17 Temmuz 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Dergilerimiz

Görüş

Barla kabristanı, nur hizmetkârlarını bağrında barındırıyor

Tekrar yola koyulduğumuzda; gidilecek menzil, Üstadımızın can dostları talebelerini sinesinde barındıran harika manzaralı Barla Kabristanı idi.

Öylesine hâkim bir tepede, hem umum Barla'ya, hem Barla denizine nâzır yemyeşil, bülbül yuvalarıyla dolu, çamların altında yatan mübarek medfunînin ruhlarına hediye edilmek üzere okunmuş olan mânevî hediye ve duâlarımızı arz etmek ve kabir ehlini ziyaret için kabristana dahil olduk.

Geldiğimiz yer Üstadın eski talebelerinden ve can yoldaşlarından Sıddık Süleyman, Şamlı Hafız Tevfik, Muhacir Hafız Ahmet gibi Üstadın hizmetkar ve talebelerinden Bayram Yüksel, Ali Uçar ve Bayram Ağabeyin şöförlüğünü yapan Mehmet kardeşlerin kabirlerinin bulunduğu mezarların başında bizim kafileden ve önceden gelenler ile toplandık.

Kur’ân bülbülü Harun Hocanın ruhu şâd eden okuyuşu ile gönülleri mest eden Yasin-i Şerif kıraatine adeta eşlik edercesine başımızın üzerindeki dallarda bulunan bir bülbül, o hazin nağmeleriyle, okuması bitinceye kadar ötmesine devam etti. Hocamıza adeta refakat etti. O bülbülün kıraat-ı Kur’ân'a refakat edercesine iştiraki ile meydana gelen mânevî havanın bendeki etkisi ise, bambaşka bir şekilde tezahür ediyordu. Ruhumda, okunan Kur'ân âyetlerinin verdiği hazzı duyarken, maddî âlemimde de yeni takılan ve alışmaya çalıştığım işitme cihazının yardımı ile bu sene Kur'ân kıraati, ezan-ı Muhammedî ve güzel okunan iman hakikatleri sesinden sonra en çok sevdiğim seslerden biri olan ve daima Rabbini 'Hak Hak' diye nağmeleri ile zikreden bülbülün sesi, uzun bir süre önce yazdığım bir şiirin şu mısralarını bana hatırlatmıştı:

Kaderiydi bu bülbülün her zaman

Böyle takdir etmiş yüce Yaradan

Gül açar, bülbül öter, döner devran

Bülbüle Hak Hak söyletir, Hak Sübhân her an.

Harun Hocam Yasin'i bitirince, İhlâs'tan aşağısını da bu nâçize okutmuş ve güzel bir bağışlama duâsıyla da duâ için izin vermişti. Biz acizâne hazır olan cemaatin ihlâs ve halis niyetlerini şefaatçi yaparak, başta Peygamber-i Zişan (asm) olmak üzere gelmiş geçmiş bütün peygamberler ile Resûlullahın al ve ashabına, selef-i salihin ve bilhassa manevî huzurunda bulunduğumuz asrımızın ve mütebaki asırların müceddid-i ekberi Bediüzzaman ve yakınları ve o kabristan ile beraber bütün yeryüzü kabristanlarında medfun umum Nur Talebelerinin ve cümle ahirete irtihal etmiş akraba-i taallükatlarımızın ruhlarına, okunan Yasin ve diğer sûreleri bağışlayarak duâya son verirken, o anda manevî huzurunda bulunduğumuz cennetmekân Üstadın manevî huzur-u irfanına arz etmek üzere şu mısralar dile geldi:

Müceddid-i ekbersin, asrımıza hoş geldin

Kur'ân'ın nurlarıyla bütün karanlıkları deldin

Bunalmış bu ümmete yeniden ümit verdin

Ey müceddid-i ekber, asrımıza hoş geldin

Seni anlayamadık bizler bile ey bedi'

Kalemin nur saçarken bizler durduk hep geri

Bu asrın nemrutları hep seninle uğraştılar

Zalimce işler yapıp seni bizden hep uzakta tuttular

Huffaş misâl karanlıkta açılan kör gözleri

Neşrettiğin nurları görünce yıkıldı emelleri

Koştular söndürmeye, ne mümkün güneş öflemekle söner mi?

Sönen kendileri oldu, parlayan bu nurlar karanlığa döner mi?

Sen Bediüzzaman’sın, bize haktan yadigâr

Nurları okudukça mekânlar geliyor bizlere dar

Hep koşmak istiyoruz peşinden diyar diyar

Bu nurları okuyup yaşamaya ve anlatmaya şiddetle ihtiyaç var

Bulunduğumuz bu mevkide, bundan uzun yıllar önce Barla Tesislerimizin açılışına arkadaşlarla beraber geldiğimiz o günlerde, yine aynı mevkide birlikte geldiğimiz kardeşlerimizle beraber aynı mezarların başında bu naçiz kardeşiniz Yasin, Tebareke ve Amme Sûrelerini okumuş ve duâsını yaparak bütün ehl-i imanın, bilhassa o kabristanda yatan mübarek ve kahraman Nur Talebelerinin ruhuna hediye etmiştim. Duânın hitamında, Düzce’den dâvâ arkadaşım ve Düzce’de ikamet ettiğimiz yıllarda kıymetli komşumuz İsmail Özdemir Bey yanıma gelerek, hanımının o tarihten beş yıl önce bir rüya gördüğünü ve bu rüyada şimdi kendilerinin de içinde olduğu cemaatle birlikte bu fakirin okuma ve yaptığı duâları aynı il içindeki şahıslarla birlikte gördüğünü beyan ederek, bizi hayretler içerisinde bırakmıştı.

Bu hususu teyit eden ikinci hadise ise, muhterem Mesut Kösebaşkan kardeşimizin hanımı Hacı Havva bacımız da, aynı gün aynı yerde o cemaate iştirak ederek şunu beyan etmişti: “Biz grup halinde mezarlığın önündeki düzlükte dizilmiştik. Mevlüt Ağabey de duâ ediyordu. Birden Üstadımız mezarların başında belirdi, gülerek hepimize tek tek baktı. Sonra, tahtalarla çevrili bir yer vardı üzerinde güller açmış, oraya doğru gidip gözden kayboldu.” Beyi Mesut Bey bana, Hacı Havva Hanım da bizim hanıma anlatmışlardı.

Demek Mevlâm bizim gibilerin göremediği bu güzel sahneleri, ihlâs ve sadakat ehline gösteriyor. Onlar nâmına biz de rahmeti sonsuz olan Rabbimize şükrediyoruz.

Haza min fadli Rabbi…

—Devami Yarin—

MEVLÜT POLAT

17.07.2009


YENİ ASYA’M

Yeni Asya’m nurun hadimi,

İnanın bozmam ben ahdimi.

Her gün bıkmadan usanmadan,

Alırım elime nur gazetemi.

Her biri, bir yaramı tamir eder

Dost olur mahlûkat, husûmet biter.

Bin bir sıkıntı verirken Süfyan âvâneleri

Yeni Asya’m ümitlendirir haneleri.

İhtilâf ile dağıtılmamalı Nur fidanlık,

İlim, irfan asrında böyle olmaz insanlık.

Kriz, savaş hepsi bizim hatamız,

İlâhî mesajı almadı, harap oluyor dünyamız

ABDULLAH EMRE BENLİCE

17.07.2009

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.