"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur’un AİHM zaferi

Kâzım GÜLEÇYÜZ
11 Eylül 2018, Salı
Yazılara ara verdiğimiz günlerde verilen ve tatil öncesi söz verdiğimiz Diyanet yazılarını kesmemek için işleyemediğimiz AİHM kararını bugün değerlendirelim.

Türkiye’de maruz kaldığı hukuk dışı baskı ve engellemeleri hep hukuk içerisinde müsbet hareket prensibiyle verdiği mücadele ile aşarak sayısız hukuk zaferine imza atan Risale-i Nur hizmeti, AİHM’in verdiği son kararla bu vasfını küresel boyuta da taşımış oldu.

Söz konusu kararda, bazı Rus mahkemelerinin Risale-i Nur eserleri hakkında verdiği ve Moskova temyiz mahkemesinin de onadığı yasak kararları, AİHM tarafından, “ifade özgürlüğünün ihlali” olarak değerlendirildi.

Yasak kararlarına gerekçe olarak gösterilen “aşırılık ve halkı düşmanlığa tahrik” iddiasını kabul etmeyen AİHM, eserlerdeki hangi bölümlerin “aşırılık” içerdiğinin gösterilemediğini ve 2000’de Rusçaya çevrilen eserlerin 2007’ye kadar serbestçe dağıtıldıkları halde herhangi bir dinî çatışma veya zarara yol açtığının Rus hükümetince ispatlanamadığını kaydetti.

Ve Rusya’yı tazminata mahkûm etti.

Nur’un dünya ölçeğindeki yeni bir hukuk zaferi olan karar, en zor ve ağır şartlarda bile “Merak etmeyin, Risale-i Nur yasak olmaz” diyen Üstadın bu konuda da kendisini gösteren isabetli öngörüsünün son derece çarpıcı bir örneğini oluşturuyor.

Aslında Rusya’daki Risale yasağı bir “hükümet politikası” olmaktan ziyade, eserlerin orada gördüğü yoğun ilgiden rahatsız olan bazı “komite”lerin marifeti olarak görülmeli.

Bu tesbitimizin dayanaklarından biri, Medvedev’in, devlet başkanı olduğu dönemde 2009 yılında Sungur Ağabeyi, bizzat kendi imzasını taşıyan bir mektupla Rusya’daki bir İslamî toplantıya davet etmiş olması.

Bir başkası, 19. dönem milletvekili Mehmet Özkan’ın aktarımıyla, bir Rus milletvekilinin, “Manevî bunalım içerisindeki Rus gençliğini kurtaracak olan, Risale-i Nur eserleridir” ifadesini kullanmış olması.

Ve Rus diline çevrilen eserlerin, gerek Rusya’nın birçok yerinde, gerekse federasyon sınırları içindeki özerk cumhuriyetlerinde hızla yayılıp kabul görmesi ve benimsenmesi.

Üstadın “Rus da dinsiz kalamaz. Geri dönüp Hıristiyan da olamaz. Olsa olsa Kur’an ile musalâha veya tâbi olabilir” tesbitini doğrulayan bu gelişme ifsad şebekelerini rahatsız etti. 

Hukuksuz yasak da buradan kaynaklandı. 

Ama AİHM’den döndü.

***

Nur’un beraat ettiği davanın konusu olan kitap için 2.10.17’de yaptığımız scope yayını: 

Okunma Sayısı: 3518
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-2

    11.9.2018 10:48:59

    BM gibi üst düzeyden bir uluslararası kuruluş; cehalet, sefalet ve tefrikanın kol gezdiği dünyamızda, İslâm'ın beş esasından biri olan ZEKÂT'a dikkat çekmesi, İslâm'ın bir esasının bile dünya barışını temin ve açlığı, yoksuluğu ve eşitsizliği giderecek güçte olduğu gerçeğini âleme ilan ediyor. Ne varki, "Ol mâhiler ki derya içredir deryayı bilmezler" diyen şair gibi, ne Müslümanlar ne de Müslüman coğrafyanın ülkeleri bunun hakkıyla farkında olduğu söylenebilir. Öyle olsaydı, bir asır önce Bediüzzaman'ın üç düşman diye ikaz ettiği cehalet, sefalet ve ihtilaf bu coğrafyada elini kolunu sallayarak gezebilir ve hükmünü icra edebilir miydi? Haksız, hukuksuz ve keyfi icraatların cirit attığı ülkelerde hürriyet ve adaletin gelmesi geciktikçe barış ve huzur, refah ve mutluluk, uhuvvet ve muhabbet, ittihat ve tesanüdün de gelmesi gecikmektedir. Hukuksuz işler AİHM'den dönse de, devletin saygınlığını zedeleyen hukuksuz işlere imza atmamak gerekir.

  • HÜSEYİN İLHAN

    11.9.2018 10:26:53

    Elhamdülillah Elhamdülillah Elhamdülillah. Davası Hak olanların haklı yollarla davasına hizmet edenlerin RABBİM YAR VE YARDIMCISIDIR.Bu dava da da bu tekrar ispatlanmıştır.

  • Gündüz Alp

    11.9.2018 10:23:26

    Sayın Güleçyüz, başlangıcından bugüne Risale-i Nurlar zafere, iflah olmaz muhalif ve muarızları da maalesef hezimete doymadılar. Dün içeride AYM bugün de dışarıda AİHM, bir kez daha "Hürriyet ve serbesti hakkıdır!" dediler. Fakat buna rağmen yine içeride ve dışarıda, "ziyadan rencide olan dide-i huffaş" misali komiteler, Nur'dan rahatsız olacaklar, zaman ve zemini müsait buldukları ilk fırsatta mahkemeye koşacaklardır. Ama unuttukları bir gerçek vardır: Yüzyılımız, hürriyet ve ittifaklar yani şahs-ı manevi asrıdır. Hürriyete sahip çıkan, ittifak halinde hareket edenler kazanacaktır. İşte hür, medeni ve demokrat dünyanın hali ve işte, hürriyetine sahip çıkamayan ve ittifak edemeyen Orta Doğu'nun hali. Dünya Barışı diyenler ve isteyenler, "Kur'an ile musalâhaya ve tâbi olmaya" mecburdurlar.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı