"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Duâların reddedilmediği geceler

Said YÜKSEKDAĞ
10 Mart 2019, Pazar
Mübarek aylardan ilki olan Recep ayının ilk Cuma gecesi Regâip Gecesi’ydi. Regâib, Arapça bir kelimedir ve “reğa-be” kökünden ileri gelmektedir.

“Reğabe”, kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. Evet, bu mübarek gecede ibadetlere rağbet, tövbe ve istiğfara rağbet, rahmet ve mağfirete rağbet, Cenâb-ı Hakk’ın rızasına rağbet, Huzur-u İlâhîye çıkmaya rağbet ne büyük bir şeref ve saadettir. 

Çünkü âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz (asm) bizlere şu müjdeyi veriyor: “Şu beş gecede yapılan duâ kabul edilir, geri çevrilmez. Regâip Gecesi, Şaban’ın 15. gecesi, Cuma geceleri, Ramazan Bayramı gecesi ve Kurban Bayramı gecesi.” 1 Ne mutlu bu müjdeye nâil olanlara… Ne mutlu bu mübarek gecenin  kıymetini bilenlere…

Bu gece öyle sıradan bir gece değildir. Çünkü bu gece duâların reddedilmediği bir gece olmakla birlikte başka bir önemi daha vardır. Bu mübarek gece, Hz. Âmine vâlidemizin Fahr-i Kâinat olan Hz. Muhammed Mustafa’nın (asm) rahm-ı mâdere düştüğü gece, yani âlemin nurlandığı gecedir. Bazı rivayetlerde ise Hz. Âmine Annemizin hamile olduğunun farkına vardığı gece olarak ifade edilmektedir. Lâkin Peygamber Efendimiz’in (asm) Regâip Gecesi’nde ana rahmine düştüğü şeklinde, Bediüzzaman Hazretleri’nin de mûteber bulduğu bir rivayet vardır. Kimileri bir takım şeklî zaman ve süre hesapları yaparak bu haberin zaafına hükmediyorlar. Bu gecede rahm-ı mâdere intikal mes’elesi maddî boyutta olmayabilir de. Bu haberi maddesel düşünür ve kılı kırk yararak dokuz aylık bir hamilelik süresi hesaplamasına gidersek yanılabiliriz. 

Bu gece, pek âlâ; Nûr Muhammed’in (asm) dünyaya teşrifiyle ilgili olarak mukadderâtın —iç yüzünü bilmediğimiz biçimde— bir takvimi olabilir. 2

Evet, bizler bu tarz mülâhazalara hiç girmeden mübarek geceleri en güzel şekilde değerlendirmeye bakalım. Çünkü hayat apartmanımız gün geçtikçe bir bir yıkılıyor, zaman akıp giderken ömür sermayemiz tükeniyor. Ömrümüze mânevî bir ömür eklemeye, fânî olan dakikalarımızı bâkîye tebdil etmeye çalışalım. Bizi karşılayacak olan bu gecenin her saniyesini rahmet saati olarak bilelim, her ânını tövbe ve Cenâb-ı Hakk’a teveccüh saati olarak bulunmaz bir hazine olarak telâkki edelim.

Peki, bu geceyi nasıl değerlendireceğiz? Bu gece en iyi, en efdal şeylerle meşgul olmak lâzımdır. Evvelâ ibadetle ve zikirle geçirmeye çalışalım. Kaza namazımız varsa onları kılalım, hepsine gücümüz yetemeyecekse hiç değilse bir günlük kaza namazı kılmaya gayret edelim. Kazası olmayan ise nafile namaz kılarak geceyi nurlandırabilirler. Bolca Kur’ân-ı Kerîm ya da Hizbü’l-Kur’ân okuyalım. Ve tabi ki sürekli duâ edelim. Bilerek ya da bilmeyerek işlediğimiz bütün günahlarımıza tövbe ve istiğfar edelim. Kudsi duâlar olan Cevşen, Celcelûtiye ve Münâcâtü’l-Kur’ân okuyarak yapmış olduğumuz şahsî duâların üzerine bu duâları da ekleyelim. Ayrıca Kur’ân-ı Hakîm’in asrımızdaki mânevî mu’cizesi olan Risâle-i Nur’u da elimizden geldiği kadar okumaya çalışalım. Sakın ha “Risâle-i Nur okumak da neymiş?” demeyin. Çünkü, Bediüzzaman Hazretleri (ra) “İnşâallah, Kur’ân’a ait mesâille iştigal, bir nevi mânevî mütefekkirâne Kur’ân okumak hükmündedir. Hem ibadet, hem ilim, hem marifet, hem tefekkür, hem kıraat-i Kur’ân mânâları Risâlelerin istinsah ve mütalâalarında vardır itikadındayız.” 3 buyurarak Risâle-i Nur okumanın önemi ve mahiyetini bizlere bildirmiş ve akılları tatmin etmiştir. 

Son olarak durumu müsait olan ve sağlığı yerinde olan Perşembe günü oruç tutarak, gecesini ihya edebilir. Zira Recep ayında oruç tutmak oldukça faziletlidir. Hem Peygamberimiz’in (asm) Ramazan ayından sonra en çok oruç tuttuğu ay Recep ayıdır.

Cenâb-ı Hak, bu mübarek geceyi en güzel şekilde ihya etmeyi, günahlarımızdan arınmayı, yapacağımız ibadet ve duâları ihlâsla yapmayı ve Cennet’ül-Firdevs ehli olmayı bizlere nasip etsin. Âmin…

Leyle-i Regâibinizi tebrik ederim.

Dipnotlar:

1- İbn-i Asâkir.

2- Süleyman Kösmene, fıkıh.info

3- Said Nursî, Barla Lâhikası, Yeni Asya 2018, s. 376.

Okunma Sayısı: 1774
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı