"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Allah adaleti emreder

Sertaç LÜSER
01 Ağustos 2017, Salı
Bilindiği üzere Allah’ın (c.c.) kelam ve kudret sıfatından iki kitap tecelli eder.

Biri Kâinat kitabı, diğeri Kur’ân-ı Hakim. Rabbimiz  iki büyük ayetini de bize yazılı olarak bildirmiş ve çeşitli vesilelerle okumamız için neşretmiştir. Kâinatı zerrelerle yazmış, Kur’ânı da harflerle yazdırarak Peygamberimiz (asm ) vasıtası ile insanlara ve cinlere iletmiştir. 

Her bir ayetinde binlerce kitap ihtiva eden manalar yüklüdür. Ayrıca bu iki büyük ayeti de birbiri içine ayrıca yazmış ve okumamız için bizi her vesile ile teşvik etmiştir. Kâinata bakınca Kur’ân-ı, Kur’ân’a bakınca kâinatı okumamak imkânsızdır. Bu kitapların pek çok özelliğinin yanında, belli başlı bölümlere ayrılması irade sıfatının tecellisidir. Kâinat kitabı Rabbimizin isimlerinin azamlarını daha zahiren göstermekle beraber, diğer tüm isimleri de dikkatli nazarlara sunmakta ve okunmayı beklemektedir. Yine Kur’ân-ı Hakim’de başlıca Haşir, Nübüvvet, Tevhid, Adalet ve İbadet bölümleri ile İnsan’ın kendisini okuyup anlaması irade edilmektedir. Peki bu bölümleri sadece kıraat ile, yani lisan-ı kal ile  okumak yeterli midir?

Elbette Rabbimiz bizden sadece bu tarz okumayı dilememiştir. Lisan-ı kal yanında, mana-i harfi ile okumayı da istemiştir. Bu tarz okuma hakikat yönüyle bir okuyuştur. Asıl olan da budur. Toplumda insanların başına gelen bütün olaylar bize Kur’ân-ı okumak için birer şifre, birer yönlendirmedir. Hastalık, musibet, ölüm vb….Belli başlı ayetlere baktığımızda bir çok mesele net olarak görünecektir.

Peki Kur’ân bize bu günlerde hangi ayetlerini okutmakta ve yaşatmaktadır? Veya daha önce dil ile okuyup da anlayamadığımız hangi ayetlerini akıl ile anlayıp idrak edebilmemiz için hayat sahasında göstermektedir?

Günümüze baktığımızda, en çok adalet ile ilgili ayetker bize sık sık hatırlatılmaktadır. Çünkü Kur’ân hayattardır , onun da bir ruhu vardır.  “Ve işte sana böyle emrimizden bir ruh vahyettirdik, sen kitab nedir? İman nedir? Bilmiyordun ve lâkin biz onu bir nur kıldık. Onunla kullarımızdan dilediğimize hidâyet vereceğiz ve emîn ol sen her halde doğru bir yola çağırıyorsun.”1

Evet Kur’ân’ın Ruhu ve Nuru vardır. Bizler insan olarak adalet ile ilgili sorunlar yaşadığımızdan dolayı adaletle  ilgili ayetleri hatırlatır. Adaletini ve ilgili ayetlerin hakikatlerini gözardı ettiğimizden, başımıza musibetler ve sıkıntılarla bu ayetler okutturulmaktadır.

 Cuma hutbesinin sonunda “ Şübhesiz ki Allah, adâleti, iyiliği ve akrabâya (muhtaç oldukları şeyleri) vermeyi emreder; fuhşiyâttan, kötülükten ve azgınlıktan da men’ eder. İbret alasınız diye size(Allah, böyle) nasîhat eder”2 diye başlayıp okunan Ayeti, şimdi daha iyi anlamakta ve üzerine basa basa tekrar etmekteyiz.

Yine “Ey İnananlar! Kendiniz, ana babanız ve yakınlarınız aleyhlerine de olsa, Allah için şahit olarak adaleti gözetin; ister zengin, ister fakir olsun, Allah onlara daha yakındır. Adaletinizde heveslere uymayın. Eğer eğriltirseniz veya yüz çevirirseniz bilin ki, Allah işlediklerinizden şüphesiz haberdardır”3

Her şeyin hakikat yönü önemlidir. Meydana gelen toplumsal olaylarla,  ve zamanla Kur’ân bize kendini okutturmakta ve idrak ettirmektedir. Yüce Yaratıcımız ve “Şu kâinatın sahip ve mutasarrıfı, elbette bilerek yapıyor ve hikmetle tasarruf ediyor ve her tarafı görerek tedvir ediyor ve her şeyi bilerek, görerek terbiye ediyor ve her şeyde görünen hikmetleri, gayeleri, faydaları irade ederek tedvir ediyor.”4

Müslim’de geçen bir Hadis-i Şerif’te, ” Verdiği hükümlerde, ailesinin ve halkın yönetiminde adaletli davranan yöneticiler, kıyamet gününde Allah Teâlânın yanında nurdan yüksek koltuklar üzerinde otururlar. “  deyip başka bir hadistede hiçbir gölgenin olmadığı günde Allah’ın gölgesinde bulunacak  yedi sınıf insan’dan bir sınıfın Adil devlet başkanları olacağı” bizlere bildirilmektedir.

Biz bu ayet ve hadisleri anlamaz ve yaşamazsak ; yine ayet ve hadislerin muhatabı olduğumuzdan karşımıza şu hakikatler çıkacaktır:

“Evet nice memleketler vardır ki, Biz onları zulum yaparlarken helak ettik; şimdi damlarının üzerine çökmüş, ıpıssız yıkıntı halindedir; ve nice kullanılmaz hale gelmiş kuyular ve (bomboş kalmış) muhteşem köşkler vardır.“5

Rabbim bizleri musibet ve sıkıntılara maruz kalmadan Kur’ân’ın hakikatlerini anlamayı, yaşamayı ve aktarmayı nasip etsin. Günümüzde ve gelecekte zulme maruz kalan tüm  mazlumlara yardım ve sabır ihsan eylesin. Devletimizi ve memleketimizi muhafaza eylesin.

Dipnot:

1- Şura Suresi  52, 2- Nahl Suresi, 90, 3- Nisa 135, 4- Mektubat 19. Mektup,5- Hac Suresi 45

 

Okunma Sayısı: 1653
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı