Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 26 Aralık 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Kültür-Sanat

 

Böyle geçti “Vakıf Medeniyeti Yılı”

2006 yılını “Vakıf Medeniyeti Yılı” olarak ilân ettiklerini hatırlatan Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt, kurumun 2006 yılı faaliyetlerini ve 2007 yılına ilişkin hedeflerini anlattı. 2006 yılını “Vakıf Medeniyeti Yılı” olarak ilân ettiklerini hatırlatan Beyazıt, 2006 yılında yapılan çalışmaların son derece değişik anlamlar kazandığını ifade etti.

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün bugüne kadar şeffaflıktan uzak, tanınmayan bir kurum olmadığının altını çizen Beyazıt, Vakıflar Genel Müdürlüğü görevine geldikten sonra yazılı ve görsel basının da yardımıyla vakıfların halka açık bir kurum haline getirildiğini söyledi. Vakıflar Genel Müdürlüğünün kuruluşundan itibaren çalışmaları en üst seviyeye çıkardıklarını vurgulayan Beyazıt, vakıf duyarlığının ve vakıf kavramını çeşitli san’at dallarıyla ifade etmeye çalıştıklarını ve toplumun her kademesindeki vatandaşın vakıf kavramını düşünmelerini yeniden değerlendirmesi buluşmasını hedeflediklerini belirtti. 2006 yılı içerisinde Mayıs ayından başlayarak çeşitli faaliyetler yürüttüklerini dile getiren Beyazıt, bu kapsamda tüm üniversite öğrencilerinin katıldığı “Ben Bir Vakıf Kursam” konulu bir kompozisyon yarışması düzenlediklerini, ortaöğretim öğrencileri arasında resim yarışması, minyatür ve fotoğraf yarışmalarını düzenlediklerini kaydetti. Bu yıl ilk defa “Vakıf İnsanlar” ödülünü verdiklerini belirten Beyazıt, Prof. Dr. İhsan Doğramacı, Prof. Dr. Metin Sözen ve Mehmet Tekerlek gibi hayırseverlere yapmış oldukları hayır çalışmalarından dolayı Vakıf İnsan ödülünü verdiklerini söyledi.

Osmanlı arşivleri dijital ortamda

2006 yılında üzerindeki durdukları en önemli olaylardan birisinin tarihî eserlerin içerisini dolduran Osmanlı, Selçuklu ve Beylikler Belgeleri gibi 12 milyondan fazla belgenin tamamını günümüz Türkçesine çevirdiklerini bildirdi. Beyazıt, “Osmanlıca olan belgeleri Türkçeye çevirip bilgisayar ortamına aktararak, bunları dünya medeniyeti haline getireceğiz. Şu anda tüm arşivlerimiz taranıyor. 12 milyondan fazla belge yedi gün 24 saat çalışarak sistemin oluşturulmasına gayret ediliyor” dedi.

Tarihîmiz çalınıyor

Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt, Türkiye’de fesadın, çürümenin en fazla doruğa ulaştığı alanlardan birisinin san’at ve mimarî eserlerde kendisini göstermekte olduğunu belirtti. Avrupa müzelerine bakıldığı zaman bu müzeleri zenginleştiren varlıkların büyük çoğunluğunun ya Mısır Medeniyetine ya da Anadolu Medeniyetleri’ne ait olduğunun görülmekte olduğuna işaret eden Beyazıt, Anadolu’nun tüm medeniyetlerinin var olduğu bir alan olduğu için bu eserlerin vakıflara ait olduğunu söyledi. Eserlerin yıkılması ile tahribat yapılmadığını dile getiren Beyazıt, eserlerin içerisini süsleyen çiniler, halılar, kilimlerin çalınarak hırsızlıkla başka ülkelere götürüldüğünü kaydetti. Beyazıt, “Kaçakçılıkla mücadeleyi en önemli görevlerimiz arasına aldık. Kaçakçılıkla mücadele bürosu oluşturduk. Bu büroya san’at tarihîni bilen bu eserlerden anlayan yabancı dilere sahip olan insanları yerleştirdik” diye konuştu.

24 saat takipteyiz

Tarihî eser kaçakçılığını önlemek için kaçakçılıkla mücadele bürosunun 24 saat çalıştığının altını çizen Beyazıt, dünya’nın neresinde ne çalınırsa çalınsın mutlaka Avrupa ülkelerine gittiğini ve orada da belirli müzayedelerde satışa çıkarıldığını söyledi. Kaçakçılıkla Mücadele Bürosu’nda çalışanların da Avrupa’daki müzayedelerdeki eserleri takip ederek hangi müzayede de Türk eseri varsa onları bularak Türkiye’ye getirdiğini söyledi. Beyazıt bu çalışmalar kapsamında Elazığ Arap Baba Camisinden çalınan 123 kilogram Çinilerin İsviçre’den getirildiğini ve son olarak da İstanbul’da yapılan 3 büyük tarihî eser operasyonunda vakıf eserlerinden çalınan Osmanlı dönemine ait Çini levha, Selçuklu dönemine ait kandillerden oluşan toplam 254 adet vakıf eşyasının ele geçirildiğini belirtti. Eserleri hırsızlıktan korumak için bazı tedbirler aldıklarını anlatan Beyazıt, İstanbul’u pilot bölge seçtiklerini, kamera sistemlerini yerleştirerek ısıya dayanıklı bir güvenlik sistemi oluşturduklarını belirtti. Üsküdar ilçesi, Atik Valide Külliyesinde Sultan 3’üncü Murat’ın annesi Nurbanu Valide Sultan tarafından yapılan Külliyenin içerisinde bulunan çinilerden ibaret olan son derece önemli bir levhanın camiden sökülerek çalındığını hatırlatan Beyazıt, söz konusu çininin Suriye’de bulunduğunu daha sonra Paris Büyükelçiliğine teslim edildiğini ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün elinde olan çiniyi basın mensuplarına gösterdi. Camilerin içerisinde duran eserlerin hırsızlara açık bir hale geldiğini belirten Beyazıt, bunun önüne geçmenin yolunun müzeler açmak şeklinde olduğunu ve bu bakımdan Türkiye’nin 12 farklı yerinde müze açacaklarını bildirdi.

Camilerde bulunan halıların toplatılması

Beyazıt, tarihî eser kaçakçılarının en fazla el dokuma antika halılarının camilerde olduğunu vakıf eserlerinde olduğunu bildiklerini ifade etti. Tarihî eser kaçakçılarının camilere giderek oradan ucuz fiyatlarla din görevlerinden satın aldıklarını ve yerine de makine halılarını koymak suretiyle koyduklarını belirtti. Yüzlerce camiden toplanan halıların güvenliği uygun olmayan ortamlarda muhafaza edildiğini kaydeden Beyazıt, daha sonra Türkiye’de nerede ne kadar halı varsa ayıklanmadan ve seçilmeden halıların çürükleri de dahil olmak üzere kamyonlarla Ankara’ya getirdiklerini söyledi. Beyazıt, 20 binden fazla halının 10 binden fazla da kilimin getirildiğini ve tamamının temizlendiğini dile getirdi. 2 bin 641 adet el dokuması halı tesbit ettiklerini belirten Beyazıt, 2 bin 43 adet de el dokuması kilim olmak üzere toplam 4 bin 684 adet halı ve kilim elde edildiğini 8 bin 800 'de etnografik halı ve kilim elde edildiğini söyledi. Türkiye’de Ankara, İstanbul, Edirne, Tokat, Konya, Bursa, Antalya, Kastamonu, Kayseri, Gaziantep ve Sivas’ta müze faaliyetlerini son aşamasına gelindiğini söyledi. İstanbul’da bulunan Halı Hastanesinde halıların bakımının yapıldığını belirten Beyazıt, halı ve kilimlerin tamamının bu müzelerde sergileneceğini kaydetti. Rutubetten arınmış ve güvenliği sağlanmış halıları müzelerde koruyacaklarını vurgulayan Beyazıt, insanların istifadesine sunarak buraları yaşayan müzeler haline getireceklerini söyledi. Daha önce Ankara İl Müftülüğü olarak kullanılan yerin de onarıldığını ve Mayıs ayı içerisinde bulunan Vakıflar Haftası’nda da resmî açılışının yapılacağını ifade etti.

26.12.2006


 

“Tanpınar Ödülleri” açıklandı

Bursa’nın merkez Osmangazi Belediyesince bu yıl araştırma-inceleme dalında düzenlenen “Tanpınar Ödülleri” yarışmasında, İzmir’den Ali Osman Dönmez, “Tanpınar’ın Şiir Estetiği ve Bursa Algısı Işığında Bursa’da Zaman Şiirini Okuma Denemesi” adlı eseriyle birinciliği kazandı.

Osmangazi Belediye Başkanı Recep Altepe, seçici kurul üyeleri şair Hilmi Yavuz, yazar Mustafa Armağan, gazeteci-yazar Beşir Ayvazoğlu, yazar Nevzat Çalıkuşu ve akademisyen Sadettin Eğri’yle birlikte restorasyonu tamamlanan Gökdere Medresesi’nde basın toplantısı düzenledi.

Altepe, büyük usta Ahmet Hamdi Tanpınar’ın adını yaşatmak ve Bursa üzerine oluşturulan edebiyat eserlerine yenilerini eklemek amacıyla düzenledikleri yarışmaya bu yıl 13’ü Bursa’dan toplam 38 eserin gönderildiğini belirtti.

İstanbul, İzmir, Antalya, Adana, Diyarbakır, Kars, Konya, Amasya, Bolu, Kayseri, Tekirdağ, Niğde, Tokat, Ordu ve Sakarya’dan da başvuru yapılmasının sevindirici olduğunu ifade eden Altepe, şunları kaydetti:

“Seçici kurul, İzmir’den katılan Ali Osman Dönmez’in ‘Tanpınar’ın Şiir Estetiği ve Bursa Algısı Işığında Bursa’da Zaman Şiirini Okuma Denemesi’ adlı eserini birinciliğe, Adana’dan katılan Ersun Çıplak’ın ‘Ahmet Hamdi Tanpınar ve Bursa’da Zaman’ adlı eserini ikinciliğe, İstanbul’dan katılan Yeşim Dinçer’in ‘Gelenekten Beslenen Yenilikçi: Ahmet Vefik Paşa’ adlı eserini üçüncülüğe değer buldu.”

Altepe, yarışmanın mansiyon ödüllerini ise “Bursa’da Zaman’ın Söz Dizimi Açısından İncelenmesi ve Dil Bilgisi” adlı eseriyle Bolu’dan Fatma Aksoy ile “Ahmet Hamdi Tanpınar’da Devam Ederek Değişmek” adlı eseriyle Niğde’den Kibar Ayaydın’ın kazandığını belirterek, yarışmaya Kayseri’den katılan Dilek Çetindaş’ın da “Tarihi, Karakterleri, Aitlikleriyle Gönülden Gönüle ve Bursa” adlı eseriyle özendirme ödülüne lâyık görüldüğünü bildirdi.

Yarışma için başvuruların 28 Ağustos-1 Aralık tarihleri arasında kabul edildiğini hatırlatan Altepe, birinciye 3 bin 500, ikinciye 2 bin 750 üçüncüye 2 bin, mansiyon ve özendirme ödülü kazananlara da biner YTL verileceğini kaydetti.

26.12.2006

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler


 Son Dakika Haberleri

Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004