetin sağlanması hususundaki görüşlerini, Millî Savunma Bakanı Ethem Menderes’e 3 Mayıs 1960 tarihinde bir mektupla bildirdi.

“Cumhurbaşkanı istifa etmelidir. Cumhurbaşkanlığına sayın Adnan Menderes getirilmelidir. Bu muhterem zatı her şeye rağmen milletin çoğunluğunun sevmekte olduğuna kaniim. Bu sevgiden istifade edilerek kırılanların gönülleri alınmalı ve millete yeniden güven telkin edilmelidir.” ( Akyol s: 28 ) 

555 k şifresi

Günlerdir kulaktan kulağa yayılan 555 K şifresi, 4 Mayıs’ta başbakanlıkta yapılan toplantıda çözüldü. Gençlerin beşinci ayın beşinci günü saat beşte Kızılay meydanında toplanacaklarını öğrenen Menderes, önceleri radyodan konuşma yaparak gençleri sükûnete dâvet etmeyi düşündü ise de vazgeçti. 

Kahır kendine ve hükümetine idi. Bunun farkındaydı ve bir grup gencin gözünde de olsa böyle göründüğüne üzülmüştü. Ama Menderes’i daha çok yaralayan şey, Rus saldırıları karşısında destanlar yazarak direnen millete mâl olmuş anonim Osman Paşa Marşı’nın bestesinin böylesine yalan ve iftira dolu hadiselere malzeme yapılmış olmasıydı.

Okunma Sayısı: 2513
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ferda Demirel

    23.3.2018 18:57:01

    Kürtler'e yapılan bu zulümlerin bedelini nasıl ödeyecekler acaba? Zihniyete bakın " 3-500 kürdü imha etmek". Insandan bahis ediyorsunuz, insan!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı