"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yargıtay’ın yeni kararı

Mert Gönenli
02 Kasım 2017, Perşembe
Yandaş medya ve yalnızca kendine sözcü olan basın yayın organlarında hiç haber yapılmasa da, dün gazetemiz Yeni Asya, çok önemli bir mahkeme kararını gündeme taşıdı.

Yargıtay, bizimde değindiğimiz, çocuğunu bu grubun okuluna göndermiş olma, gazete aboneliği, dinî sohbetlere katılma gibi hayatın içindeki sıradan olayların örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgüt faaliyetleri kapsamında değerlendirilemeyeceği yönünde karar verdi. Fakat hemen öncesinde, cümleye “2013 yılı öncesinde olmak üzere birkaç kez de bu tarihten sonra” şeklinde başlaması zihinleri karıştırdı. Şimdi hâkimler, bu kararı bugüne kadar mı, 15 Temmuz öncesi mi, 2013 öncesi olarak mı, “2013 öncesi veyahut 2013 yılı öncesinde olmak üzere birkaç kez de bu tarihten sonra” gibi muğlak bir şekilde algılayıp nasıl karar verecekler, anlayabilmek mümkün değil. Halbuki; ana misyonu ülkedeki içtihad birliğini sağlamak olan Yargıtay, ayrı ayrı içtihadlara yol açabilecek bir karar vermek yerine, gayet basit ve beliğ ifadelerle demek istediği şeyi diyebilirdi. Belki de onların da ruh hali, verdikleri karar gibi dağınık ve korkuyorlar. Tepkinin yönüne göre manevra yapabilecekleri bir alan bırakmış kendilerine. Belki de bu Olağan üstü Hal ve KHK döneminde böyle dağınık bir karar vermeyi kendileri açısından daha selâmetli buluyor olabilirler.

Halbuki, kem küm etmeye gerek yok. Şu Olağanüstü Hal döneminde bile, bir vatandaş Emniyete gidip ben PKK üyesiyim dese ne olur? Bu vatandaş hakkında araştırma yapılmak üzere, birkaç gün gözaltında tutulur, kendisinin herhangi bir itirafı yoksa ve herhangi bir terör faaliyetine karıştığı da tesbit edilemezse, 2013 öncesi ve sonrasına bakılmaksızın, hadi kardeşim git işine bizi uğraştırma denilip evine postalanır. PKK gibi bir eli kanlı bir örgüt için bile uygulama böyle iken, kahhar ekseriyetinin“ ”kurunun yanındaki yaş” olduğu hususunda kamuoyunca ittifak edilen bu insanlar için, gıdım gıdım olumlu kararlar verilmeye çalışılması, mağduriyet hallerinin uzamasına sebebiyet verebilir. Artık AKP tabanında da çok ciddî homurtular var, “Reisi severim, ama” diye başlanıp, bu insanlara da zulüm ediliyor şeklinde devam eden cümlelerle, eleştiriler daha yüksek tonda seslendirilmeye başlandı.

Klâsik AKP seçmeni olan, fakat doğrudan veya dolaylı olarak yakınları mağdur olan, “bundan sonra oyum Meral’e” diyen kitle ortaya çıktı bile. Bu kitle, İYİ Parti ilân edilmeden tabelâyı çoktan asmıştı.

AKP, 17-25 Aralık akabinde Gülen kadrolarından alıp, “Millî ordumuza kumpas kurulmuş” manevrasıyla Ulusalcı-derin-statükocu kadrolara teslim ettiği anahtarları ya geri almaya çalışacak, ya da almayı başaramayarak AKP gemisnin her gün su aldığını izleyecekler. Su alan geminin güvertesinde yorgun metal şezlong temizliği yaparak geminin açık denizlerde seyahat edebilmesi ne kadar mümkün olabilir?

Gerçekten 17-25 Aralık sonrası anahtarları eline alanlar bu intikam alma, rövanş alma olayında fazla ileri gittiler. Kuşkusuz Ergenekon dâvâlarında da yanan yaş sayısı kurudan daha fazlaydı, Ergenekon dâvâlarında da hak ve adalet yanındaki duruşumuz arşivlerimizde fazlasıyla mevcut.   

Yanılmıyorsam, Ergenekon dâvâlarında bir kısmı tutuksuz olmak üzere, 743 kişi yargılanmıştı. Şu anda Ergenekon’dan tutuklu sanık yok. 15 Temmuz darbe girişimine aktif-pasif karışan millete kurşun sıkan hainleri tamamen dışarıda tutarak söylüyorum, 15 Temmuz sonrası tamamen ilgili grubun alt tabakasına yönelik olarak sürdürülen kampanya tamamen Ergenekon’un ağırlaştırılmış rövanşı şeklinde seyrediyor. Ergenekon’un 743 kişisine karşı, cemaatin alt tabakasından on binler hapiste, yüzbinler işinden edilmiş durumda.

Burada siyasî iktidarın rolü ise ancak, tasdik eden bir onaylayıcı mesabesinde.

Kuşkusuz ki, Türkiye bu kan dâvâsı ve ağırlaştırılmış rövanş anlayışından kurtulmadıkça, birilerinin kanında ötekiler banyo yapmaktan vazgeçmedikçe rayına girmeyecek. 

Bir sözümüz de Akşener’in partisine. AKP, 28 Şubat uygulamalarının getirdiği başörtüsü yasağı gibi mağduriyetler üzerinden doğmuş bir partiydi. Bu mağduriyet alanları da zamanın konjonktürel güçleri tarafından mayınlanmıştı.

Şu anda da demokrasi ve adalet alanlarında ciddî bir mağduriyet var ve bu mağduriyete yoğunlaşmadan Akşener hareketinin “ben de bu mücadelenin içindeyim” demesi anlamlı olamayacaktır. Demokrasi ve adalet alanlarının etrafı da, tıpkı 28 Şubat sonrası gibi, bugünün konjonktürel güçleri tarafından mayınlanmış durumda. 

AKP bir şekilde kendini o zamanın mağdur ve mazlûmlarına hissettirerek bu mayınlı alanı geçmiş, karşısındaki hattı kırmıştı. Akşener hareketinin de bu mayınlı alanı geçmeden, bu hattı kırmadan, bu ümidi vermeden bir kitle partisi olabilmesi çok mümkün değil.

Akşener hareketinin MHP’nin % 10’unun yarısına oynayan bir MHP türevi parti mi olacağı, ya da % 50’lik bir vaha için mi mücadele edeceği, yaralı, mağdur, fakirleşmiş kitlelere ne kadar dokunabileceği, demokrasi ve adalet için neleri göze alabileceğini hissettirmesi ile doğrudan ilgili.

Şu bir gerçek ki, kaçak güreşerek başpehlivan olunamaz. 

Okunma Sayısı: 7566
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • arif

    2.11.2017 17:56:54

    muhafazakar bir ailenin yetim buyuyen kiz evladiyim vatanim milletime en ufak bir ihanetim olmadi hayatim boyunca hic bir disiplin sucum hic bir adli idari davamolmadi Böyle insanlar teröristlikle suçlaniyor

  • Nigar

    2.11.2017 01:26:43

    672 Khk ile bir gecede ekmegimizden edildik 8 aydirda kizimi babasina hasret biraktilar ilk aciga alindigim zaman gazetenize uzunca bir yorum yapmistim. Hatirlayan cikar belki milliyetci muhafazakar bir ailenin yetim buyuyen kiz evladiyim vatanim milletime en ufak bir ihanetim olmadi hayatim boyunca hic bir disiplin sucum hic bir adli idari davam olmadi ancak bize bu zulmu reva gorenlere burdan bir mesajim olacak ne ekerseniz onu biceceksiniz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı