Lem'alar - page 190

Üçüncü Nokta:
Cenab-ı Hakkın hadsiz merhameti
olduğu gibi, hadsiz bir muhabbeti de vardır. Bütün kâinat-
taki masnuatın mehasini ile ve süslendirmesi ile kendini
hadsiz bir surette sevdirdiği gibi; masnuatını, hususan sev-
dirmesine sevmekle mukabele eden zîşuur mahlûkatı se-
ver. cennetin bütün letaif ve mehasini ve lezaizi ve niama-
tı bir cilve-i rahmeti olan bir zatın nazar-ı muhabbetini
kendine celbe çalışmak ne kadar mühim ve âlî bir mak-
sat olduğu bilbedahe anlaşılır. Madem, nass-ı kelâmıyla,
onun muhabbetine yalnız ittiba-ı sünnet-i Ahmediye (
AsM
)
ile mazhar olunur;
(1)
elbette ittiba-ı sünnet-i Ahmediye
(
AsM
) en büyük bir maksad-ı insanî ve en mühim bir vazi-
fe-i beşeriye olduğu tahakkuk eder.
OnBirinciNükte
üç Meseledir.
Birinci Mesele:
Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâ-
mın sünnet-i seniyesinin menbaı üçtür: akvali, ef’ali,
ahvalidir. Bu üç kısım dahi üç kısımdır: feraiz, nevafil,
âdât-ı hasenesidir.
Farz ve vacip kısmında ittibaa mecburiyet var; terkin-
de azap ve ikap vardır. Herkes ona ittibaa mükelleftir.
nevafil kısmında, emr-i istihbabî ile, yine ehl-i iman
mükelleftir; fakat terkinde azap ve ikap yoktur. Fiilinde
ve ittibaında azîm sevaplar var. Ve tağyir ve tebdili bid’a
ve dalâlettir ve büyük hatadır.
âdât-ı hasene:
güzel ve sevaplı
âdetler.
ahval:
hâller, durumlar.
akval:
sözler.
aleyhissalâtü vesselâm:
“Salât ve
selâm onun (Peygamberimizin)
üzerine olsun,” anlamında.
âli:
yüce.
azap:
ceza.
azîm:
büyük, yüce.
bid’a:
dinin aslına uymayan âdet
ve uygulamalar.
bilbedahe:
açıktan, aşikâr olarak.
celp:
çekme.
Cenab-ı Hak:
Allah.
cilve-i rahmet:
Cenab-ı Hakkın
merhamet, şefkat ve lütfunun gö-
rüntüsü.
dalâlet:
iman ve İslâmiyetten ay-
rılmak, azmak.
ef’al:
fiiller, işler.
ehl-i iman:
inananlar, iman sahip-
leri.
emr-i istihbabî:
bir şeyi veya bir
işi mübah kılan emir.
farz:
İslâmiyette kesin olarak ya-
pılması gereken emir.
feraiz:
farzlar.
fiil:
iş.
hadsiz:
sınırsız, sonsuz.
hususan:
özellikle.
ikap:
azap, ceza, eziyet.
ittiba:
tâbi olma, uyma.
ittiba-ı Sünnet-i ahmediye:
Pey-
gamberimizin (asm) sünnetine uy-
ma.
kâinat:
bütün âlemler, varlıklar.
letaif:
güzel ve hoş şeyler.
lezaiz:
zevkler, lezzetler.
mahlûkat:
Allah tarafından yara-
tılanlar.
maksad-ı insanî:
insanın gayesi,
maksadı.
maksat:
gaye.
masnuat:
sanatla yapılmış şeyler.
mazhar:
nail olma, şereflenme.
mecburiyet:
mecburluk, zorunlu-
luk.
mehasin:
güzellikler, hüsünler.
menba:
kaynak.
merhamet:
şefkat göstermek,
esirgemek.
mesele:
problem, önemli ko-
nu.
muhabbet:
sevgi.
mukabele:
karşılık.
mühim:
önemli.
mükellef:
vazifeli.
nass-ı kelâm:
kesin ve doğru
olan söz.
nazar-ı muhabbet:
muhab-
betli, sevgili bakış.
nevafil:
nafileler; farz ve va-
cipler dışındaki ibadetler.
niamat:
nimetler.
nükte:
ince söz ve mana.
resul-i ekrem:
çok cömert,
kerîm olan peygamber, Hz.
Muhammed (asm).
sevap:
mükâfat.
suret:
biçim, tarz.
sünnet-i Seniyye:
Hz. Mu-
hammed’in (asm) yüksek hâl,
söz, tavır ve tasvipleri.
tağyir:
değiştirme.
tahakkuk:
delil ile ispat edil-
me, kesinleşme.
tebdil:
değiştirme, dönüştür-
me.
vacip:
dinî bakımdan yapılma-
sı şart olan, terki caiz olma-
yan.
vazife-i beşeriye:
insanlık va-
zifesi.
Zat:
azamet ve ululuk sahibi
olan Allah.
zîşuur:
şuur sahibi.
1.
Bkz. Âl-i İmran Suresi: 31.
o
n
B
irinci
l
em
a
| 190 | Lem’aLar
1...,180,181,182,183,184,185,186,187,188,189 191,192,193,194,195,196,197,198,199,200,...1406
Powered by FlippingBook