Lem'alar - page 198

İkinci sual münasebetiyle iki mesele-i mü-
himme beyan edilecek.
Çünkü coğrafya ve kozmoğrafya fenlerinin kısacık kanunla-
rıyla ve daracık düsturlarıyla ve küçücük mizanlarıyla
Kur’ân’ın semavatına çıkamadıklarından ve âyâtın yıldızla-
rındaki yedi kat manaları keşfemediklerinden, ayeti tenkit,
belki inkârına divanecesine çalışmışlar.
Birinci Mesele-i Mühimme
: semavat gibi arzın da ye-
di tabaka olmasına dairdir. Şu mesele, yeni zamanın fey-
lesoflarına hakikatsiz görünüyor; onların arza ve semava-
ta dair olan fenleri kabul etmiyor. Bunu vasıta ederek ba-
zı hakaik-ı kur’âniyeye itiraz ediyorlar. Buna dair muhta-
saran birkaç işaret yazacağız.
Birincisi
: evvelâ, ayetin manası ayrıdır ve o manala-
rın efradı ve mâsadakları ayrıdır. İşte o küllî mananın mü-
teaddit efradından bir ferdi bulunmazsa, o mana inkâr
edilmez. semavatın yedi tabakasına ve arzın yedi katına
dair mana-i küllîsinin çok efradından yedi mâsadak zahi-
ren görünüyor.
saniyen, ayetin sarahatinde “yedi kat arz” dememiş.
(1)
s
øo
¡n
?r
ãp
e ¢p
Vr
Qn
’r
G n
øp
en
h m
äGn
ƒ'
ªn
°S n
™r
Ñ°n
S n
?n
?n
N…/
òs
dG *n
G
ilâahir. Aye-
tin zahiri diyor ki: “Arzı da o seb’a semavat gibi halk et-
miş. Ve mahlûkatına mesken ittihaz etmiş.” Yedi tabaka
olarak halk ettim, demiyor. Misliyet ise, mahlûkıyet ve
mahlûkata meskeniyet cihetiyle bir teşbihtir.
İkincisi
: küre-i arz her ne kadar semavata nispeten
çok küçüktür; fakat hadsiz masnuat-ı İlâhiyenin meşheri,
arz:
yer, dünya.
âyât:
Kur’ân ayetleri.
ayet:
Kur’ân’ın her bir cümlesi.
beyan:
açıklama, anlatma, izah et-
me.
cihet:
yön.
coğrafya:
yeryüzünün tabiî, beşe-
rî, iktisadî, ziraî durumlarını, yer
yüzü şekillerini, iklim vb. yönleri-
ni inceleyen ilim dalı.
dair:
alâkalı, ilgili.
divane:
deli.
düstur:
kanun, kaide.
efrat:
fertler.
evvelâ:
her şeyden once.
fen:
tecrübî, ispatla meydana gel-
miş ilimlere verilen genel ad.
feylesof:
felsefe ile uğraşan, filo-
zof.
hakaik-i Kur’âniye:
Kur’ân’ın ha-
kikatleri, gerçekleri.
hakikat:
gerçek, asıl.
halk:
yaratma.
ilâahir:
sonuna doğru.
inkâr:
reddetme, inanmama.
itiraz:
kabul etmediğini belirtme,
karşı çıkma.
ittihaz:
edinme.
kanun:
bir ilmin düzenlenmiş ka-
ideleri.
kat:
tabaka.
keşf:
açma, gizli bir şeyi bulup
meydana çıkarma.
kozmoğrafya:
yıldızların yerlerin-
den ve hareketlerinden bahseden
ilim.
Kur’ân’ın semavatı:
Kur’ân’ın yü-
ce makam ve manaları.
küllî:
umumî, genel.
mahlûkat:
Allah tarafından
yaratılanlar.
mahlûkıyet:
yaratılmışlık.
mana:
anlam.
mana-i küllî:
geniş ve etraflı
manasıyla.
mâsadak:
doğrulayıcı.
mesele:
problem, önemli ko-
nu.
mesele-i mühimme:
önemli
mesele.
mesken:
oturulacak yer.
meskeniyet:
mesken oluş.
misliyet:
benzeri ve misli ol-
mak.
mizan:
terazi, ölçü.
muhtasaran:
muhtasar ola-
rak, özet olarak.
münasebet:
vesile.
müteaddit:
çeşit çeşit.
saniyen:
ikinci olarak.
sarahat:
sarihlik, açıklık.
seb’a:
yedi.
semavat:
semalar, gökler.
sual:
soru.
tabaka:
kat, katman.
tenkit:
eleştiri.
teşbih:
benzetme.
vasıta:
aracı.
zahir:
görünen, açık anlam.
zahiren:
görünüşte.
1.
O Allah ki, yedi göğü yarattı ve yeryüzünü de onlar gibi yaratarak mahlûklarına mesken
yaptı. (Talâk Suresi: 12.)
o
n
i
kinci
l
em
a
| 198 | Lem’aLar
1...,188,189,190,191,192,193,194,195,196,197 199,200,201,202,203,204,205,206,207,208,...1406
Powered by FlippingBook