"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gayr-i müslimler medeniyet-i İslâmda masun kaldılar

Risale-i Nur'dan
11 Aralık 2017, Pazartesi
Dördüncü Vehim:

“İçimizdeki gayr-i müslimler ürkecekler veya bahane tutacaklar.”

Elcevap: Bahane tutmak çocukluktur veya hainliktir. Ürkmek ise cehalet veya tecahüldür. Zira gayr-i müslimler Kurun-u Vustada ve vahşî oldukları zamanlarda ferman-ı “Lâ ikrâhe fi’d-dîni” [Dinde zorlama yoktur. (Bakara Sûresi: 256.)] ile bu kadar edyan ve akvam-ı muhtelife, medeniyet-i İslâmiyede masun kaldıklarından, İslâmiyet’in ulüvv-ü cenabı ve gayr-i müslim, tevehhüm ettikleri mahzurun ademi güneş gibi tezahür ediyor. Hem de gayr-i müslimlerin selâmeti, vatanın saadeti iledir. Ve Meşrûtiyetin devamı, ruhu, nokta-i istinadı ve mürşidi, Şeriat ve milliyetimiz olan İslâmiyet olduğundan, gayr-i müslimler bu ittihaddan [İttihad-ı İslâm] ürkmek değil, takdis ve ünsiyet etmek lâzımdır.

Beşinci Vehim:

“Ecnebîlerin bundan tevahhuş etmek ihtimali var?”

Elcevap: Bu ihtimale ihtimal verenler, mütevahhiştir. Zira, merkez-i taassuplarında İslâmiyet’in ulviyetine dair konferanslarla (HAŞİYE) takdis etmeleri bu ihtimali reddeder. Hem de düşmanlarımız onlar değiller. Asıl bizi bu kadar düşüren ve i’lâ-yı kelimetullaha mâni olan, cehalet ve neticesi olan muhalefet-i Şeriattır; ve zaruret ve onun semeresi olan sû-i ahlâk ve harekettir; ve ihtilâf ve onun mahsulü olan ağraz ve nifaktır ki, ittihadımız bu üç insafsız düşmana hücumdur.

Amma ecnebîlerin vahşî oldukları Kurun-u Vustada, İslâmiyet, vahşete karşı husûmet ve taassuba mecbur olduğu hâlde, adalet ve itidalini muhafaza etmiş, hiçbir vakit Engizisyon gibi etmemiş. Ve zaman-ı medeniyette, ecnebîler, medenî ve kuvvetli olduklarından, zararlı olan husûmet ve taassup zail olmuştur. Zira, din nokta-i nazarından medenîlere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir; ve İslâmiyet’i, mahbub ve ulvî olduğunu, evamirine imtisalen ef’al ve ahlâk ile göstermek iledir. İcbar ve husûmet, vahşîlerin vahşetine karşıdır.

HÂŞİYE: Bismarck ve Mister Carlyle gibilerin malûm beyanatlarına işaret eder.

Eski Said Dönemi Eserleri, Makalat (Reddü’l-Evham), s. 72

LÛ­GAT­ÇE:

adem: Yokluk, olmama.

akvam-ı muhtelife: Çeşitli kavimler.

edyan: Dinler.

i’lâ-yı kelimetullah: Allah’ın ismini, dâvâsını yüceltmek, yaymak.

Kurun-u Vusta: Orta Çağ.

masun: Korunmuş.

merkez-i taassup: Bağnazlık merkezi.

mütevahhiş: Korkan, ürken.

nifak: İkiyüzlülük; bozgunculuk.

tevahhuş: Korkma, ürkme.

ulüvv-ü cenab: Alicenaplık, cömertlik, büyüklük.

***

Risale-i Nur’dan Cezaevi Mektupları

Kader-i İlâhînin bizleri Medrese-i Yusufiyeye sevkinin hikmeti

 

Aziz, Sıddık Kardeşlerim!

Kader-i İlâhî adaleti bizleri Denizli Medrese-i Yusufiyesine sevk etmesinin bir hikmeti, her yerden ziyade, Risale-i Nur’a ve şakirdlerine, hem mahpusları, hem ahalisi, belki hem memurları ve adliyesi muhtaç olmalarıdır. Buna binaen, biz bir vazife-i imaniye ve uhreviye ile bu sıkıntılı imtihana girdik. Evet, yirmi otuzdan ancak bir ikisi ta’dil-i erkân ile namazını kılan mahpuslar içinde, birden Risale-i Nur Şakirdlerinden kırk ellisi umumen bilâistisna, mükemmel namazlarını kılmaları, lisan-ı hal ve fiil diliyle öyle bir ders ve irşaddır ki, bu sıkıntı ve zahmeti hiçe indirir, belki sevdirir. Ve şakirdler, ef’alleriyle bu dersi verdikleri gibi, kalplerindeki kuvvetli tahkikî imanlarıyla dahi buradaki ehl-i imanı ehl-i dalâletin evham ve şübehatından kurtarmalarına medar çelikten bir kal’a hükmüne geçeceğini rahmet ve inayet-i İlâhiyeden ümit ediyoruz.

Buradaki ehl-i dünyanın bizi konuşmaktan ve temastan men’leri zarar vermiyor. Lisan-ı hâl, lisan-ı kàlden daha kuvvetli ve tesirli konuşuyor. Madem hapse girmek terbiye içindir; milleti seviyorlar ise, mahpusları Risale-i Nur Şakirdleriyle görüştürsünler. Tâ bir ayda, belki bir günde bir seneden ziyade terbiye alsınlar, hem millete ve vatana, hem kendi istikballerine ve ahiretine menfaatli birer insan olsunlar. Gençlik Rehberi bulunsa idi, çok faydası olurdu; inşaallah, bir zaman girer.

Said Nursî

B. S. N. Tarihçe-i Hayatı, Denizli Hayatı, s. 442

LÛ­GAT­ÇE:

ef’al: Fiiller, işler, ameller.

evham: Vehimler, zanlar, kuşkular, esassız şeyler, kuruntular.

Medrese-i Yusufiye: Hz. Yusuf’un (as) iftira, haksızlık ve zulüm ile hapiste kalmasından kinaye olarak, iman ve Kur’ân’a hizmetinden dolayı tevkif edilenlerin hapsedildiği yer manasında, hapishane.

şübehat: Şüpheler.

ta’dil-i erkân: Namazın rükünlerini hakkıyla yerine getirme.

vazife-i imaniye ve uhreviye: İman ve ahiretle ilgili vazife.

Okunma Sayısı: 1161
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı