"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nur’un şehit kahramanları

Mustafa ÖZTÜRKÇÜ
17 Eylül 2017, Pazar
Soğuk bir kış günüydü.

Sabah namazı vaktine, saatler kala uyanmıştım. Kar, lapa lapa yağıyordu. Odanın penceresini açmış, dışarıyı seyre dalmıştım...

Uludağ eteklerine nazır mekânımızın penceresinden baktığımızda, Uludağ’ın kar ve sisten görünmez olduğu görülüyordu. 

Beyaz rahmet, sayfasını seyirle gözlerimiz aydınlanırken, ruhen ve hayalen, ta uzaklarda kalan, Şark’ın karlı dağlarına uzanıvermiştim bir an...

Aziz Üstadımın talebeleriyle birlikte, kış mevsiminde, karlı dağların ardında, yamaç ve eteklerinde, i’la-yı kelimetullah adına, vatan sevdası uğruna, düşmanla çarpışarak şehiden vefat eden Nur’un o şehid kahramanlarını tahattüre dalmıştım.

Hayalim, Pasinler’in yanı sıra, Bitlis’in karlı dağ ve derelerinde şehiden vefat eden, Üstadımın yeğeni Ubeyd ile, Gevaş’ın dağ yamaçlarında şehid olan Molla Habib’i aramıştı.

Sonra da; Denizli hapsinin, soğuk, ufûnetli, rutubetli ve kalın duvarları arasında hastalanarak hastaneye kaldırılıp, orada şehid olan İslamköy’lü Hafız Ali Efendi’nin vefatı, ruhumu derinden hüzne gark etmişti.

Bir de Aziz Üstad için ”Canım sana kurban olacak” diyerek hiss-i kabl’lelvuku istihraciyle, önceden şehid olacağını ifade eden, Denizli Nur kahramanlarından Hasan Feyzi Efendi’nin şehadetine kilitlenmişti ruhum.

Bir an, gözümün duvarda asılı saatin akrebine ilişmesi karşısında toparlanmayı arzu ettimse de, hayalim biraz daha ötelere götürmüştü beni...

Sonra da, istikamet şehidi, Binbaşı Asım Bey’i tahattur etmiştim.

Nur’un satır aralarında hepsinin ayrı, ayrı şehadet hikâyelerinin var olduğu, Nur’un bu şehid kahramanlarının, ihlâs, sadâkat ve istikametleri hürmetine, Aziz Üstadımızın ve onların şefaatlerine bizleri de mazhar etmesini Rabb-ı Rahimimden, niyaz ettim.

Nur’un şehid kahramanlarının mübarek hayat hikâyelerinden kısa kesitler ise şöyle şekilleniyordu:

Birinci Dünya Harbi’nin, Pasinler Cephesi’nde bütün şiddetiyle devam ettiği o hengâmede, at sırtında te’lif ettiği Kur’ân  tefsiri İşaratü’l i’caz eseri için ”Yaz Molla  Habib” diyerek kitap yazdırıyordu..

Düşmana karşı kahramanca savaşan talebeleri arasında “Bir sır kâtibi” olan Molla Habib, daha sonra, Üstad’la birlikte, Van ve çevresine çekildiğinde, Gevaş mıntıkasında çarpışmaya devam ederken, Talebesi ve harb arkadaşı olan Molla Habib’i, Gevaş’ın dağ yamaçlarında şehid veriyordu..

Bediüzzaman Hazretleri’nin öz yeğeniydi “Şehid Übeyd.” Büyük ablası Düriye Hanımdan olmaydı. Bitlis derelerinde, Rus ve Ermeni birlikleriyle çarpışırken şehid edilen Übeyd için, Dayısı Bediüzzaman’ın ne kadar üzüldüğünü, yanında bulunanlar dile getirmişlerdir. 

Biz de bugün o şehid kahramanları bir defa daha rahmetle anıyor, onların şefaatlerine mazhar olmayı diliyoruz.

Okunma Sayısı: 1744
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı