"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kör hissiyat

M. Fahri UTKAN
09 Aralık 2018, Pazar
İnsana Cenâb-ı Hak tarafından ihsan edilen hisler ve latifeler vardır. Bunlar insanın gelişmesine sebep olduğu gibi, yaratılıştaki görevinin aksine davranarak hayvanlardan aşağı mertebeye de düşürebilmektedir.

İşte bunlardan en önemlisi ve tehlikelisi “Kör hissiyat”tır. Üstad Said Nursî; kör hissiyattan bakın nasıl söz ediyor: 

”Aziz, sıddık kardeşlerim, 

Evvelen: Garip bir münazara-i nefsiyemi, bana mahsus iken, berâ-yı malûmat size yazmak hatırıma geldi. 

Şöyle ki: Başım üstündeki sizce malûm levha nefsimi tam susturduğu halde, bu gece nefs-i emmarenin silâhını daha musırrane istimal eden kör hissiyatım, damarlarıma tam dokundurup, tesemmüm ve hastalıktan gelen ziyade teessür ve hassasiyet ve şeytandan gelen ilkaat ve fıtrî hubb-u hayattan gelen acip bir hâletle, o ikinci nefs-i emmare hükmünde olan kör hissiyat, benim vefat ihtimalinden şiddetli bir meyusiyet ve teellüm ve kuvvetli bir hırs ve zevk ve lezzetle kalb ve ruhuma tam ilişti.”1

Başka bir mektupta ise kör hissiyattan şöyle bahsediyor, Üstad; 

“Üçüncü mesele: …Bir zaman, evliya-yı azîmeden, nefs-i emmâresinden kurtulanlardan birkaç zattan, şiddetli mücahede-i nefsiyeler ve nefs-i emmâreden şekvâlarını gördüm. Çok hayret ediyordum. Hayli zaman sonra, nefs-i emmârenin kendi desaisinden başka, daha şiddetli ve daha ziyade söz dinlemez ve daha ziyade ahlâk-ı seyyieyi idame eden ve heves ve damar ve âsab, tabiat ve hissiyat halitasından çıkan ve nefs-i emmârenin son tahassungâhı bulunan ve nefs-i emmâreyi tezkiyeden sonra onun eski vazife-i seyyiesini gören ve mücahedeyi âhir ömre kadar devam ettiren bir mânevî nefs-i emmâreyi gördüm. Ve anladım ki, o mübarek zatlar, hakikî nefs-i emmâreden değil, belki mecazî (ve ikinci) bir nefs-i emmâreden şekvâ etmişler. Sonra gördüm ki, İmam-ı Rabbanî dahi bu mecazî nefs-i emmâreden haber veriyor. Bu ikinci nefs-i emmârede şuursuz kör hissiyat bulunduğu için, akıl ve kalbin sözlerini anlamıyor ve dinlemiyor ki onlarla ıslah olsun ve kusurunu anlasın.”2

Görüldüğü kadarıyla Üstad’ı bile bu kadar etkileyen ‘kör hissiyat’ bizleri kim bilir nasıl etkiler. Onun için her insanda olması muhtemel, olan bu (kör) hissiyatımızı hakkıyla tanıyalım ki, ona göre tedbirlerimizi alalım.

Bu kör, mecazi, manevî ve ikinci bir nefs-i emmare denilen kör hissiyat, Üstad’ı nasıl etkilemiş, O’nda ne gibi hisler oluşturmuş, ona bakalım. İlk olarak, alıntıladığımız metnin birincisine baktığımızda şunları görebiliyoruz; Üstad’ın başının üstündeki levha1 ‘dan etkilenen nefsi yola gelmiş, fakat nefs-i emmaresinden(kötülükleri emreden nefis) daha etkili olan kör hissiyat dolayısıyla; zehirlenmeden ve hastalığından gelen üzüntüler ve hassasiyet dolayısıyla ve aynı zamanda şeytanın üflemeleri neticesi her insanda olan yaratılıştan gelen hayatı sevme, uzun yaşama duygusuyla, ister istemez gelecek olan, ölümünü düşünerek şiddetli bir ümitsizlikle üzülüyor, kuvvetli bir hırsla (uzun yaşama hırsı) kalb ve ruhunu zevklendiren hisleri etkileniyor.

İşte bunun için başka bir eserinde şöyle diyor; “Sen, ani ve fani zevklerin bekasını arıyorsun; onun için onun zevaliyle ağlamağa başlıyorsun. Kör hissiyatınla bu yanlışının tam tokadını yersin. Bir dakika gülmeye bedel, on saat ağlıyorsun.” 3

Ve yine aynı doğrultuda şunları da söylüyor; “Ey nefis! ey zevke müptelâ bedbaht kör hissiyat! Binler dünyevî zevki alsan, şu vaziyette yine bozulur; o zevk ayn-ı elem olur.” (E. L. 345)

Kör hissiyatının oluşturduğu yaraları ve desiseleri nötrleştirecek metodların ikincisini de Kastamonu Lâhikası, 149 no’lu mektupta belirtiyor; “Risale-i Nur ve bilhassa İhlâs Risaleleri, o iki nefsin bütün desâisini izale ve onların açtığı yaraları tedavi ettiği..”

Kör hissiyatın diğer zararlarını da Üstad, Kastamonu Lâhikası, 121’inci Mektupta açıklıyor; “Onlar dünya hayatını seve seve âhirete tercih ederler.” (İbrahim Sûresi, 14:3) âyetinin sırr-ı işarîsiyle, âhireti bildikleri ve iman ettikleri halde dünyayı âhirete severek tercih etmek ve kırılacak şişeyi bâki bir elmasa bilerek rıza ve sevinçle tercih etmek ve âkıbeti görmeyen kör hissiyatın hükmüyle, hazır bir dirhem zehirli lezzeti, ileride bir batman sâfi lezzete tercih etmek, bu zamanın dehşetli bir marazı, bir musîbetidir. O musîbet sırrıyla, hakikî mü’minler dahi bazan ehl-i dalâlete taraftar olmak gibi dehşetli hatâda bulunuyorlar.”

Hutbe-i Şamiye’de geçen bir konu (Had ve ceza) vesilesiyle bir ara Üstad bu kör hissiyatın etkisini nasıl giderebileceğini açıklıyor. 

Şöyle ki; “Evet, insanın fiilleri kalbin, hissin temayülâtından çıkar. O temayülât, ruhun ihtisasatından ve ihtiyacatından gelir. Ruh ise, iman nuru ile harekete gelir. Hayır, ise yapar, şer ise kendini çekmeye çalışır. Daha kör hisler onu yanlış yola sevk edip mağlûp etmez.” 4

Kör hissiyatın kötü sonuçlarını izale ve def etmenin dördüncü bir yolu da; “Himayetli annemiz olan toprak altına girmek ve kucağına sığınmak ve o hakikî ve daimî ve manevî çiçekleri seyretmek…”tir.5

Cenâb-ı Hak bizleri kör hissiyatın fenalıklarından her daim korusun ve o şuuru versin.

Dipnotlar:

1- Emirdağ Lâhikası, 148 nolu mektup.

2- Kastamonu Lâhikası Mektup No: 149.

3- E. Lâhikası.

4- Hutbe-i Şamiye. 82. 

5- E. Lâh. 408. 179. mektup.

Okunma Sayısı: 1436
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı