Mektubat - page 878

Ayrıca Risale-i Nur’da ondan, diğer üstün vasıflarını da sayarak bahsetmiştir. Bu bahisler, özellikle
Yirmi Altıncı Lem’a’nın On İkinci Ricasında yer almaktadır. Bediüzzaman Hazretleri ile yeğeni
Abdurranman arasındaki ilişki bu bölümde ayrıntılı bir şekilde anlatılmaktadır. Abdurrahman,
Bediüzzaman Hazretlerinin Eski Said dönemindeki en yakın talebesi olmakla birlikte, şahsî
hizmetlerini de yapmıştır.
abDuRRaHMaN bİN aVF (571-652):
Cennetle müjdelenen bahtiyar on Sahabeden biridir. Asıl adı
Abdülkabe olup, Peygamber Efendimiz tarafından Abdurrahman olarak değiştirildi. Künyesi, Ebu
Muhammed Abdurrahman bin Avf bin Abdiavf el-Kureyşî ez-Zührî şeklindedir Cahiliye devrinde bile
içki içmeyen güzel ahlâklı nadir insanlardandı. İslâmiyeti kabul eden ilklerden oldu. Hazreti
Ebubekir’den sonra, Peygamber Efendimizin katıldığı cemaate namaz kıldırarak imamlık yapan ikinci
kişidir. Peygamber Efendimizin (
ASM
) bereket duasına mazhar oldu. Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’in
hilâfetleri döneminde onlara müsteşarlık yaptı ve önemli görevlerde bulundu. Hz. Ömer’in
hançerlenmesinden sonra halife seçimi için oluşturduğu altı kişilik şûrada yer aldı. 75 yaşında
Medine’de vefat etti. Hz. Peygamberden 65 hadis rivayet etmiştir.
abDuRRaHMaN İbNİ ebu bekRİ’S-SIDDIk (?-673):
Hz. Ebu Bekir’in (
RA
) oğludur. Peygamber
Efendimizin (
ASM
) kayınbiraderi ve Hz. Aişe’nin (r.anha) ana baba bir kardeşidir. Hz. Ebu Bekir’in tüm
ailesi İslâmiyeti seçtikleri halde Abdurrahman onlara uzun süre dahil olmamıştır. İlk yılları Mekke
müşrikleri arasında geçmiştir. Bedir ve Uhud savaşlarına müşriklerin safında katılmıştır. Her iki savaşta
da, kendisi ile çarpışacak birini isterken, Hz. Ebu Bekir hemen atılmış, ancak Peygamber Efendimiz
(
ASM
) her iki seferde de buna izin vermemiştir. Cesareti ve ok atmadaki mahareti ile şöhret bulmuştur.
Mekke’nin fethinden önce Müslüman olmuştur. İslâmiyete dahil olduktan sonraki savaşlarda
Peygamber Efendimizin yanında bulunmuştur. Abdurrahman’ın gerçek adının Abdüluzza veya
Abdülkabe şeklinde olduğu ve daha sonra Peygamber Efendimiz tarafından değiştirildiği bildirilmiştir.
Risale-i Nur’da naklettiği bir hadis vesilesiyle ismi zikredilmiştir.
abDuRRaHMaN İbNİ MÜLCeM (?-661):
Hazreti Ali’nin katilidir. Peygamber Efendimiz (
ASM
)
tarafından Hazreti Ali’ye (
RA
), “Senin sakalını senin başının kanıyla ıslattıracak” sözleriyle mucizevi bir
şekilde haberi verilmiştir. Hazreti Peygamber (
ASM
) tarafından vasıflarının belirtilmesi dolayısıyla bizzat
Hazreti Ali (
RA
) tarafından tanındığı halde, katil olayına girişmeyinceye kadar kendisine ilişilmemiştir.
Hakem olayından sonra Hariciler arasında yer almıştır. Künyesi Abdurrahman bin Amr bin Mülcem
el-Muradî el-Himyeri el-Kindî şeklindedir. Hazreti Ali (
RA
), Haricileri yola getirmek maksadıyla
üzerlerine kuvvet yolladı. Nehrevan’da önce kendilerine hitap edip yanlış yoldan vazgeçmelerini ve
kendisine katılmalarını istediyse de bu teklifi kabul edilmedi. Bunun üzerine çıkan çatışmada çok
sayıda Harici öldü. Bilâhare Nuhayle Savaşında da çok sayıda Harici öldü. İşte bu savaşlardan sağ
kurtulanlar toplanarak çeşitli kararlar aldılar. Onlara göre fesat çıkaran Hazreti Ali (
RA
), Hazreti Muaviye
(
RA
) ve Amr İbnü’l As (
RA
) idi ve bunların öldürülmesi gerekirdi. Bunları öldürme konusunda yemin
içtiler. Üçü de aynı zamanda öldürülecekti. Hazreti Ali’yi (
RA
) öldürme görevini de Abdurrahman İbn
Mülcem üstlendi. Hazreti Ali’nin (
RA
) vefatından sonra İbni Mülcem, Hazreti Hasan’ın (
RA
) huzuruna
çıkarıldı. İbni Mülcem, “Ben Rabbime bir ahitte bulundum. Bu ahdi mutlaka yerine getirmeyi
arzuluyorum. Ben Yüce Allah’a Ali’yi ve Muaviye’yi öldürmeyi ahdetmiştim. Beni Muaviye ile başbaşa
bırak. Onu öldürürüm. Bunu yapamazsam gelir sana biat ederim” dedi. Hazreti Hasan (
RA
) ise Hazreti
Muaviye (
RA
) ile değil, Cehennem ateşi ile başbaşa bırakacağını söyleyerek onu öldürdü.
abDÜLkaDİR GeYLÂNî:
470’te (1077) Gilân eyalet merkezine bağlı Neyf köyünde doğdu. Babası
Ebu Salih Mûsa dindar bir kimse olduğu gibi, devrin tanınmış sufilerinden Ebu Abdullah Savmai’nin kızı
olan annesi Ümmü’l-Hayr Emetü’l-Cebbar Fatıma da kadın velilerden kabul edilir. Dedesi Savmaî’nin
himayesinde büyür ve tahsiline devrin ilim ve kültür merkezi olan Bağdat’ta devam eder. Orada, Ebu
ş
aHıS
B
ilgileri
| 878 | Mektubat
1...,868,869,870,871,872,873,874,875,876,877 879,880,881,882,883,884,885,886,887,888,...1086
Powered by FlippingBook