Lem'alar - page 167

mevki kazansın ve dar olan maişetine bir sühulet olsun.
İşte, hizmet-i kur’âniyeye o suretle, o yüzden gelen fütur
ve zarara mukabil iki tokat yedi.
Biri
: dar maişetiyle be-
raber beş nüfus daha ilâve edildi; perişaniyeti ehemmiyet
kesb etti.
İkinci tokat
: Şeref ve haysiyet noktasında has-
sas ve hatta bir tek adamın tenkit ve itirazını çekemeyen
o zat, bilmeyerek bazı dessas insanlar onu öyle bir suret-
te kendilerine perde ettiler ki, şerefi zirüzeber oldu, yüz-
de doksanını kaybetti ve yüzde doksan adamı aleyhine
çevirdi. Her ne ise, Allah affetsin, belki inşaallah bundan
intibaha gelir, yine kısmen vazifesine döner.
oNBİRİNCİSİ
Belki rızası yok diye yazılmadı.
oNİKİNCİSİ
Muallim galib’dir (
rH
). evet, bu zat, sadıkane ve tak-
dirkârâne risalelerin tebyizinde çok hizmet etti ve her
müşkülât karşısında zaaf göstermedi. ekser günlerde ge-
liyordu, kemal-i şevkle dinliyordu ve istinsah ediyordu.
sonra kendine, otuz lira ücret mukabilinde umum
Söz-
ler
’i ve
Mektubat’
ı yazdırdı. onun maksadı, memleketin-
de neşretmek ve hem hemşehrilerini tenvir etmekti. son-
ra bazı düşünceler neticesinde risaleleri tasavvur ettiği gi-
bi neşretmedi, sandığa bıraktı. Birden elîm bir hâdise yü-
zünden bir sene gam ve gussa çekti. risalelerin neşri ile
ona adavet edecek resmî birkaç düşmanlara bedel, zalim,
insafsız çok düşmanları buldu, bir kısım dostlarını kaybet-
ti.
Lem’aLar | 167 |
o
nuncu
l
em
a
sühulet:
kolaylık.
şeref:
manevî büyüklük.
takdirkârâne:
takdir ederek.
tasavvur:
tasarlama, yapılmasını
düşünme.
tebyiz:
müsveddeyi temize çek-
me.
tenkit:
eleştiri.
tenvir:
nurlandırma.
umum:
bütün.
vazife:
görev.
zaaf:
zayıflık.
zalim:
zulmeden.
zat:
kişi.
zîrüzeber:
paramparça.
adavet:
düşmanlık.
af:
bağışlama, affetme.
aleyh:
karşı.
bedel:
karşılık.
dessas:
desise eden, hileci.
ehemmiyet:
önem.
ekser:
pek çok.
elîm:
çok acı verici, elemli.
fütur:
gevşeklik, usanç.
gam:
keder, üzüntü.
gussa:
keder, gam.
hâdise:
olay.
hassas:
çabuk tesir alan.
haysiyet:
şeref.
hemşehri:
aynı memleketten
olan.
hizmet-i Kur’âniye:
Kur’ân’ın
hizmeti.
inşaallah:
Allah izin verirse
manasında bir dua.
intibah:
uyanma.
istinsah:
nüshasını yazma.
itiraz:
kabul etmediğini belirt-
me, karşı çıkma.
kemal-i şevk:
tam ve kusur-
suz bir istek.
kesb:
kazanma.
kısım:
parça, takım.
kısmen:
kısmî olarak.
maişet:
geçim.
maksat:
gaye.
memleket:
yurt, vatan.
mevki:
makam.
mukabil:
karşılık.
müşkülât:
zorluklar.
neşir:
yayma, tamim.
netice:
sonuç.
perde:
örtü.
perişaniyet:
perişanlık.
resmî:
devlet adına olan.
rıza:
razı olma.
risale:
Risale-i Nur külliyatı-
nın herbir eseri.
sadıkane:
doğruluk üzerine.
suret:
biçim, tarz.
1...,157,158,159,160,161,162,163,164,165,166 168,169,170,171,172,173,174,175,176,177,...1406
Powered by FlippingBook