Lem'alar - page 65

İk i n c i Nü k t e
İşte bu ayet-i kerîme,
p
A B G n
ón
¡ t
°ûdGn
h n
Ú/
?j
u
óu
°üdGn
h n
Ú
u
«p
Ñs
ædG n
øp
e
(1)
Ék
?«/
an
Q n
?p'
Ä = dho
G n
øo
°ùn
Mn
h n
Ú/
ëp
dÉ° s
üdGn
h
tabiriyle, sırat-ı müstaki-
min ehli ve hakikî niam-ı İlâhiyeye mazhar nev-i beşerde-
ki taife-i enbiya ve kafile-i sıddıkîn ve cemaat-i şüheda ve
esnaf-ı salihîn ve enva-ı tabiînin bulunduklarını ifade et-
mekle beraber, âlem-i İslâmiyet’te o beş kısmın en mü-
kemmelini dahi ayrıca sarahaten gösterdikten sonra, o
beş kısmının imamları ve baştaki rüesalarını sıfât-ı meş-
hureleriyle zikretmekle onlara delâlet edip ifade ettiği gi-
bi, ihbar-ı gayp nev’inden bir lem’a-i i’caz ile o taifelerin
istikbaldeki reislerinin vaziyetlerini bir vecihle tayin edi-
yor.
evet,
n
Ú
u
«p
Ñs
ædG n
øp
e
nasıl ki sarahatle Hazret-i peygamber
Aleyhissalâtü Vesselâma bakıyor;
n
Ú/
?j
u
óu
°üdGn
h
fıkrasıyla
ebu Bekri’s-sıddık’a bakıyor. Hem peygamber Aleyhis-
salâtü Vesselâmdan sonra ikinci olduğuna ve en evvel ye-
rine geçeceğine ve “sıddık” ismi ümmetçe ona ünvan-ı
mahsus ve sıddıkînlerin başında görüneceğine işaret etti-
ği gibi,
p
A B G n
ón
¡ t
°ûdGn
h
kelimesiyle Hazret-i ömer, Hazret-i
osman, Hazret-i Ali rıdvanullahi Aleyhim ecmaini, üçü-
nü beraber ifade ediyor. Hem üçü sıddık’tan sonra
nübüvvetin hilâfetine mazhar olacaklarını ve üçü de şe-
hit olacaklarını, fazilet-i şehadetleri de sair fezaillerine
Lem’aLar | 65 |
Y
edinci
l
em
a
kafile-i sıddıkîn:
sadık ve doğru
kimseler grubu.
lem’a-i i’caz:
mu’cizelik parıltısı.
mazhar olmak:
sahip olmak, şe-
reflenmek.
mazhar:
nail olma, kavuşma.
nev:
çeşit, tür.
nev-i beşer:
bütün insanlar.
niam-ı İlâhî:
Allah’ın nimetleri.
Nübüvvet:
nebîlik, peygamberlik.
nükte:
derin ve ince manalı söz.
reis:
başkan.
rıdvanullahi aleyhim ecmain:
Al-
lah onların hepsinden razı olsun.
rüesa:
reisler, başkanlar.
sair:
diğer, öteki.
sarahat:
açıklık.
sarahaten:
açıkça.
sıddık:
hakkı ve hakikati tered-
dütsüz kabullenen, Hz. Ebu Be-
kir’in lâkabı.
sıddıkîn:
her zaman doğruluk üze-
re ve Allah’a ve peygambere bağ-
lılıkta en ileride olanlar.
sıfât-ı meşhure:
bilinen meşhur
özellikler.
sırat-ı müstakim:
hak yol.
şehit:
Allah’ın ve yüce dininin adı-
nı yüceltme uğrunda canını feda
ederek ölen Müslüman.
tabir:
ifade, anlatım.
taife:
takım, güruh.
taife-i enbiya:
peygamberler ta-
ifesi, gurubu.
tayin etme:
yerini belirleme, gös-
terme.
ümmet:
bütün Müslümanlar.
ünvan-ı mahsus:
bir kişiye özel
olarak kullanılan ünvan, .
vaziyet:
durum.
vecih:
yön.
zikir:
anma.
âlem-i İslâmiyet:
İslâm dün-
yası.
aleyhissalâtü vesselâm:
Al-
lah’ın salât ve selâmı onun
üzerine olsun.
ayet-i kerîme:
Kur’ân’ın her
bir cümlesi.
cemaat-i şüheda:
şehitler
topluluğu, cemaati.
delâlet:
delil olma, gösterme.
ehil:
sahip, yetki sahibi olan.
enva-ı tabiîn:
Hz. Muham-
med’in Sahabeleri ile görüş-
müş olanların oluşturduğu
topluluk.
esnaf-i salihîn:
dini emirlere
uyup yasaklardan kaçınan in-
sanlar sınıfı.
fazilet-i şehadet:
şehitlik mer-
tebesinin yüksekliği.
fezail:
faziletler, üstün özellik-
ler.
fıkra:
bend, madde.
hakikî:
gerçek.
Hazret-i Peygamber:
Hz. Mu-
hammed.
hilâfet:
Hz. Peygamberin ve-
killiği.
ifade:
anlatım.
ihbar-ı gayp:
bilinmeyen şey-
ler hakkında, gayptan gelen
haber.
istikbal:
gelecek.
1.
Peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salih kimselerle beraberdirler. Onlar ise ne güzel arka-
daşlardır! (Nisâ Suresi: 69.)
1...,55,56,57,58,59,60,61,62,63,64 66,67,68,69,70,71,72,73,74,75,...1406
Powered by FlippingBook