"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Eğitimde idare

Naci TEPİR
13 Temmuz 2017, Perşembe
YANLIŞTA ISRAR ARTIK YETER -99-

Genel olarak idare, belli gayelere matuf insan çabalarına yön ve bütünlük vermek için yapılan etraflı çalışmalardır. Diğer bir ifadeyle idare, önceden kararlaştırılmış veya tesbit edilmiş hedeflere ulaşmak için gerekli vasıtaları sağlayan bir muameledir. Eğitimin idaresi apayrı bir ehemmiyet arz eder. Bu ise, ileriye matuf, uzun vadede yapılacak faaliyetlerin planlamasıdır. 

Okul müdürü ve müdür yardımcılarından, Millî Eğitim Bakanına kadar bu sahada bulunan çeşitli statü ve seviyedeki bütün idareciler, “eğitim idarecisi” tarifi içerisindedir. Mesuliyet ve selâhiyeti ne olursa olsun, iyi bir eğitim idarecisi, aynı zamanda iyi bir öğretmendir. Bunun aksi düşünülemez! 

İdare Prensipleri ve Planlama:

Eğitim idaresinde prensiplerin tesiri büyüktür. İdare sisteminin gelişmesi, sağlam ve yanılmaz prensiplere bağlıdır. Bu prensipler, pratik ve ferdi davranışlar gibi olmadığı için, idarede kolaylığı sağlar. Çok az ve özel durumlarda (istisnai hallerde), doğabilecek zararlara engel olmak için prensipler değişse de, genel işleyişe zarar vermez. Bunun içindir ki, “İstisnalar  kaideyi bozmaz” sözü meşhurdur. 

İdarecinin, kendisine bağlı olan elemanlardan saygı beklemesi, onların kararlarını geri çevirmesi ve kurumda kontrolü ele alması gibi yetkileri vardır. Buna karşılık rehberlik etmek, yardımcı ve şefkatli olmak gibi vazifeleri de üstlenmiştir. 

İdarede planlamanın yeri ve değeri çok mühimdir. İdarenin pusulası olan planlama, ileriye matuf işlerin göz önüne alınarak tanzim edilmesidir. Plan yapılmamış müessese ve kuruluşlarda, her idareci değişikliğinde işlemler değişeceğinden, kaynak ve zaman israfına yol açacaktır. Halbuki, insanların ihtiyaçları sınırsız ve kaynaklar sınırlı olduğundan, planlama yapılması şarttır.

Planlama, mantıklı bir yönetimin temelidir. Aynı zamanda, ilerisi için önceden karar vermek manasına gelir. Bunun için de gerekli bilgiler toplanır, tahminler yapılır ve çözüm şekilleri araştırılır. Şunu da unutmamak gerekir ki, demokratik ülkelerde plan gaye değil, bir araçtır. Asıl gaye insandır.

Planlama yapılırken, personelin iyi seçilmesi ve yerleştirilmesi gerekir. Bu yapıldıktan sonra, koordinasyonun iyi sağlanması gerekmektedir. Koordinasyon; önceden planlanmış ve karara bağlanmış gayelerin gerçekleştirilmesi için, madde ve insan kaynaklarını bir formüle göre birleştirmektir. Koordinasyonun iki önemli gayesinden biri idare etmek, diğeri de verim almaktır. Demek oluyor ki, eğer verim az veya hiç olmuyorsa, koordinasyon iyi sağlanamamıştır. 

İdarecinin başarılı olabilmesi için, kabiliyetlerini iyi kullanarak, yerine göre klasik, yerine göre de modern yönetim teorilerini tatbiki yerinde olacaktır. Meselâ, klâsik idare teorisinde idareci, hiyerarşi düzene göre statü lideridir. Modern idare teorisinde ise liderlik yalnız idarecinin değil, idare grubunundur. Klâsik idarede selahiyet devredilebilir, mesuliyet bölüşülmez. Modern idarede ise selahiyet de mesuliyet de aynı ölçüde bölüşülebilir. Yine klâsik teoriye göre, teşkilatta gerektiğinde birey harcanabilir, selâhiyet yalnız statü liderinindir ve değerlendirme de statü liderinin tekelindedir. Buna karşılık modern teoride ise teşkilat veya kurumda şahıs harcanamaz. Kişilerin yetki durumunu genel anlayış tesbit eder. Selahiyet de (liderlikte olduğu gibi), liderin değil, grup veya kurulundur. Aynı şekilde, değerlendirme de grup veya kurul çalışmasıyla olur. Usta bir idareci, yerine, zamanına ve çalışma biçimine göre bu teorilerden en uygun olanını başarıyla tatbik edebilir. 

 Yukarıda da belirtildiği gibi, idarecilik hem bir sanat, hem de aynı zamanda bir ilimdir. Yani, hem biyolojik, hem de psikolojik ustalıktan doğmaktadır. İdareciliği yalnız bir san’at olarak kabul eden bir idareciden, idareciliğin gelişmesine katkıda bulunması beklenemez. Bu tip idareciler, kalıplaşmış bir takım hareketlerle, idarenin yerinde saymasına sebep olurlar. Halbuki, idareciliği bir san’at olduğu kadar, aynı zamanda bir ilim olarak gören idareci, pratik olarak kalıplaşmış hareketler yerine, duruma göre müsbet netice verebilecek hareketlerde bulunur. Usta bir idareci, teşkilât yapısının iyi işlemesi için, elemanların tavır ve hareketlerinin dinamik yönlerinden faydalanır. Teorik olarak idareci, alâkasını tekniklerden çok akılcı harekete ve münasebetlere çevirmelidir. Geçmişi anlatmaktan çok, geleceği tahmin etmekte ferasetli olmalıdır. İdarecilikte, tecrübe veya birikimlerin yeri ve ehemmiyeti inkâr edilemez. Ne var ki, yalnız tecrübelerle yetinmek çok hatalıdır. Bununla birlikte yeni teoriler geliştirilmelidir. Çünkü, teorilere dayanan tecrübelerin yanılma oranı azalır, buna karşılık da yafaydaları artar.                                                        

(Devam edecek)  

Okunma Sayısı: 608
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı