"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İmam Hatip mektepleri

Naci TEPİR
07 Eylül 2017, Perşembe
Millî Eğitim Bakanlığı Din Eğitimi Genel Müdürlüğü’ne bağlı olan İmam Hatip Liselerinin temeli Cumhuriyetten önce atılmıştır.

1913 yılında İmam Hatip yetiştirmek üzere açılan ve daha sonra Medreset’ül-Vaazin (Vaizler Medresesi) ile birleştirilerek Medreset’ül-İrşad adını alan Medreset’ül-Eimmeti vel Hutaba’ya (İmamlar ve Vaizler Medresesi) dayanır. Fakat, 3 Mart 1924’de çıkarılan 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunu’na dayanarak önce medreseler, daha sonra da bu mektepler talebe yokluğu bahanesiyle(!) kapatılmışlardır! Halbuki, 2 Mart1926’da kabul edilen, “Maarif Teşkilâtı Hakkındaki Kanun”un 4. Maddesinde “Maarif Vekâleti, Yüksek Dîniyat mütehassısları (uzmanları) yetiştirilmek üzere Darülfünunda (üniversitede) bir İlahiyat Fakültesi tesis ve imamet ve hitabet gibi hidemat-ı dîniye’nin ifası (imamlık ve hatiplik gibi din hizmetlerinin yerine getirilmesi) vazifesi ile kanunî mükellef memurların yetişmesi için de ayrı mektepler küşat edecektir (açacaktır).” deniliyor. Bu çifte standart, 1950’ye kadar sürmüştür!

İMAM HATİP MEKTEPLERİNİ DEMOKRATLAR AÇMIŞTIR

Bugünkü İmam Hatip Mektepleri’ni ‘Siyasal İslâmcılar’ değil, ‘Demokratlar’ açmıştır! 

1950 seçimlerinden sonra iktidara gelen Demokrat Parti, seçim programında yer alan İmam Hatip Okulları’nı açmıştır. Demokrasi Kahramanı rahmetli Adnan Menderes, irad ettiği ‘Konya Nutku’nun, bazı gazeteler tarafından kasıtlı olarak çarpıtıldığından şikâyetle; “Bütün bu yazılarda dikkatime çarpan cihet, Konya’daki sözlerimin takip olunan maksatlara ve elde edilmek istenilen neticelere göre tahrif edilmiş olmasıdır. Meselenin iyice anlaşılması için, evvelâ Konya’daki sözlerimi bir kere daha ve o günkü Anadolu Ajansı’nda neşredildiği gibi tekrar etmek isterim. 

O gün aynen şöyle demiştim: “ (….) Vicdan hürriyeti bahsine gelince: Türk milleti Müslümandır ve Müslüman olarak kalacaktır. Evvelâ kendine ve gelecek nesillere dînini telkin etmesi, onun esâsını ve kaidelerini öğretmesi, ebediyyen Müslüman kalmasının münakaşa götürmez bir şartıdır. Halbuki mekteplerde din dersi olmayınca, evlâdına kendi dînini telkin etmek ve öğretmek isteyen vatandaşlar bu imkânlardan mahrum edilmiş olurlar. Müslüman çocuğu dînini öğrenmek gibi pek tabiî bir haktan mahrum edilmemek icap eder. Böyle mahrumiyet ve imkânsızlık, vicdan hürriyetine uygundur denilemez. Bu itibarla orta mekteplerimize din dersi koymak, yerinde bir tedbir olacaktır. (….) Müslümanlığı ve onun esaslarını, farizalarını ve kaidelerini kifayetle telkin edip öğretecek öğretmenlerimizin yetiştirilmelerine ayrıca gayret sarf edilecektir. Gelecek sene lise seviyesinde ilk mezunlarını verecek olan Konya İmam Hatip Mektebi’nin ileri seviyede din tahsili veren bir tedris müessesesi haline getirilmesi ve bu müessesenin benzerlerinin yurtta fazlalaştırılması uygun olacaktır.”1

ÇARPITMA VE BÜHTAN

Geçenlerde bir partinin tertiplediği ‘Adalet Kurultayı’nda konuşan Araştırmacı-Yazar ve aynı zamanda Yeni Asya Gazetesi Genel Yayın Müdürü Kâzım Güleçyüz, yaptığı konuşmayla şimşekleri üzerine çekti. Bediüzzaman Hazretleri’nin (ra) görüşlerini gündeme getirdiği için, bazı çevreler tarafından, pespaye bir şekilde topa tutuldu! Kinlerini, İmam Hatip okullarını istismar ederek açığa vurdular! Aynen rahmetli Menderes’in sözlerinin çarpıtılması gibi, Güleçyüz’ün sözleri de makaslanıp çarpıtılarak servis yapıldı! Böyle çarpıtmalara çokça şahit olduk. Yıllar önce, bir yerin müftüsünün keçisi çalınmış. Malûm zihniyette bir gazete, ‘müftü keçi çalmış’ diye haber yapmıştı! Bu zihniyet böyle, değişmez! Yapılan hücumlar küfürlü, hakaretli olunca iş çığırından iyice çıkmış oluyor!

Bazıları hazmedemese de, bütün dünyanın saygı duyduğu ve eşsiz Kur’ân tefsiri Risale-i Nur’dan feyiz aldığı Büyük İmam Bediüzzaman Said Nursî’nin, bu husustaki görüşlerinden iki misal:

“(…) Edipler edepli olurlar. Edepsiz bazı gazeteleri nâşir-i ağrâz (garaz, kin yayan) görüyorum. Eğer edep böyleyse ve efkâr-ı umumî böyle karma karışık olsa, şahit olunuz, böyle edebiyattan vazgeçtim…)2 

“Ey gazeteciler! Edipler edepli olmalı, hem de edeb-i İslâmiye ile müteeddip olmalı. Ve onların sözleri, kalb-i umumî-i müşterek-i milletten bîtarafane (bütün milletin müşterek kalbinden tarafsız)  çıkmalı. Ve matbuat nizamnamesini, vicdanlarındaki hissi Diyanet (din hissi) tanzim etsin! 

Hakaretle, pespaye şekilde hücum edenlere bence en güzel cevap şu Hadis-i Şerif mealidir: “El kelâmü sıfatül mütekellimin.” Yani söz, söyleyen kişinin sıfatıdır (özelliğidir)!.. 

Dipnotlar:

1- Emirdağ Lâhikası, s. 418-419. 

 2- Divan-ı Harb-i Örfi, s. 53 ve Hutbe-i Şamiye, s. 109.

Okunma Sayısı: 1003
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı