Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 31 Mart 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Mustafa ÖZCAN

Syran mihveri



Modern zamanlarda Şam, daima mihverleşmelerin ve kutuplaşmaların merkezinde olmuştur. Önce 1958 ile 1961 arasında Birleşik Arap Cumhuriyeti’nin ortak çatısını temsil etti ve şemsiyesi altında yer aldı. Ama Suriyeliler infiratçı ve itizâlci siyasî tutumları sebebiyle bu bağı kopardılar. Bu aynı zamanda modern tarihteki en önemli başarısızlıklardan biridir. Onlarınki bir nevi Pakistan-Bangladeş beraberliğine ve ayrışmasına benziyor. Bereket Bangladeş ve Pakistan ayrışmasındaki gibi ayrışmaları kanlı olmamıştır. Şam daima Arap oybirliğinin ve icmasının dışında kalmıştır. Bugün Hamas’ı desteklemesi de aynı şekilde sureti haktan bir davranış ve yaklaşımdır. Zira, bunun sebebi Hamas’ı sevmesinden ziyade stratejik hedeflerinin bunu gerektirmesindendir. Geçmişten günümüze Fetih-Şam veya Esad-Arafat kavgasının tabii uzantısından başka bir şey değildir. Dün Birleşik Arap Cumhuriyeti çatısını dağıtanlar daha sonra gürünmez bir mihverin içinde yer aldılar. O da Ürdün Kralı Abdullah gibilerin ima ettikleri gibi Şiî Hilâli çerçevesidir. Kimi Neoconlar da bu mihvere ‘Syran mihveri (axes of Syran)’ adını vermektedirler. Şam’da yapılan bölünmüş Arap zirvesindeki vaziyetin sebebi de işte bu çatallaşma ve mihverleşme idi. Zirveye yaklaşık 9 Arap lideri katılmadı. Bu Syran mihverinin Şam zirvesine gölge etmesinden başka bir şey değildir. Şam zirvesi tam bir kutuplaşma yaşadı. Syran ekseni sebebiyle Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün ve Lübnan zirveyi boykot ettiler. Bununla da kalmayan Lübnan Başbakanı Sinyora zirve öncesi Şam rejimini cumhurbaşkanlığı seçimlerini sabote etmekle suçladı. Beşşar Esad zirve boyunca gergindi. Zira Arapların boykotu Beşşar rejimini zor durumda bıraktı. Bundan dolayı savunmadaydı ve Lübnan cumhurbaşkanının seçilmesi için işbirliğine hazır oldukları mesajını verdi. Bu aynı zamanda Riyad’a uzatılan bir uzlaşma eliydi.

***

Şam zirvesi açıkca bir fiyasko idi ve büyük bir bölünmeye işaret etmiştir. El Ahram Stratejik ve Siyasi Araştırmalar Merkezi’nden Vahid Abdulmecid açıkça bu bölünmenin varlığını doğruluyor (Divided Arab summit continues, BBC, 30 Mart 2008). Şam’da çifte mihverin çekişmesinin yaşandığına dikkat çekiyor. Bunlardan birisi esasta Suriye-İran yani Syran mihveri. Buna ek olarak Hamas ve Hizbullah zikrediliyor. Diğer Arap ülkeleri de karşı cepheyi temsil ediyorlar. Kaddafi de bu cepheleşmede en azından Şam zirvesi sırasında Syran tarafındaydı. İran’ı Araplara yabancılaştırmanın doğru olmadığını savundu ve Mübarek’i katılım için iknaya cok çabaladı ve özel uçağıyla Şam’a birlikte gitmeyi teklif etti. Ama Hariri suikasti nasıl ABD ile Şam arasında bir çatlak meydana getirdiyse 2006 Temmuz’unda Hizbullah-İsrail savaşı sırasında Beşşar Esad’ın Arap liderlerine “ensafu rical/yarı adamlar” demesi de Arap liderlerini kızdırdı. Suudi Arabistan gibi Arapları asıl kızdıran da Şam’ın Arap cephesini bölmesi ve İran’a aynı cephe içinde yer almasıdır. Bu tabii ki bugünün hadisesi değil. İran devriminden itibaren Suriye, İran cephesine geçmiştir. Bunun sonucunda Şam, İran-Irak savaşında İran’ı desteklerken İran da İhvan-Esad çekişmesinde ve Hama olaylarında Şam’ın yanında yer almıştır. Bu işbirliği daha sonra Lübnan’da Hizbullah’ı destekleme suretiyle devam etmiştir. Şam, Hizbullah’ı, taktik olarak İran da stratejik olarak desteklemiştir. Tarihte Memlük-Safevi beraberliğinin izdüşümünü andıran bu ekseni aşındırmak için iki koldan çaba var. Birincisi, Suudi Arabistan gibi ülkeler Suriye’yi tecrit ederek İran’dan ayrılmaya zorluyorlar. İsrail ise bu tecridi kırma karşılığında Suriye’ye barış teklif ediyor. Bölge çok ilginç üçlü bir oyuna veya köşe kapmacaya sahne oluyor.

***

İsrail basınının Şam ile Tel Aviv arasındaki gizli mesaj ve teati trafiğini sızdırmasının bölünmüş Şam zirvesine rastlaması tesadüf olamaz. Barak, İsrail’in öncelikli stratejik hedefinin Suriye ile barış için masaya oturmak olduğunu teyid etti. Şimon Peres de yıllar yılı bu politikayı savunmuştur. Bu çerçevede, Şam’dan Syran cephesinden ayrılması isteniyor. Ancak değişik sebeplerden dolayı Şam, İran’la ittifakını bozmak istemiyor. Dolayısıyla Şam kutuplaşmanın tam merkezinde bulunuyor. Bundan dolayı Şam, Arap cephesinin en zayıf halkasını temsil ediyor. İşte İsrail de bu halkadan Arap cephesine sızmayı deniyor.

31.03.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (30.03.2008) - Deliden al haberi...

  (29.03.2008) - Hıristiyanlığın zemini

  (26.03.2008) - Yeni gulat akımı ve takımı

  (25.03.2008) - Ankara mezhebi ve kriterleri

  (24.03.2008) - Dinsizlik ve din düşmanlığı

  (23.03.2008) - Gerekçe cereyanlar ve kavramlar

  (21.03.2008) - Deccal avcıları

  (20.03.2008) - Son döngü

  (19.03.2008) - Son hamle

  (18.03.2008) - ‘Özensiz ve gayri ciddî’

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ahmet ARICAN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri