Mektubat - page 869

Mektubat | 869 |
f
iHriSTe
-
i
m
ekTuBaT
dünya dârülhizmet olduğundan ve dârülücret ve
mükâfat olmadığından, tarikatin lezaizini ve ezvak
ve keramatını kasten talep etmemek lâzım geldiği-
ni beyan eder.
Yedinci Telvih:
tarikat ve hakikat, şeriatın ha-
dimlerinden olduğunu; tarikat ve hakikatin en yük-
sek mertebeleri, şeriatın cüzleri bulunduğunu; tari-
kat ve hakikat vesilelikten çıkmamak ve daima şeri-
ata tebaiyette kalmak lüzumunu beyan edip, “sün-
net-i seniye ve ahkâm-ı şeriat haricinde evliya bulu-
nabilir mi?” diye suale, merakaver bir cevap verir.
sekizinci Telvih:
tarikatin sekiz varta-i mühim-
mesini beyan eder.
Dokuzuncu Telvih:
tarikatin pek çok semera-
tından gayet şirin ve güzel dokuz adedini beyan
eder.
Bu risale ehl-i tarik olana ve olmayana bir iksir-i
azamdır ve bir tiryak-ı enfadır.
Zeyil
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
776-781
en kısa ve selim ve en müstakim bir tarikın esa-
sını dört Hatve namıyla, tezkiye-i nefsin ve tekem-
mül-i ruhun medarı olan dört mühim dersi veriyor.
Otuzuncu Mektup
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
782
Matbu Arabî
İşaratü’l-İ’caz
tefsiridir.
Otuz Birinci Mektup
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
782
otuz bir lem’adır.
med’in yüce sünneti.
şeriat:
Allah tarafından peygam-
ber vasıtasıyla bildirilen, İlâhî
emir ve yasaklara dayanan hü-
kümlerin hepsi.
talep:
isteme, dileme, arzu.
tarik:
yol.
tarikat:
yol, meslek, Allah’a ulaş-
mak için, şeyhin gözetiminde
müridin takip edeceği terbiye
usul ve yolu.
tebaiyet:
tâbi olma, uyma.
tefsir:
açıklama, yorum.
tekemmül-i ruh:
ruhun yücel-
mesi.
telvih:
açıklama, izah, belli etme.
tezkiye-i nefis:
nefsini temize çı-
karma.
tiryak-ı enfa:
faydalı ilâç.
varta-i mühimme:
önemli tehli-
ke.
vesile:
bir şeyle uğraşmayı müm-
kün kılan, yol, vasıta.
zeyil:
ek, ilâve.
ahkâm-ı şeriat:
şeriatın hü-
küm ve esasları.
arabî:
Arapçaya ait, Arap dili
ile ilgili.
beyan:
açıklama, açık söyle-
me.
cüz:
parça, bölük.
dârülhizmet:
hizmet yeri.
dârülücret:
ücret yeri.
ehl-i tarik:
tarikatçi, tarikat
sahipleri.
evliya:
erenler, velîler, ulular.
ezvak:
zevkler, tatlar.
gayet:
son derece.
hadim:
hizmet eden.
hakikat:
gerçek, bir şeyin aslı
esası.
hariç:
hariç; dışta bırakılmak
üzere.
hatve:
adım.
iksir-i azam:
tesiri büyük ilâç.
kasten:
bile bile, isteyerek.
keramat:
Allah’ın ihsanıyla
verilen kerametler, velîlerin
olağanüstü sözleri ve hâlleri.
lâzım:
gerekli, lüzumlu.
Lem’a:
parlayış, parlama.
lezaiz:
zevk alınacak şeyler.
matbu:
basılmış
medar:
dayanak noktası, se-
bep, vesile.
merakaver:
merak verici, dü-
şündürücü.
mertebe:
derece, basamak.
mühim:
önemli.
mükâfat:
ödül.
müstakim:
doğru, düz, düz-
gün.
risale:
bir konuda yazılmış
küçük, kitap, mektup.
selim:
kusuru, noksanı olma-
yan, sağlam, kusursuz, doğru.
semerat:
semereler, meyve.
sual:
soru.
sünnet-i seniye:
Hz. Muham-
1...,859,860,861,862,863,864,865,866,867,868 870,871,872,873,874,875,876,877,878,879,...1086
Powered by FlippingBook