"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsan merak eder

05 Ağustos 2018, Pazar
Birisinin gökyüzüne baktığını gören insanlar da merak ederek gözlerini gökyüzüne dikerler.

Gecenin bir vaktinde telefonumuz çalsa, merak ederiz. Sabahın köründe kapımız çalınsa, “bu saatte kim gelmiş” diye merakla kapıya yöneliriz. Sokakta bir siren sesi duysak, ambulans mı, itfaiye mi diye merakla pencereye koşarız. Yani insanda önüne geçilmez bir merak duygusu vardır. 

Merak duygusu insanın gözünü gökyüzünde gezdirir, elini gezegenlere uzatır, hayalini yıldızlara yollar. Denizlerin diplerinde, dağların zirvelerinde, ormanların derinliklerinde, buzulların burudetinde ne var ne yok öğrenmek, eğer varsa, oraların sakinleri ile tanışmak ister. Karıncalardan kuşlara kadar, bütün mahlûkatın dilini öğrenmeye çalışır. Tek gayesi, onlarla konuşmak, onların hayatını ve mahiyetini yakından bilmektir.

Merak duygusu da, yerinde ve yeteri kadar kullanılırsa, insana bilmediğini öğretir. İlimde ve teknolojide insanın önüne yeni ufuklar açar. Bir çok keşif ve buluşlar, merak duygusundan ortaya çıkmıştır. Bediüzzaman Hazretleri, “Merak ilmin hocasıdır” diyerek, merak duygusunun insanı araştırmaya ve öğrenmeye teşvik ettiğini ifade etmiştir. 

Evet, insan merak eder, Mısır Piramitleri’nin nasıl yapıldığını, o taşların insan gücü ile nasıl üst üste konularak o kadar büyük yapıların meydana geldiğini, o çalışmalar esnasında iş kazasından dolayı kaç insanın öldüğünü merak eder. Ama develer hergün piramitlerin etrafında dolaşırlar, başlarını kaldırıp da bakmazlar bile. İnsanlar Peribacalarını merak ederler, dünyanın bir ucundan gelerek Kapadokya’yı ziyaret ederler. Ama o garip şekiller, oralarda dolaşan atların ve koyunların hiç merak ve ilgisini çekmez. Maymunların da müzeleri ziyaret ettiği hiç görülmemiştir.

İnsan, geleceğini merak eder. Geleceğin Allah’ın ilmi içinde olduğunu, Allah bildirmezse kimsenin gelecek hakkında kesin bilgiye sahip olamayacağını bildiği halde, merak duygusu yüzünden medyumlara, falcılara paralara vererek geleceğini öğrenmek isteyen pek çok insan vardır.

Demek ki merak duygusu, insana mahsus bir duygudur. İnsan, mahiyetini bilmediği, sırrını çözemediği durumları merak eder. 

“Bilirsin ki, en ziyâde insanı tahrik eden meraktır. Hattâ, eğer sana denilse, ‘Yarı ömrünü, yarı malını versen, Kamerden ve Müşteriden biri gelir, Kamerde ve Müşteride ne var, ne yok, ahvâlini sana haber verecek. Hem doğru olarak senin istikbâlini ve başına ne geleceğini doğru olarak haber verecek’; merakın varsa, vereceksin.” (Sözler) 

Evet, merak duygusu, yerinde ve yeteri kadar kullanılmazsa, insanın başına iş açar. Bu merak duygusu, hayatına mal olabilir. Nitekim merak saikasıyla zirvelere tırmanan dağcıların buzullardan kayarak öldüğünü, denizlerin dibini merak eden bazı dalgıçların vurgun sonucu bu merakını hayatı ile ödediğini biliyor ve görüyoruz. Ama bu ölümler bile ne dağcıları tırmanmaktan, dalgıçları da dalmaktan alıkoymamıştır. 

Peki, bu kadar tahrik edici olan merak duygusuna sahip olan insan, “Nereden geliyorsunuz? Nereye gidiyorsunuz? Bu dünyada işiniz nedir? Reisiniz kimdir?” sorularının cevabını merak etmez mi? Hiç görmediği bir ülkeye giderken, orada nasıl karşılanacağını, ne ile karşılaşacağını, oranın nasıl bir yer olduğunu merak eden insan, öldükten sonra gideceği mekânı merak etmez mi? Orada ne ile karşılaşacağını, nasıl bir muamele göreceğini, dünyada iken haber verilen kabir hayatını, mahşerin dehşetini, hesap gününü, Sırat Köprüsü’nü, Cennet ve Cehennemi merak etmez mi? 

Evet, insan dünyasını merak ettiği gibi, ahiretini de merak eder ve etmeli. Şayet ahiretini merak edip ebedî hayatı için bir şeyler yapmıyorsa, bu merakı olmadığından değil, gafletle ve sarhoşlukla hislerini iptal etmiş olduğundandır. Yine Bediüzzaman Hazretleri’nin dediği gibi,”İptal-i his nevinden, gaflet sarhoşluğuyla muvakkaten hissetmez. Fakat, hissedeceği zaman, yani kabre yakın olduğu vakit birden hisseder.”

İşste o zaman iş işten geçmiştir. Artık ahiret sayfası açılmış, merak edecek bir şey kalmamıştır. 

Okunma Sayısı: 1020
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı